Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Cuma, Ocak 30, 2026
  • Giriş Yap
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Anasayfa Yazarlar Selami GÜREL

Hilal Kaplan “Yargıtay…” deyince Doğan Akhanlı’yı Anımsadım

Selami GÜREL Yazar Selami GÜREL
01 Ocak 2015
Selami GÜREL
0
401
Paylaşma
5k
Görüntülenme
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Bugün size 2010 yılında başlayıp, bir yıla yakın yoğun olarak gündemde kaldıktan sonra “unutulmaya” yüz tutan, ama halen devam eden bir davadan bahsedecek, ardından konunun günümüzle olan ilişkisini ekleyeceğim. Eğer Hilal Kaplan’ın 28.12.14 tarihli “Yargıtay 9. Ceza Dairesi” içerikli yazısını okumasaydım, büyük ihtimalle bu yazıyı kaleme alma gereği duymayacaktım. Beni olumlu anlamda tetikledi.

Doğan Akhanlı binlerce 12 Eylül sürgünlerinden biri, özellikle soykırımlar konusunda uzmanlaşmış bir romancıdır. Çok yakın dostum, hatta –sürgünlük anlamında- kader ortağımdır. 12 Eylül sürgünlerinin çoğu, Türkiye’de haklarında ne tür hukuki davalar sürdüğünü bilemezler. Avukatların en alası bile onların dosyalarına ulaşmayı başaramaz. Ulaştıkları dosyalarda bulunmayan bazı “bilgiler” polisin elinde bekletilir. 1997 yılında ilk geldiğimde, hakkımda açılmış bir dava bulunmamasına rağmen kendimi önce Terörle Mücadele Şubesi’nde, ardından DGM’de bulmuş, neyse ki oradan serbest bırakılmıştım. Ben “şanslıydım”

Doğan da benim gibi, 2010 Ağustosunda, “gözünü karartarak” geldi. Havaalanında ben karşıladım. Gözaltına alındı, o da Terör’e götürüldü. Bir cinayetle itham edildiğini öğrendik ve tutuklandı. Doğan “şanssızdı” İlerleyen günlerde dosyayı incelemeye başlayan avukatları Haydar, Sennur ve ben bir komplo ile karşı karşıya olduğumuz konusunda hemfikirdik. Doğan’ın masumiyeti ve komplo son derece belirgindi. Olaya dair tüm belgelere, tanıklara yeniden ulaşıldı. Bunlar demokratik, duyarlı insanlarla, basınla paylaşıldı. Yaşar Kemal, Vedat Türkali, Adalet Ağaoğlu, Oya Baydar, Atilla Keskin, Günter Wallraff, Edgar Hisenrath, Zülfü Livaneli, Taner Akçam, Hasan Cemal, Eren Keskin, Hilal Kaplan, Bejan Matur, Cezmi Ersöz, Oral Çalışlar, Ragıp Zarakolu, Roni Margulies, Doğan Tarkan ve aklınıza gelebilecek tüm aydınlar davanın takipçisi oldular. Kurgu her tarafından öyle dökülüyordu ki, dört ay sonraki ilk mahkemesinde Doğan, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Bu arada, “ölmeden önce görmek istediği” babası, Doğan tutukluyken, ayrıldı aramızdan. Beş ay sonraki, yüze yakın izleyicinin hazır bulunduğu mahkemede ise beraat etti. Savcı beraat kararına itiraz ederek dosyayı Yargıtay’a gönderdi. “Ne hikmetse ve tesadüfen” Doğan’ın dosyası da tıpkı Pınar Selek’in dosyası gibi “9. Ceza Dairesi’ne” gitti. Yargıtay, beraat kararını bozarak, dosyayı yeniden mahkemeye gönderdi. Tüm bu süreçlerin iyice yorduğu Doğan tamamen tesadüf ve şans eseri Ahmet Kaya ya da Adnan Keskin’in kaderini paylaşmadan ciddi bir kalp ameliyatı ile hayata tutunmayı başardı. Ama yeniden sürgün oldu ve ülkesine gelemiyor. Davanın nasıl sonuçlanacağı ise hepimizin meçhulü.

Bizim gibi sıradan insanların, yargı, emniyet ve bürokrasinin içinde ne tür örgütlenmeler olduğunu, bunların insanların günlük yaşamlarını nasıl zorlaştırıp hatta cehenneme çevirebildiğini, başımıza bir “olay” gelmedikçe yakından bilme şansımız yoktur. Ya da ortalama bir vatandaşın bildiklerini bilebiliriz. Ama uzun yıllardır bu ülkede hukuk, hak ve adalet kavramı öyle dejenere oldu ki, artık sıradan insanlar bile, hangi mahkemenin hangi hakiminin, hangi “görüşe” yakın olduğunu biliyor. Bu yazıya başlamadan önce birkaç hukukçu arkadaşımla konuşup “Yargıtay 9. Ceza Dairesi” ile ilgili duyup okuduklarımı aktardım. Hepsi aktardıklarımı onayladı. “Dünkü askeri vesayetin savunucusu durumundakiler, bugün ittifak halinde aynı uygulamaları sürdürüyorlar” dediler.

