Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Hayata Gelmemizin Nedeni, Keşfetmek ve Anlamak…


03 Nisan 2014 00:01

Yorum Yapılmamış

Yaşadığımız mavi gezegen dünyanın fotoğrafını, Voyager 1, 1990 yılında 6 milyar kilometre öteden çekti. 1 piksel değerinde fotoğraf…
Bizim yeryüzünden diğer yıldızlara baktığımız gibi görülüyor dünyamız.
Milyarlarca yıldızdan biri…
Milyonlarca ve milyarlarca kilometre öteden bir piksel değerinde mavi ışıklı dünyamız…
İçinde milyarlarca insan yaşıyor..
Hem de 1 pikselin içinde… 1 piksel 1 cm. Milyarlarca insanın boyutu ne kadar?
Ne çok anlam yüklüyoruz kendimize…
Hayatın merkezi kabul ediyoruz kendimizi…
Halbuki esas olan hayatın insana yüklediği görev, evreni anlamak ve keşfetmek…

1 piksel gözüken dünyamızın içinde yaşayan bizler olmasaydık, evrenin ne anlamı olabilirdi ki…
Keşfedilmeyen, anlaşılmayan evren ne işe yarardı ki..

****
İnsanın asıl görevi anlamak ve keşfetmek…
Keşfetmeyen, merak etmeyen, keşfettiğini anlamak için araştırmayan insanın ne anlamı olabilir ki…
Kentlerimizi yönetecek olan şehri-eminleri seçmek için sandık başına gittik.
Hayatın anlamı keşfetmek ve anlamaksa ki, öyle, o zaman yapılması gereken kentlerimizi yönetecekleri belirlemek için sandığa gitmek görevimiz… Ve Türkiye tarihinin en büyük katılımlı seçimlerini yaşadık.

Tam bir demokrasi şöleni.
Tam bir milletin kendi iradesine sahip çıkışı… Sandığın önemini kavramak… Bu bilinçle sandığa giderek tercihini yaptı.
Sandık aynı zamanda kendini ve milletin gücünü keşfetmenin ve anlamının yeri. 
****
Bilerek, düşünerek oy kullanmak… Kentlerimizin çıkarları için, kendi çıkarlarımızı için, geleceğimiz için oy kullanmak…
Ve nasıl oy kullanırsak kullanalım yer çekimi kanunları işliyor.
Bugün değilse yarın…
Bir sonraki gün değilse, mutlaka daha bir sonraki gün…
Yer çekimi kanunlarının gereği oluyor.
Hayat akması gereken yere doğru akıyor.

****
Oy kullanırken, dünle bugünü kıyasladık.
‘Bugünü yarına kimler nasıl taşıyabilir?’ diye düşünürek oy kullandık.
Ve en önemlisi ‘yaşadığımız kentleri kim, hangi zihniyetle yaşanabilir kılar’ diyerek tercihlerimizi yaptık.
‘Kim sürdürülebilir bir kent yaşamını, bize sağlayabilir’ diyerek millet iradesini tecelli ettiği sandıklara akın ettik. 
****
‘Kim bize yalan söyler çıkarları için, kim kentin çıkarları için yalan söylemez’ diyerek oy kullandık.
Yaşadığımız kentlerin büyümesinin, kentte yaşayan herkesin çıkarı olduğunu bilerek oy kullandık.
Kimilerimiz duygusal nedenlerle, kimilerimiz hemşerilerimiz olduğu için ama sonuçta ‘kentlerimizi bu adam daha iyi yönetir’ diyerek verdik.
****
Kimilerimiz kent demokrasilerin gelişmesi, kimilerimiz millet iradesine müdahale edenlerin bir daha müdahale edememesi için oy kullandık.
****
Ülkemizde demokrasinin, hukukun, insan haklarının, özgürlüklerin, hakların kazanılması için, vesayet rejiminin kime ait olursa olsun bir daha hakim olmaması için oy kullandık.
Eski Türkiye’nin aktörleri sandığa mahküm edildi. Sandıkta bir kez daha yenildiler.
****
Ve en önemlisi kentimizde oy kullanacağımız şehri emin’i hangi partiden olursa olsun, kentimize hizmet edecek, kentimizin çıkarlarını koruyacak, kibirle davranmayacak birine oy verdik.
Kentlerimizi koruyacak ve geliştirecek adaylara oy verdik.

Kimilerimiz partilerine bakmadan, kendi ideolojilerimize bakmadan..
Yaşadığımız kentler için oy kullandık…
Kimilerimiz partilere göre oy verdik.
Adayın kimliğine bile bakmadık, ‘partimizin adayı ise doğru adaydır’ diyerek oy verdik.
Yaşadığımız kentlerde yerel demokrasiyi geliştirecek, kentte yaşayan hemşerilerini yönetime katacak, hesap verecek, şeffaflık yaratacak adaylara oy verdik (mi, orası ise meçhul). Ve onun için biraz daha zamana  ve yerel demokrasi kültürünün gelişmesine ihtiyacımız var.

Son söz: Bu seçimler şunu gösterdi. Aylar öncesinden hazırlanmayan, seçimlere birkaç ay kala çıkan adayların işi zor. Onun içindir ki, partiler adaylarını en az bir yıl önceden belirlemeli ve bu adaylar kentin dengeleri gözetilerek belirlenmelidir. Mutlaka ve mutlaka o kentte yaşayan, kenti tanıyan adaylar tercih edilmelidir.

Not: Bu yazı, Cumartesi günü Gazete İstanbul’da yayınlanmış yazının güncelleşmiş halidir.

Okunma Sayısı: 68
Kategori: Ali TARAKÇI

Yazarın Diğer Yazıları

Erdoğan Giderse Ne Olur?

Erdoğan giderse Türkiye Suriye’den çekilir. Erdoğan giderse FETÖ yeniden devlet olur. Erdoğan giderse APO affedilir,...

HDP’ye Kobani Operasyonları; Geçmişle ‘Hesaplaşma’ Vakti!

Neden böylesine bir dönemde HDP eski ve yeni yöneticilerine operasyon yapıldı? Kobani olayları nedeniyle yapılan...

CHP’Deki Bu Tartışma Kime Yarar? Vatandaş Kendi Derdine Yanar…

Vatandaşın tüketici kredisi ve kredi kartı borçları toplam 720 milyara yükselmiş. Açlık sınırı 2 bin...

Ah Muhtar Ah… Eksikleri Varmış… Televizyonu Yokmuş!

Bir Muhtar düşünün, sudan bahanelerle belediye tarafından yapılmış binaya taşınmıyormuş. Eksikleri olduğu için taşın(a)mıyormuş! Neymiş,...

Dünyada Üç Misli Artan Salgının Türkiye’de Yüzde 47 Artması Gerçek Olabilir mi?

Pandemi konusunda verilen veriler, ekonomik verilerimize benzemektedir.’ Rakamları vatandaştan gizlerseniz, var olan sorunu çözmüş gibi...