Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

İçimizdeki Casuslar


27 Temmuz 2020 00:00

Yorum Yapılmamış

Ülkesinin menfaatleri için özel yetiştirilmişlerdir. Casuslar, bir başka ülkeye görevlendirildikleri planlar doğrultusunda özel yetenekli kişilerdir.  Karda yürürler izini belli etmezler. Planları yıllar alsa da amaçlarına ulaşmak için özel gayret sarf ederler.  Görevlendirildikleri ülkelerde özellikle cahil insanların din ve mezhep olgusundan yararlanarak mesleklerine alet ederler.  Onlar bazen; bir siyasi, bazen sanatçı, futbolcu, sendika başkanı veya daha aklınıza ne gelirse o kimlikte olurlar. Sinsiliğini fark edemezsiniz. Yerine göre muhafazakar, yerine göre Atatürkçü, Karl Marx ve daha nice …izmler olurlar. İçinizdeki kılcal damarlara kadar girme yetisine sahiptirler. Karşısındaki kitlenin ruhunu çok iyi bilirler. Devletleri, onları bazen ‘bilgi toplasınlar.’ diye teröristlerin arasına bile sokarlar. Bazen de aynı ülke içindeki hainleri maşa olarak kullanırlar. Tıpkı FETÖ örgütünde olduğu gibi!

Tarihin sayfalarında o kadar meşhur casuslar vardır ki, gittikleri ülkelerin kaderleriyle oynamışlardır. İşlerine ters giden siyasi liderleri öyle böyle mutlaka koltuklarından indirmişlerdir. Aleyhinde yazan gazeteci ve yazarları bir köşe başında pusu kurarak öldürmüşlerdir. Olay üstüne olay çıkartıp ülke halkını birbirine kırdırmışlardır.  Ekonomilerini bile çökertmişlerdir. Bürokrasi içine yerleştirdikleri müritleri ile ülkenin;  adaletini, basınını her şeyini yok etmeye çalışmışlardır. Çünkü aldıkları emir, yok etmeyi planlama üzerinedir.

Kimler yok ki? Vereceğim isimler arasında mutlaka tanıdıklarınız çıkacaktır. Bunların dişisi de var,  erkeği de… Dişileri daha çok vücutlarının cazibelerini kullanarak avladıkları siyasileri gösterişli yataklarına çekerek, yaptıkları cilvelerle çok önemli bilgileri alıp ülkelerine götürmüşlerdir.  Mata Hari’yi duymayan yoktur. Hatta filmini bile seyretmiş olabilirsiniz. Bu kadın bir fahişe ve dansözdür. Casusların kraliçesi olarak ün yapmıştır. Amerikalı İsabella Boyd,  Nathan Hate, Sırbistanlı Dusan Popov, Alman Klaus Fuchs, ve daha niceleri… Şimdi bunların torunları çeşitli maskeler altında birçok ülkenin içinde cirit atmaya devam ediyorlar…

Birinci Dünya Savaşı dönemlerinde Osmanlıya karşı Arabistan’da ayaklanma çıkartmak için görevlendirilen İngiliz Thomas Edward Lawrence’yi bilmeyen yoktur. Onun da filmi çevrilmiştir. Lawrence, Araplarla sıcak ilişkilere girdi. Onlar gibi konuştu, onlar gibi giyindi, törelerini uyguladı ve kendini sevdirdi. Sonunda amacına ulaştı ve Arapları Osmanlıya karşı kışkırtarak ayaklandırmayı başardı. Onun annesi de yaman bir casustu!

Gelelim İngilizlerin ikinci önemli casusuna!  İngilizler amma da casus üretiyorlar, değil mi?  Afganistan’a görevlendirildi. Namı ‘Topal Molla’ idi. İngilizler onu dini kullanarak Afgan Kralı Emanullah Han’ı devirmesi ile görevlendirdiler. Çünkü bu Kral, Atatürk’ün yolunda giden ve ona hayran olan bir liderdi. Kurtuluş Savaşı’nda Türkiye’ye büyük yardımlar yapmıştı. Hatta Afganlı kadınların altın takılarını göndermelerini de sağlamıştı.  Bu durum İngilizleri rahatsız etmişti. Ve bu kralın devrilerek cezalandırılması gerekiyordu. Topal Molla, ilk olarak 1920 yılında bir dergâh kurdu. Ufak ufak müritleri etrafına topladı. 1925 yılı geldiğinde müritlerinin toplamı 300 bini bulmuştu. Sıra geldi bu müritlerle kralı alaşağı etmeye…  Bir iç karışıklıkla Emanullah Han ülkesinden ayrılırken sınırda bu casusla karşılaşır. Topal Molla sarığını çıkarır ve şöyle der: “Afganistan’da görevim bitti, İngiltere’ye dönüyorum.” der.  Emanullah Han ise “Seni tanıdım. İngiliz casusu olduğunu da biliyordum. Fakat halkıma o kadar tesir etmiştiniz ki, senin casus olduğuna onları bir türlü ikna edemedim ve inandıramadım.” der.

Şu anda içimizde o kadar çok Atatürk düşmanı türedi ki. Nerede ararsan var! Aklıma Türk Tarih Kurumu Başkanlığına getirilen Ahmet Yaramış. O da son, yaptığı bir açıklamada,  FETÖ ile barıştan söz ediyordu. Ne dersiniz? Olabilir mi? Ne mi? Siz anladınız! Bu sözünden sonra istifa etti. Bir başka isim, yakınlarda ölen, Kadir Mısırlı… Muhafazakâr kesimin ayağına gittiği bu zat, Kurtuluş Savaşımız için ne demişti? “Keşke Yunan galip gelseydi.” Onun için ne dersiniz? O da olabilir mi? Ve internetlerde dolaşan Atatürk düşmanı söylemlerini dile getirenler de olabilir mi? Veya bir Topal Molla’nın müritleri?

Bu casuslar özellikle Orta Doğu gibi ülkelerdeki cahil halkları din ve mezhep üzerinden etkisi altına alırlar. Düşünebiliyor musunuz Türkiye’nin birçok yerine dağılmış holdingleşen medya kuruluşları olan ve kendi içlerinde çeşitli kollara ayrılmış birçok tarikat bulunmaktadır. Ve birçoğu da devletin önemli bürokrasisinde görev almaktadırlar. Acaba aralarında Topal Molla gibi olanlar var mıdır?

2019 yılının Kasım ayında İstanbul’da ölü bulunan İngiliz ajan James Gustaf Edward Le Mesurier’in evinde yapılan incelemelerde, beş yüz adet M. Sadık Gümüş’ün yazdığı, “İngiliz casusun itirafları ve İngilizlerin İslam düşmanlığı” isimli kitap bulunmuştu. Ya Kurtuluş Savaşımızda İngilizlerle işbirliği yapan içimizdeki hain ajanlara ne demeli… Saymakla bitmez!

Kim ne derse desin, ülkemiz şu anda bu tarikatların da etkisi ile Muhafazakâr ve Cumhuriyetçiler olarak siyasi görüş olarak ayrışmış durumdadırlar. Ve insanlar siyasetin bu ayrıştırıcı çirkin yüzünü oldukça hissetmektedirler.  Her ikisinde de Türkiye Cumhuriyet Nüfus Kâğıdı olmasına rağmen aralarında; örf, adet ve yaşamsal olarak oldukça farklılıklar görülmektedir. Her ülkede mutlaka; yöre, din, mezhep veya kültürel farklılıklar olacaktır. Birisi operayı severken diğeri sevmeyebilir.  Bazısı, Nazım’ın şiirlerinden bazıları ise Necip’in şiirlerinden hoşlanabilir.  Kimisi keman sever, kimisi ney. Kimisi Tolstoy okur, kimisi de Emine Şenlikoğlu’nu… Bu bir ülke için kültürel zenginliktir. Kim neden hoşlanıyorsa onu yapsın.  Kanunlarla başkasının özgürlük alanını engellemeyelim. Gerçek demokrasi ve özgürlük her tarafa yayılsın. Kimse düşüncelerinden dolayı şiddet uygulanmasın ve hapse atılmasın. ‘Bizden olmayan bertaraf olsun!’ denilmemelidir!   Önemli olan bu mozaiğin içine çomak sokulmadan, insanların barış içinde mutlu ve huzur içinde yaşayabilmeleridir. Ortak değerlerde hoşgörülü olarak birleşebilmeliyiz. O nedir?  Cumhuriyet ve onun değerlerdir. Ancak zaman zaman sanıyorum ülkemizde dolaşan casusların fişeklemeleri ile toplumu birbirine kırdırmak isteyen zihniyetler, kendilerine uydu rejimleri yaratmak adına dün olduğu gibi bugün de olacakları gibi gelecekte de olacaklardır.

Bizimle tarihte savaşan ve kaybetmiş ülkelerin aklında hâlâ ülkemizi parçalamak vardır. Bunun için her birimiz, uyanık olmalı ve o aramızda dolaşan Topal Mollalara ve Lawrence gibi casuslara fırsat vermemeliyiz. Çünkü bir ülke; halkının birlik ve beraberliği yanı sıra onların üretecekleri bilimle ancak güçlüdür.

Ertuğrul ERDOĞAN

Yirmibeştemmuzikibinyirmi.

Okunma Sayısı: 321

Yazarın Diğer Yazıları

3020 Yılına Mektup

Size nasıl hitap etmeliyim, onu bilmiyorum ama Atatürk’ün “Cumhuriyet ilelebet payidar olacaktır.” Söyleminden yola çıkarak...

Egzotik Hindistan Ve Edebiyatı

Hindistan! Her şeyi ile birçok ülkeden farklı yaşayanların bulunduğu ülke! Attığınız her adımda yeni sürprizleri...

Varavara Roa’nın Özgürlük Savaşı

Not: Bu yazım Üvercinka Dergisi’nin Ağustos 2020 Tarih ve 70. sayısında yayımlanmıştır. Edebiyatın farklı dili...

Bili Bili Gates ve Saz Ekibi

İnsanoğlu, Bermuda Şeytan üçgeni içine girmişcesine şaşkın bir halde! Komplo teorileri havada uçuşuyor. Hava derken...

Rampukar’ın Fotoğrafı

Suriye Savaşının simgesiydi Aylan Bebek. Anımsadınız mı?  Ailesiyle birlikte bir botla refah bir ülkeye umut...