Bu iktidar için yaptığı tüm eleştirilerin, tüm yazdıklarımın arkasındayım. Bu hükümet kendine oy versin ya da vermesin, asla herkesin hükümeti olmadı. Çeşitli inanç gruplarının, farklı yaşam tarzına sahip insanların özgürlüklerinin koruyucusu ve güvencesi olmadı. Kendi kafalarında kurdukları toplum modelini yetmiş milyona dayattılar. İktidarda bulunmayı, “kendi zenginlerini yaratmanın aracına” dönüştürdüler. HES’lerle, nükleer ve termik santrallerle ülkenin ekolojik yapısını geri dönülemeyecek şekilde tahrip etmekten çekinmediler, çekinmiyorlar. Bu ülkede işçilerin de yaşadığını, onların çalışma ve iş güvenliği koşullarının düzeltilmesinin kendi görev ve sorumlulukları olduklarını anımsamadılar.

Ülke işçi mezarlığına döndü. Taşeronlaşma çalışma hayatının bir parçası oldu. Alkol yasaklarıyla ve inanılmaz zamlarla gençleri adeta, daha ucuz, kimyasal uyuşturucuya teşvik ettiler. Özgürlükçü bir toplum hayal, yasakçı bir toplum gerçek oldu. Ama tüm bunlar, -önemli yolsuzlukların ortaya çıkmasına vesile olmuş olsalar da- Kürt Sorununun barışçıl bir şekilde çözüm ihtimali belirdiğinde, PKK ile görüşmeyi tahrip edip savaşı teşvik eden, ellerinde bulundurdukları polis ve adalet gücünü keyfi olarak kullanan Cemaat’in politik tutumunu asla aklamıyor. (Tıpkı hükümetin –yukarıda bazılarını saydığım- uygulamalarını aklamadığı gibi) Aklamak bir yana bu keyfiliğin kabullenemez olduğunu yeniden kanıtlıyor.

Her cemaat, her inanç, her farklılık kendini toplumda özgürce örgütleme hakkına sahiptir, ya da sahip olmalıdır. Devlet bu hakkın koruyucusu ve güvencesi olmalıdır. Ama hiçbir grup, tüm insanları ilgilendiren konularda ve alanlarda, kendi politik tercihine göre devlet içinde örgütlenemez. Bu beklentilerimle bizim devletin yüz yıldır henüz tanışmadığını ve mevcut hükümetin de böyle bir niyetinin olmadığını da biliyorum, ama biz bunda ısrarlı olmak zorundayız.

Eğer iktidar sadece “paralel yapı” teranelerini yinelemekten vazgeçer, Pınar Selek, Doğan Akhanlı ve bizim ismen bilme şansımızın olmadığı daha binlerce hukuk ve adalet mağdurlarının haklarını iade eder, özgürlükçü bir toplumun güvencesi ve koruyucusu olduğunu gösterirse, inandırıcı olacaktır. Aksi halde, seyrettiğimiz “bir kayıkçı kavgasıdır”

 

Paylaş
Etiketler: Hilal KaplanKürt sorununuParalel yapıpkkYargıtay Ceza Dairesi
Önceki Yazı

Korkunç Gerçekler – Hannah kimdi?

Sonraki Yazı

Hani Nerede Yeni Yıl Dediğimiz Yıllar?

Selami GÜREL

Selami GÜREL

İlişkili Yazılar

Selami GÜREL

Suçlu Ayağa Kalk

09 Ocak 2017
5k
Selami GÜREL

Putlarımız Yıkılıyor…

17 Eylül 2016
5k
Selami GÜREL

Mülteciler Hoş Geldiniz, Bu Topraklar Hepimize Yeter

03 Mayıs 2016
5k
Selami GÜREL

Yüz Yıllık Fabrika Ayarlarının Hükmü Kalmadı

02 Mayıs 2016
5k
Sonraki Yazı

Hani Nerede Yeni Yıl Dediğimiz Yıllar?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Trendler
  • Yorumlar
  • En son
Aşık Veysel ve Kara Toprak Türküsü Hikayesi

Aşık Veysel ve Kara Toprak Türküsü Hikayesi

22 Mart 2019
Ayak Tabanına Veya Göğüse Vicks Sürmenin Faydası Yok

Ayak Tabanına Veya Göğüse Vicks Sürmenin Faydası Yok

24 Ocak 2016

Yok Saymak

28 Mart 2020

Yıldızname Baktırmak Günah mı…Günah…

09 Haziran 2022

Keltepen’in Taşları /Şu Akkuşun Gürgenleri

18 Nisan 2020

Düz Dara Yâr Düz Dara

23 Mayıs 2020

Tüketicilerin Süt Tozu Dilekçeleri!

