İki gündür, rüzgârdan iyi sinyal almıyorduk, öğleden sonra, etkili olmaya başladı. Babamın aldığı önlemlerin yanında, bir şeyler yapmamız gerekiyordu. Çünkü hava fena geliyordu.
Yaprak ve meyveler dökülmeye başladı. Dallar sarsılıyor ve kırılan da oluyordu.
İskeleyi yasladık ve çatıyı düzenlemeye çalıştık. Bazı kiremitlere taş koyduk. Böylece rüzgârın atmasına izin vermedik. Suyun aktığı yerlerdeki kiremit altına naylon serdik. Bacanın gövdesine bir kat daha demir teli sardık. Babamın yaptığını takviye ettik.
Evi sağlama aldığımızı hesap ettik. İskeleyle mereğe çıktık. Mereğin üzeri beton dökülmüştü. Üzerine arıları yerleştirmiştik. Arıların kovanlarına, kesme taşları koyduk. Yan ve üstüne yerleştirdik. Böylece kovanı rüzgârın atması mümkün değildi.
Bu arada akşamın alaca karanlığı çökmeye başlamıştı. Demek ki çatıda uğraşmıştık. Kardeşim, usta değiliz ya o kadar yapabildik, dedi.
Arıları sağlama almamız hoşumuza gitti. Bu arada yağmur damlaları öyle döküldü ki, fırtına dediğin böyle bir şeydi. Görülmemiş bir fırtına başımızdan nerede ise saçımızı alacaktı. Evin başındaki şeftali ve yeni dünya ağaçlarına küçük iskeleyi yasladık.
Büyük iskeleyle, çayır ve mısır saplarının olduğu yığınlarının tepelerini naylonla bağladık. Böylece yağmurdan ve rüzgârdan korumuş olduk. Yoksa yağmur içlerine girer ve çürüme olayına neden olurdu.
İskeleyi, evin önüne getirdik ve ışıkta bakımını yaptık. Yağmur tüm şiddetiyle etkisini sürdürüyordu. İçeriye su damlamıyordu. Kiremitlerde ve bacada problem yoktu. Arıları da sağlama almıştık. Çayır yığınının uç kısmını bağladık. Yanındaki incir ağacı kopmuş ve sınırdakilerin, dalları kırılmış ve bir tarafa uçmuştu.
Karanlığa rağmen, dalların kırılıp uçtuğunun farkındaydık. Başımızın üstünden geçip gidiyorlardı. Kendimizi kapının önünde korumaya aldık. Kapı ve pencereyi iyi ki, kilitlemiştik. Evin arka tarafındaki eriğe sarılı asmayı, erik ağacıyla birlikte bahçenin kenarına atmıştı.
Su bidonları ise tahminimize göre, vadide soluk almıştı.
Atmosferin hırsı nereden geliyordu. Bir haftadır, olayı güneşin yakmasına bağlayan kardeşim, deniz de bile serinleyemedik, dedi.
Dalından koparamadığımız portakalları bile fırtına dökmeyi başarmıştı. Dallarda bir tane meyve kalmamıştı. Çakan şimşek bize görüntüyü kısa da olsa gösteriyordu. Yoldan aşağı akan suyun tarlaya geçmemesi için sapaklara iskeleyi koyduk ve arasına taş ve toprak doldurduk.
Fırtınayı normal olarak algılayan ailelere çok zarar olmuştu. Çünkü önlem almamışlardı.
İskelemiz sayesinde her şeyi bağlayabildik. Uçmasını engelledik. Fırtınanın yaptığını yarın gün aydınlandığında görecektik.
Gün açımını, heyecanla bekliyoruz.
Hasan TANRIVERDİ















