Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

İşe Alırken Yaşanılan Kaos


08 Mart 2020 00:02

Yorum Yapılmamış

Merhabalar…

Bu gün uzun zamandır yaptığım gözlemlerim doğrultusunda ve  anlam bütünlüğünü kaybetmiş bir konu hakkında sizlerle düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.

Daha evvel  eğitimle ilgili yazımda da bahsettiğim gibi yapısal ve kültürel yaklaşımlardan ötürü ebeveynler çocuklarını büyütürken daha baştan meslek sahibi yapmak yerine “Oğlum, kızım bak çok çalış notların yüksek olsun doktor, avukat ol ki çok para kazanasın” diyerek yıllarca o taze beyinlere bu komutu kazır dururlar. Sonuçta ise genelde tam tersi olur.

Okul yaşantımız öyle ya da böyle bittikten sonra o meşhur CV’lerimizi internetteki bir çok firmaya seçim yapmadan bombardıman eder gibi yollar dururuz.

Bir süre sonra kurumsal bir X firmasından size telefon gelir. Arayan insan kaynaklarıdır, ince ve tane tane konuşan bir ses size bir kaç soru sorup görüşmeye çağırır. Siz de verilen gün ve saatte dolabınızdaki en iyi takım elbiseyi giyip, parfüm şişesini üstünüze boca edip gidersiniz. Amaç çekici görünmek ya  catwalk yürüyüşü dahi yapacak durumdasınızdır. Daha sonra insan kaynakları ve yetkili bir kaç kişi karşınıza oturup size sorular sorarlar. Bu soruların iki tanesi yapacağınız işle alakalı ise geri kalan hepsi sadece prosedür icabı sorulan sorulardır, hatta bazıları özel bile olabilmektedir. Verdiğiniz cevaplar doğrultusunda karşınızdaki insanlar notlar alırlar, bazen kendinizi çapraz sorguda bile hissedebilirsiniz. Görüşme bitiminde klasik olan “Biz size haber vereceğiz “ lafını duyar ve oradan ayrılırsınız.

Daha sonra belirsiz bir bekleme süreci başlar. Siz bu meyanda iş başvurularına devam edersiniz. Sonuçta yumurtaların hepsini bir sepette tutmanın anlamı yok öyle değil mi, yoksa idealist olup tutmak mı gerekir?

Ansızın bir gün işinizde ya da başka bir yerde iken telefon çalar; X şirketinden arıyorlardır ve sizi ikinci bir eleme için çağırıyorlardır. Siz yine jilet gibi giyinir gidersiniz. Bu sefer yine insan kaynakları ve bölüm müdürü karşınıza çıkar. Size yine sorular sorarlar. Aslında bir evvelki soruların biraz daha farklıları ama aynı mantıkta sorulardır. Bir süre sonra bu sizi germeye başlar. Çünkü; sonuç odaklı ve almış olduğunuz eğitimin karşılığını hemen ve en üst seviyede almak istediğiniz için görüşme esnasında stres de artmaya başlar. Bu da, yazının başında bahsettiğim üzere ailelerin çocuklarına uyguladıkları yanlış stratejiden, çocuğun yeteneği ya da sevdiği bir şeyi desteklemektense onu “ Bir baltaya sap ol da neye olursan ol, çünkü amacımız çok para kazanmak… Devlet kuracağız ya…”  şeklinde empoze etmesinden kaynaklanmaktadır. İkinci görüşme de bittikten sonra  size “Bizden haber bekleyin” denir ve oradan ayrılırsınız.

Bir süre sonra ya o X firmadan haber alırsınız ya da o firma ile ilgili hayalleriniz artık son bulmuş olur. Ansızın bir telefon çalar “İlk on kişinin içine seçildiniz tebrikler!!! “ denir ve karar aşaması için bir görüşmeye daha çağırılırsınız. Bu sizin hoşunuza hiç gitmese dahi mecburen gidersiniz. Sil baştan yine sorular, çapraz sorgu gibi alicengiz soruları sorarlar ve sonuçda ya olur ya olmaz.

Olmazsa hayal kırıklığına uğrarsınız, çünkü bir uğraş sarfetmişsinizdir ve sonuç yoktur. Burada garip olan olaya sanki 51. Bölge’de çalışacak eleman için seçim yapar gibi bir hava veriyor olmalarıdır. Bu kadar şekil ya da kendini çok profesyonelmiş gibi göstermenin anlamı olmadığını düşünüyorum. Sonuçta bu aday  X kurumsal bir firmada bir masanın başına oturturulup masa başı işi yapacak. İnsan klonlamayacak.

Burada, herkesin kendine pay çıkarması, önemli hissetmesi yani “Ben aldım seni işe…” egosu ile davranması bana çok anlamsız ve komik geliyor. Adayın geçmişine bakarsın, tecrübesine bakarsın ve aradığın ne ise ona göre birini seçersin. Yok öyle üç aşamalı sınav gibi şekilden şekile girmek! Komik bir durum. Alınan aday sonuçta mucizeler yaratmayacak, zaten istenen de o değil.

Adayın yeteneklerini, birikimlerini zaten konuşmaya başladığında, kültürel yapısını az çok anlarsın. Ama o üç aşama olayı olmasa, orada o görevi yapacak insanlara da gerek kalmayacak, sonuçta onlar da  kendilerine iş yaratmalılar ve kendilerini önemli hissetmeliler değil mi?  Durum biraz da yine egolara dayanmakta. Sonuçta o firma o insanı aldıktan sonra her işi yaptırmaya çalışıyor. Hani kurumsallık, kalite, özgünlük? Görüşmede iş tanımını anlatırlarken sanırsınız ki çok gizli bir yerdeymişsiniz ve burada derinlemesine kontrollerin yapıldığını düşündüren bir ruh haline sokarlar sizi.  Oysa hepsi anlamsız prosedür ve zaman kaybından başka bir şey değil. Hayatı bu kadar zorlaştırmaya gerek yok bence. Yalın olan her şey güzeldir, meziyet bunu görebilmek ve kullanabilmekte bence. O zaman şirket de kişi de her şekilde başarılı olur.

Hepinize sağlıklı ve keyifli bir hafta dilerim.

Doğada ve mavide kalmanız dileğiyle.

Çalışmalarımı web sitem üzerinden takip edebilir, web siteme abone olarak gelecek olan yeniliklerden de haberdar olmuş olursunuz.

Web: www.psalvatore.com

İnstagram: Peter_salvatore

Facebook: Peter Salvatore

Youtube: My Underwater World

Peter Salvatore

Okunma Sayısı: 63
Kategori: Peter SALVATORE

Yazarın Diğer Yazıları

Aksolotlar

Herkese merhabalar, Bugün ilginç bir canlı olan ve bilim camiasının yakından ilgilendiği bir canlı hakkında...

Altıncı Yok Oluş mu?

Herkese merhabalar, iyi akşamlar… Son zamanlarda hepimiz sınanıyoruz doğa tarafından diye düşünüyorum. Bugün Covid-19 yarın...

Vibrio Vulnificus

Merhabalar… Bugün sizlerle ilginç bir bakteri türü olan Vibrio Vulnificus ile ilgili edindiğim bilgileri paylaşmaya...

Dalışta Yüzerlilik

Merhaba Dalışı Sevenler…Bugün sizlere benim için önemli konularından biri olan dalışta yüzerliliğin önemi hakkında bazı...

Kutu Denizanası

Kutu Denizanasının zehri bir insanı 5 dakika gibi kısa bir süre içinde öldürebilir. Dokungaçlarının boyu...