97

Fethullah Gülen’e 19 Soru

72

Ayasofya Açılsın Zincirler Kırılsın

70

İslâm Dışı Bir Uygulama: Çocuk Sünneti…

45

Gıda Mühendislerinin Petek Ataman’a Çağrısı

40

Şarkı Sözü Alan Var mı?

39
Suskun Ve Sessiz

Kürsüde Az Ses, Çok Mana

30 Ocak 2026
Toplumsal Cinsel Problem

Toplumsal Cinsel Problem

30 Ocak 2026
Vatandaşın Alım Gücü Azaldı

Türkiye Yüzyılı

30 Ocak 2026
Ailenin Dönüşümü

Ailenin Dönüşümü

30 Ocak 2026
Gece Aforizmaları (l)

İstanbul Üçlemesi Dolmabahçe Sarayında

30 Ocak 2026
Gurbete Arzuhâl

Gurbete Arzuhâl

30 Ocak 2026

Köşe Yazarları

Türkiye Deprem Haritası

 

Ayın Sözü

Lütfen Duyarlı Olalım!

de, da vb. bağlaçlar ayrı yazılır.

Cümle bitişinde noktalama yapılır. Boşluk bırakılır, yeni cümleye büyük harfle başlanır.

Dilimiz kadar, edebiyatımıza da özen gösterelim.

Arşiv

Sosyal Medya’da Biz

  • Facebook
  • İnstagram
  • Twitter

Entelektüel Künyemiz!

Online Bilgi İletişim, Sanat ve Medya Hizmetleri, (ICAM | Information, Communication, Art and Media Network) Bilgiağı Yayın Grubu bileşeni YAZAR PORTAL, her gün yenilenen güncel yayınıyla birbirinden değerli köşe yazarlarının özgün makalelerini Türk ve dünya kültür mirasına sunmaktan gurur duyar.

Yazar Portal, günlük, çevrimiçi (interaktif) Köşe Yazarı Gazetesi, basın meslek ilkelerini ve genel yayın etik ilkelerini kabul eder.

Yayın Kurulu

Kent Akademisi Dergisi

Kent Akademisi | Kent Kültürü ve Yönetimi Dergisi
Urban Academy | Journal of Urban Culture and Management

Ayın Kitabı

Yazarımız, Sedayi ALTUN’dan,

“Bir Eğitim Yolcusu” adlı güzel bir eser. Yazarımızın eseri, yine bir yazarımız ve Karadeniz Şairler ve Yazarlar Derneği yönetim kurulu üyemizin sahibi olduğu Ateş Yayınlarından çıkmıştır. Kendilerini kutluyoruz.

Gazetemiz TİGAD Üyesidir

YAZAR PORTAL

JENAS

Journal of Environmental and Natural Search

Yayın Referans Lisansı

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.

Bilim & Teknoloji

Eğitim & Kültür

Genel Eğitim

Kişisel Gelişim

Çocuk Gelişimi

Anı & Günce

Spor

Kitap İncelemesi

Film & Sinema Eleştirisi

Gezi Yazısı

Öykü Tefrikaları

Roman Tefrikaları

Röportaj

Medya

Edebiyat & Sanat

Sağlık & Beslenme

Ekonomi & Finans

Siyaset & Politika

Genç Kalemler

Magazin

Şiir

Künye

Köşe Yazarları

Yazar Müracatı

Yazar Girişi

Yazar Olma Dilekçesi

Yayın İlkeleri

Yayın Grubumuz

Misyon

Logo

Reklam Tarifesi

Gizlilik Politikası

İletişim

E-Posta

Üye Ol

BİLGİ, İLETİŞİM, SANAT ve MEDYA HİZMETLERİ YAYIN GRUBU

 INFORMATION, COMMUNICATION, ART and MEDIA PUBLISHING GROUP

© ICAM Publishing

Gazetemiz www.yazarportal.com, (Yazarportal) basın meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir.
Yazıların tüm hukuksal hakları yazarlarına aittir. Yazarlarımızın izni olmaksızın, yazılar, hiç bir yerde kaynak gösterilmeksizin kısmen veya tamamen alıntı yapılamaz.

Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta

© 2008 - 2021 Yazar Portal | Türkiye Interaktif Köşe Yazarı Gazetesi

Yeniden Hoşgeldin

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Şifrenimi unuttun?

Parolanızı alın

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap