Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Halteri Altüst Eden Naim’in Filmi Üzerine


29 Eylül 2020 00:00

Yorum Yapılmamış

60 kg ağırlığıyla, kendi ağırlığının üç katından 10 kg daha fazla kaldıran haltercimiz. Başka haltercilerin kaldıramayacağı kadar büyük yükün “altından girip üstünden çıkan” Avrupa, Dünya ve Olimpiyat Şampiyonumuz.

 

İlk dünya rekorunu kırdığında sadece 15 yaşındaydı. Bazısı bir daha karalamayacak 46 dünya rekoru, 7 dünya şampiyonluğu, 3 olimpiyat altın madalyası, 6 Avrupa şampiyonluğu sahibi.

 

1967 Bulgaristan’ın güneyinde Kırcaali’ye bağlı Mestanlı Kasabası’nda doğmuş, 2017 de vefat etmiştir. 50 yıllık kısa ömründe belki de O hayattayken kaleme ya da filme alınması gereken bir yaşantıya sahip koca yürekli sporcumuz.

Naim Süleymanoğlu… Nam-ı diğer: Cep Herkülü…

 

Uluslararası prestije sahip TİME Dergisi’nin 1988 Ekim sayısında “Everybody Wins – Herkes kazanır” haber başlığı ile dergiye kapak olmasıyla Türk Halkına yaşattığı milli gururu daha da köpürtmüştür.

 

Şimdi Onu daha yakından tanıma zamanı. Nasıl mı? Dilerseniz kardeşi Muharrem Süleymanoğlu’nun anılarını kaleme aldığı “Cep Herkülü” adlı kitabı okuyabilir dilerseniz aynı eserden beyaz perdeye alınan “Naim” isimli filmi izleyebilirsiniz. Süleymanoğlu’nun 1977 Bulgaristan günlerinden 1988 Seul Olimpiyatları arasında geçen 11 yıllık süreyi kapsayan filmini izlemeyi tercih edecekler için kaleme alınan değerlendirme bu yazımızın konusudur.

 

Filme Dair Notlar

Başrolde Hollanda asıllı Türk oyuncu Hayat Van Eck var. Eck, Ankaralı Türk bir annenin çocuğu olarak Amsterdam’da doğmuş ve 6 yaşına kadar orada yaşamış. Daha sonra ailesiyle birlikte İzmir’e taşınmış. Onur Saylak’ın senaryosunu yazdığı 2017 yapımı “Daha” isimli filmdeki “Gaza” rolüyle 24. Adana Altın Koza Film Festivali’nde “Umut Veren Genç Erkek Oyuncu Ödülü” ne layık görülmüş. Naim filminde üstlendiği başroldeyse aynı canlandırdığı isim gibi ağır bir yükün altına girmiş. Bu yük belki de Naim Süleymanoğlu’nun halterde kaldırdığı yükler kadar ağır. Bu kadar önemli bir rolü başarıyla yansıtmış kameraya.

 

Süleymanoğlu’nun çocukluk dönemini canlandıran Batuhan Davutoğlu ve ilk gençlik yıllarını oynayan Deniz Ali Cankorur da başarılı seçimler olmuş. Hele Batuhan Davutoğlu’nun sporcuların ve sadece bilet satın alanların girebildiği havuza kaçak girerek görevlilere yakalandığı sahnede öyle sevimli ki, izlerken yanaklarından makas almak istiyorsunuz. Her üç oyuncunun başarısı birbirlerini tamamlamış ve Naim’e dönüşmüşler.

 

Oturdukları kasaba ile Kırcaali arasında otobüs şoförlüğü yaparak ailesini geçindirmeye çalışan “Baba” rolündeki Yetkin Dikinciler ve “oğul hasreti çeken şampiyon annesini” canlandıran Selen Öztürk rollerinin hakkını teslim eden isimler olmuş.

 

Yetkin Dikinciler yani Süleyman Aga halter sporu için Kırcaali Spor Salonunda spor öğretmeniyle konuşurken “Yapcak sipor mu galmadı. Anası gomşulardan duymuş, bu yaşta bu siporu yaparsa boyu kısa galır hem de çocuğu olmazımış deye.” diyor ve izleyicide bir gülümsemeye sebep oluyor.

 

“Naim böyüg şehir bilmez ki, araba çeğner gızanımı.” diyerek 10 yaşındaki oğlunu Kırcaali’deki yatılı spor okuluna göndermeye gönüllü olmayan Naim’in annesi Hatice “Halter adam sporudur” diye Kırcaali’ye gitmeye razı edilmeye çalışılırken izleyicilerdeki anne kalbi gözyaşı dökmeye başlıyor. Yaşı küçük olduğu için yasal olarak gerekenler yapılırken”Sen kendine kızasın ki Naim’i halter için doğurmuşun.” der Hatice’ye Kırcaali’deki spor öğretmeni Enver (Gürkan Uygun).

 

Kırcaali Spor Okulu’nun ilginç mimarisi, konuşulan Türkçe’nin kendine özgü aksanına eşlik eden yerel müziklerle sıkça görülen kiril alfabesi yazılar filmde dikkat çekiyor. Kırcaali’deki yeni okulunda ve yeni sınıfındaki yazı tahtasının üstünde kiril alfabesiyle “Özgürce büyüyüp öğreniyoruz.” yazıyor olsa da “özgür ol(a)mayan Türklerin” yaşadıkları filmin ilerleyen dakikalarında gözler önüne seriliyor.

 

Filmin Gerçekliği Üzerine

Naim Süleymanoğlu, Seul Olimpiyatları’nda 5 olimpiyat rekoru kırdığında (yasal yoldan büyütülen yaşı kâğıt üstünde 21 olsa da) 19 yaşındaydı ve 3 yıldır ailesini görmüyordu. 1992 de Paraguayda adına pul bastırılan haltercimizin filminde adı geçenlerin çoğu bu gün hayatta. Dolayısıyla tamamlanmamış bir yaşam döngüsü aktarılıyor filmde.

 

Süleymanoğlu’nun yaşamını geçirdiği yerlerde çekim yapmanın önemine işaret eden ve bu durumu “Hayatımın en anlamlı ve en büyük projesi” olarak tanımlayan filmin yapımcısı Mustafa Uslu, şu bilgileri vermiştir: “Bulgaristan’da çekimlere başladık, Naim Ağabeyin doğup büyüdüğü Mestanlı, Kırcaali’de. Milli Takıma geçince oradan Sofya’ya gidiyor. Çekimleri orada yapınca, ister istemez oyuncular çekim dışında, olayın gerçek tanıklarıyla karşılaşmaya başladı. Mahalle arkadaşlarıyla, Naim Ağabeyin annesi, Hatice Anne hala Mestanlı’da yaşıyor. Muharrem Süleymanoğlu’yla, okul arkadaşlarıyla, diğer akrabalarıyla, ona minnet duyan halkla birebir temas ettiler. Bu onları oyunculuktan öte bir şeye motive etti.” (1)

 

Çekimleri dünyanın çeşitli ülkelerinde gerçekleşen filmde, Avustralya, Bulgaristan, Türkiye, Moskova, Brezilya, İngiltere BM sahnesi için ise ve ABD’de New York’ta gerçekleşmesi demek, ciddi bir teknik ekip ve ekipman kullanılması demek. Bu malzemelerin ve oyuncuların ülkeler arası transferi bile başlı başına büyük bir iş. Hatta Bulgaristan’da komünist dönemin canlandırılmasıysa ayrı bir konu.

 

Sonuç

Ülkemiz ve dünya spor tarihine adını altın harflerle yazdıran efsanevi halterci Naim Süleymanoğlu spor kariyerine 7 Dünya Rekoru, üç farklı olimpiyatta kazandığı 3 Olimpiyat Altın Madalya, 6 Avrupa Şampiyonluğu ile 7 tane Dünya Şampiyonluğu ve daha nice başarılar sığdırmış biri.

 

Naim’in Birleşmiş Milletlerde yaptığı konuşmadan sadece 3 ay sonra uluslararası baskılara dayanamayan Bulgaristan Komünist Partisi ülke sınırlarını açtı. Böylece 350 bin vatandaşımız ana vatana kavuştu. Bu realite filmin sonunda ekrana gelen şu metinle kaleme alınmış: “Naim Süleymanoğlu, 18 Kasım 2017 de aramızdan ayrıldı. Tek istediği halkına evrensel insan haklarını yaşatmaktı. Çocuk yaşta halkı için kaldırılmayacak yüklerin altına girdi ve kaldırdı. Bedelini bilerek ve isteyerek hayatıyla ödedi. Aramızdan ayrıldığında henüz 50 yaşındaydı.”

 

Bu satırlardan sonra (ne yazık ki) diyecek bir söz yok: “Allah rahmet eylesin, nur içinde uyusun.” demekten başka.

 

(1) https://www.aa.com.tr/tr/kultur-sanat/yapimci-mustafa-uslu-naim-hayatimin-en-anlamli- ve-en-buyuk-filmi/1649542 erş.trh:11.08.2020

Okunma Sayısı: 539
Kategori: Necla DURSUN

Yazarın Diğer Yazıları

Tek Kişilik Kutlama

Çok çeşitli kutlamalar olduğu gibi kutlanmaya değer bulunan birçok sebep vardır. Yeni bir iş, terfi,...

Özgürlük Yazarları

1994 eğitim-öğretim yılının başında Kaliforniya Long Beach’teki Wilson Lisesi’nde göreve başlayan 23 yaşındaki Erin Gruwell...

Eddie the Eagle – Kartal Eddie

Oğlunun sıvacı olmasını isteyen ve hiç bir zaman sporcu olamayacağını açıklıkla ve defalarca dile getiren...

Kelimelere Gizlenen Mazi

“Kopoy” bir tür av köpeği demektir. “Saya” ahır, “Mihor” içkici, ayyaş, “Peyke” ise bir tür...

Ülkeden Ülkeye; Şehirler ve İnsanlar…

İnsan ve mekân arasında duygusal bir bağ bulunduğundan denilebilir ki; şehirler ve insanlar arasında etkileşim...