Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Haftanın Menüsü “Böcelü Pancar”

BU GÜN PAZARTESİ
Yakup HALICI

24 Ocak 2020 00:02

Yorum Yapılmamış

Rahmetli Anam,

Böcelü pancarı çok iyi yapardı. Belki de ben ilk onun elinden yediğim içindir. Kimbilir…

Toz sobası üzerinde bakır tencerede fakırdayan suyun içine, elleriyle irice burduğu pancarları atar… Neye uğradığını şaşıran kar yemiş pancar bir yirmi dakika piştikten sonra içine yarı haşlanmış tane ala fasulyeleri boca ederdi.

Pişmeye yakın,yedikten sonra bizi kırk saat helada esir eden yakan kırmızı biberleri atardı.

Elbette salçası ile inek yağını eksik etmezdi.

Şimdi,

Geçmişe özlemmidir? Yoksa, pancarların mı eski tadı yok?

Kimbilir,belki de bizim ağzımızın tadı kalmadı.

Zaman,zaman mutfak tezgahına geçip yapmaya çalışırım. Ama nafile… O tadı tutturamam.

Eskiden yemek yaparken anamı taklit ederdim. Şimdi huyumu değiştirdim.

Artık modaya uyup tv kanallarında gördüğüm yeni icatları taklit etmeye çalışıyorum.

İcat bu ya,

Bazen benden başka bir Allah kulunun yemeye yanaşmadığında bozulmuyor değilim hani…

Aslında,öteden beri…

Yemek yapmak ve özellikle yeni icatlar çıkarmak benim mayamda var. Talebeliğimden beri arada bir depreşen yemek yapmak hevesi beni birkaç saat mutfağa esir eder.

Bu arada,ev ahalisinin acından ekmek tepsisinin dibini getirmiş olması hiç de umurumda olmaz.

Gocadık artık,

Bir de kahrımı çekecek ev ahalisi kalmayınca televizyon kanallarındaki yemek programları ile yarışmalarına esir ettim kendimi.

Bir kulağımdan girip öbüründen çıkmasına rağmen çeşitli terimler ve yöntemler öğrenmedim değil hani.

Yemek programlarını izlemek sadece yemek yapmaya olan alakamdan dolayı değil elbette…

Tv kanallarındaki abukluklar; bizim gibi eski kulağı kesiklerin artık gocalmaya yüz tutan sinir sistemlerinin hata vermesine yol açıyor çoğunlukla.

Sinirimizin şase yapması, doğal olarak tansiyon ve şekerin tavan yapması anlamına geliyor.

Ki… Şunun şurasında akşamın alaca karanlığını mekan tutmuş ömrümün tarumar olmasına değer mi? Diyorum kendi kendime…

Hele de kimin ya da kimler için? Her önüne gelenin kahraman olduğu,beka diye salya-sümük ağladığı,önüne gelenin hain ilan edildiği kanallarda…Vara,vara yemek yarışmalarına esir ettik kendimizi.

Beni şimdi ruhsuzlukla itham edenlere; “Evlat ömür yolunda kadettiğimiz yolda ne vatanperlerler, bekalar, hainler gördük.”

Meydanda it gibi kavga edenlerin, sokağın  öbür başında, hem de gecenin kör karanlığında ne pazarlıklara giriştiğine şahit olduk. “Mafyatik sistem” dersem ömrümün ahirinde tebligat almaktan korkarım.

Kaldı ki “mafyatik” olmak da rajon isterdi. O da kalmadı ne yazık ki…

Lakin…

Bunlar her fukara,cebi delik ve kemiğin besili itlere az geldiği memleketlerde olağan şeyler.

Olağan olmayan,

İnsanların kaybettikleri ruhlarından öte, edeb ve adab seviyelerinin iyice dibe vurmuş olmasıdır.

İş yemek yarışmalarına kadar sirayet etmesinden anlıyoruz ki bizim kalp para ile mukayese edilecek bir şeyimiz dahi kalmamış.

Ulu Büyük Dedem “evlat,ayaklar baş olmuş derdi.” Ben ona yanarım.

 

Okunma Sayısı: 148
Kategori: Yakup HALICI

Yazarın Diğer Yazıları

Corona’nın Gözünü İbn-i Sina mı Yoksa Behçet mi Şişirdi?

Alman Şansölyesi Merkel; “ Bulaştırma oranı 1.1 olursa Ekim ayında, 1.2 olursa Temmuz’da, ama eğer...

“Reyiz” Olmak Kolay Değil…

Rahmetli anam benim din hocası olmamı isterdi. Anam rahmetli… Vefat edene kadar hep öbür dünyanın...

Virüsün Şimdiki Adı”Korona”

Evin hanımı, kocası daire kapısından adımını dışarı atarken mutfaktan seslendi; “Kolonya almayı sakın unutma… Maskenin...

“REYİZ” Olmak Kolay Değil

Rahmetli anam benim din hocası olmamı isterdi. Anam rahmetli… Vefat edene kadar hep öbür dünyanın...

Bizim Kaymakamımız İyidir

Benim kaymakamlarla ilk münasebetim 1986’lı yıllara dayanır. Ondan gerisini bilmem. 1986-87’li yıllar… Belediye meclisi (galiba)...