Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Cuma, Ocak 30, 2026
  • Giriş Yap
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Anasayfa Yazarlar Zeki ORDU

Hace Hafız Hasan Efendi

Zeki ORDU Yazar Zeki ORDU
27 Şubat 2011
Zeki ORDU
0
401
Paylaşma
5k
Görüntülenme
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Dünyaya teşriflerinde Balkan Harbi başlamış 35. Osmanlı Padişahı Sultan Mehmed Reşat yönetimin başındaydı. Ülke netameli günler geçiriyordu. Daha iki yaşında iken Birinci Dünya Savaşına girildi. Çanakkale’de yer gök inlerken üç yaşındaydı ve ağlamaları bir karnının açlığından değildi. O ülkenin o andaki haline ağlıyordu belki.

Hace Hafız Hasan Efendi’nin hayatta kalan üç çocuğundan tek erkek evlâdı idi. Hace Hafız Hasan Efendi Sultan II. Abdülhamid’in vakıf yurtlarında eğitim görüp, kendisine Vehbî lâkabı verilmiş olup; o günden sonra Hasan Vehbî Efendi olarak anılmıştır. Sultan tarafından hacca gönderilen Hasan Vehbî efendi II. Abdülhamid’in tahtan indirilmesinden sonra Fatsa ilçesine bağlı Kale Beylerinin yanında kalmış olup, başta kale beyleri olmak üzere bölgede müderrislik vazifesini ifa etmekteydi.

Hace İsmail Efendi tahsil çağına gelince babasından ders almaya başladı. Zaten Çanakkale savaşı da sona ermiş, ülke yaralarını sarmakla meşguldü. Babasının vefatı üzerine Şu anda evlatlarının da ikamet ettiği Perşembe’nin Okçulu Köyüne yerleşti. Uzun yıllar Okçulu Köyü’nün Dereköy Mahallesi’nin Yalı Mevkiinde fahri olarak vazife yaptı. Vefatına kadar bu camide insanların her türlü yetişmesi için gayret gösterdi. Sonunda her fani gibi o da dar ül bekaya irtihal eyledi. Manevi tesiri hala o muhitteki insanlar üzerinde görülmektedir.

…………..

Bir yaz günüydü. Nurani yüzlü bir adam yanında birkaç kişi olduğu halde, Dereköy’ün ilk camii avlusunda bulunan ıhlamurun altında yanındakiler ile birlikte ders mütalaa ediyordu. Daha on yaşında var veya yoktum. Evimize giden yol camiin önünden geçiyordu. Ben elimde bulunan bir file ile eve gidiyordum. Tam ıhlamurun yanına gelmişken ruhuma sirayet eden bir çift göz bana doğru baktı. Kendimi bir cam gibi hissediyordum. Bakışları bana rağmen benim arkamdakileri görüyor gibiydi. Ve ben de ortalıkta yokmuş gibiydim. Havanın sıcak olmasına rağmen vücudumda hissettiğim titremenin sebebini anlayacak yaşta değildim. Sağ elini bana uzatarak yanına oturmamı işaret etti. Bir müridin utanama ve saygıyla karışık bir ruh hali üzerimde olduğu halde, suç işlemiş bir utangaçlıkla diz kırarak yanına oturdum.

Bana çok uzun gelen bir süre sustu. Başını yere eğdi. Adımı ve kim olduğumu sordu. Sesi huzur ve güven veriyordu. Yavaş yavaş kendime geliyordum. Sorularını zoraki cevapladım. Bana elinde bulunan kitaptan birkaç soru daha sordu. Ben dâhil o yaşta herkes tarafından bilinecek kadar kolaydı. Onlara da cevap verdikten sonra, yine kitaptan bir yer gösterdi. Gösterdiği yer, peygamberler ve sahabelerden sonra yazılan ve kısaltılmış tazim ifadeleri idi ve ne manaya geldiğini soruyordu. Onlara da cevap verdim. Sağ elini havada oval bir hareketle kaldırarak başımı okşarken “aferin” dedi. Ben başımın üstündeki elin verdiği okşama hissi ile “aferin” kelimesindeki huzuru ruhumda hissediyordum. Biraz oturduktan sonra bana “Hadi sen git beklemesinler” dedi. O andan itibaren hangi duygular içinde olduğumu anlatacak halde değildim. Elinin sıcaklığını başımda, sesini kulaklarımda hissederek yürüdüm.

O anı uzun süre unutamadım. O ne yumuşak bir eldi. Sanki bilinmeyen bir şey eliyle ruhuma sirayet etmişti. Halbuki sonraları çok sade konuştuğunu herkes biliyordu. Başkalarından daha fazla şeyler duymuştum. Ama onlarınki kuru bir sözden ileri gitmiyordu. Yani tesiri olmuyordu.

Hace İsmail Efendi bu iki hareketi ile ruh dünyama girmişti bir kere. Her ne kadar ondan maddi ve manevi uzak kalmışlığım olmuşsa da, ne kadar savrulmuşluğumuz olmuşsa da, o eli hep ensemde hissettim. Yalnız insanlık icabı yapılan hatalardan dolayı ara sıra “aferin” payesini duyamadım. Çünkü yaptığımız öyle işler vardı ki, değil aferin, tokat bile az gelirdi…

Herkesin ömründe bir dönüm veya başlangıç noktası vardır. Hace İsmail Efendi’de de öyle olmuş. Karayolu yapımı sırasında tanıştığı genç bir mühendis onda bir dönüm noktası olmuş gibi… Devrin şartlarında iyi bir tahsil görmüş olmasına rağmen, hatta günümüzde ki bir çok ilim sahibinin fevkinde olan bu zâta genç mühendisin ikazı onu başka bir mecraya sürüklemiştir.

Bizim oralarda Menderes yolu da dedikleri Karadeniz sahil yolu yapımı sırasında Abdülkadir Çetinkaya adlı bir mühendisle tanışır ve arkadaş olur. İşte tam bu sırada Hafız Ethem adlı Rize’li bir hocanın bölgeye geleceği duyulur. Bunu üzerine genç mühendis Hace İsmail Efendi ve arkadaşlarına Hafız Ethem’in eğitimli biri olduğunu söyler. Akabinde arkadaşı Hace İsmail Efendi’ye dönerek: “ Biraz çalışın, gelince belki size hoca diye soru sorabilir” dekten sonra Hace İsmail’in dünyasını alt üst eden ve o günden sonraki hayatına tesir eden cümleyi söyler:

“Adınız değil, kendiniz hoca olun!”

İşte o an on yaşındaki çocuğun başını okşayarak ruh alemini alt üst eden hocanın bu sefer kendisi bilmem kaç misli fazlasıyla sarsılıp nasıl bir halet-i ruhiye içinde olduğunu ancak ve sadece kendisi bilebilirdi.

“Adınız değil, kendiniz hoca olun!”

Kendiniz hoca olunuz ihtarını belki de ömrünün sonuna kadar unutmadı. Her sohbetinde ilmin kıymetinden bahsetmesi belki bundandı. Ben, o zamandaki anlayışıma göre “yolun sonuna yaklaşmış” bu pir-i faninin bundan sonra ilim neyine yarayacak kabilinden hezeyanlar içindeyken; O, yılmadan usanmadan tebliğ vazifesini yerine getiriyordu. Bir kelime daha fazla şey öğretmenin çabası içindeydi.

Biz ondaki bu gayretin sebebini idrak edecek ilmi ve ruhi olgunluğa ulaşmamıştık. O’nu anlamaya başladığımızda çok uzağındaydık. Her Cuma günü kar kış demeden evinden çıkar ve bir hafta boş kalan ve daha kadro verilmemiş olan camiin yolunu tutardı. Vaktin girişine yaklaşık bir saatten az bir zaman kala camiye girer Kur’an-ı Kerim okurdu. Ondan sonra camiye girenler edep ile oturup huşu içinde Kur’anı Kerim dinlerdi. Gelenlerin sayısı artınca sohbete başlar bu durum namaza kadar devam ederdi.

Sohbetleri ve vaazları sırasında bazen ağlardı. Bizim bir mana veremediğimiz bu hali oğluna sorduğumda şu cevabı verdi: Babam Arapca ve Osmanlı Türk’çesine vakıftı. Okuduğu Ayet-i Kerime ve Hadis-i Şerif’leri anlıyordu. Biz manasını bilmediğimiz için bize garip geliyor. İman-ı Kamil sahibi her insan, bazı kıssalar karşısında ağlamaması mümkün değil.

Onun en çok ıhlamur altındaki sohbetlerini severdim. Camiin dışında olduğu için daha samimi olurdu. Konuşurkenki yüz hatlarının tasviri mümkün değildi. İman ve ilim sahibi olmanın verdiği rahatlık, dinleyicilere huzur veren bir ses tonu, hakkı tebliğ etmenin nimeti, ve verilecek hesabın hüznü aynı anda çehresinde okunuyordu.

Yaşadığı müddetçe adı insani zaaflara ait hiçbir menfi hadiseyle anılmadı. Ne para tamahı, ne şöhret kaygısı vardı. Birçoklarına benzemiyordu. Resmi unvanı ve titri yoktu. Cemaatinin verdiği unvan beşeri olarak ona yetiyordu. “Kaba softa ham yobaz” sınıfından

değildi. Sakin bir hayat sürdü. Bir ömür kimseyle ne bir tartışması ne de anlaşmazlığı oldu.

Bir gün vefat haberi geldi. Sanki dünya başıma yıkılmıştı. Aynı köyde olmamıza rağmen akrabalık bağımız yoktu. Buna rağmen yokluğunun acısını yüreğimin ta derinlerinde hissediyorum. Ne ıhlamur eski gibi ne camii ne cemaat. Ne de saçımı okşayan müşfik bir el. Akıp giden ömür aynasından akseden bir suret gibi kaldı hafızamda. Öyle bir suret ki, rumuza “ büyük temel çivisini” çakıp gitti.

Ruhun şâd olsun!

Paylaş
Etiketler: Hace Hafız Hasan Efendi
Önceki Yazı

Albay Kaddafi ve Sözde Devrimi

Sonraki Yazı

Düşüncenin Gücü Olmadan Asla…

Zeki ORDU

Zeki ORDU

İlişkili Yazılar

Gönül ile Tatlandırılan Çay veya Oba Mukimleri
Anı / Günce

Gönül ile Tatlandırılan Çay veya Oba Mukimleri

16 Ağustos 2023
5k
Siyah-Beyaz Televizyon
Öykü Tefrikaları

Siyah-Beyaz Televizyon

13 Ağustos 2023
5.3k
Seben
Kültür

Seben

07 Ağustos 2023
5k
Serendi
Öykü Tefrikaları

Serendi

31 Temmuz 2023
5k
Sonraki Yazı

Çarpışma

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Trendler
  • Yorumlar
  • En son
Aşık Veysel ve Kara Toprak Türküsü Hikayesi

Aşık Veysel ve Kara Toprak Türküsü Hikayesi

22 Mart 2019
Ayak Tabanına Veya Göğüse Vicks Sürmenin Faydası Yok

Ayak Tabanına Veya Göğüse Vicks Sürmenin Faydası Yok

24 Ocak 2016

Yok Saymak

28 Mart 2020

Yıldızname Baktırmak Günah mı…Günah…

09 Haziran 2022

Keltepen’in Taşları /Şu Akkuşun Gürgenleri

18 Nisan 2020

Düz Dara Yâr Düz Dara

23 Mayıs 2020

Tüketicilerin Süt Tozu Dilekçeleri!

97

Fethullah Gülen’e 19 Soru

72

Ayasofya Açılsın Zincirler Kırılsın

70

İslâm Dışı Bir Uygulama: Çocuk Sünneti…

45

Gıda Mühendislerinin Petek Ataman’a Çağrısı

40

Şarkı Sözü Alan Var mı?

39
Suskun Ve Sessiz

Kürsüde Az Ses, Çok Mana

30 Ocak 2026
Toplumsal Cinsel Problem

Toplumsal Cinsel Problem

30 Ocak 2026
Vatandaşın Alım Gücü Azaldı

Türkiye Yüzyılı

30 Ocak 2026
Ailenin Dönüşümü

Ailenin Dönüşümü

30 Ocak 2026
Gece Aforizmaları (l)

İstanbul Üçlemesi Dolmabahçe Sarayında

30 Ocak 2026
Gurbete Arzuhâl

Gurbete Arzuhâl

30 Ocak 2026

Köşe Yazarları

Türkiye Deprem Haritası

 

Ayın Sözü

Lütfen Duyarlı Olalım!

de, da vb. bağlaçlar ayrı yazılır.

Cümle bitişinde noktalama yapılır. Boşluk bırakılır, yeni cümleye büyük harfle başlanır.

Dilimiz kadar, edebiyatımıza da özen gösterelim.

Arşiv

Sosyal Medya’da Biz

  • Facebook
  • İnstagram
  • Twitter

Entelektüel Künyemiz!

Online Bilgi İletişim, Sanat ve Medya Hizmetleri, (ICAM | Information, Communication, Art and Media Network) Bilgiağı Yayın Grubu bileşeni YAZAR PORTAL, her gün yenilenen güncel yayınıyla birbirinden değerli köşe yazarlarının özgün makalelerini Türk ve dünya kültür mirasına sunmaktan gurur duyar.

Yazar Portal, günlük, çevrimiçi (interaktif) Köşe Yazarı Gazetesi, basın meslek ilkelerini ve genel yayın etik ilkelerini kabul eder.

Yayın Kurulu

Kent Akademisi Dergisi

Kent Akademisi | Kent Kültürü ve Yönetimi Dergisi
Urban Academy | Journal of Urban Culture and Management

Ayın Kitabı

Yazarımız, Sedayi ALTUN’dan,

“Bir Eğitim Yolcusu” adlı güzel bir eser. Yazarımızın eseri, yine bir yazarımız ve Karadeniz Şairler ve Yazarlar Derneği yönetim kurulu üyemizin sahibi olduğu Ateş Yayınlarından çıkmıştır. Kendilerini kutluyoruz.

Gazetemiz TİGAD Üyesidir

YAZAR PORTAL

JENAS

Journal of Environmental and Natural Search

Yayın Referans Lisansı

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.

Bilim & Teknoloji

Eğitim & Kültür

Genel Eğitim

Kişisel Gelişim

Çocuk Gelişimi

Anı & Günce

Spor

Kitap İncelemesi

Film & Sinema Eleştirisi

Gezi Yazısı

Öykü Tefrikaları

Roman Tefrikaları

Röportaj

Medya

Edebiyat & Sanat

Sağlık & Beslenme

Ekonomi & Finans

Siyaset & Politika

Genç Kalemler

Magazin

Şiir

Künye

Köşe Yazarları

Yazar Müracatı

Yazar Girişi

Yazar Olma Dilekçesi

Yayın İlkeleri

Yayın Grubumuz

Misyon

Logo

Reklam Tarifesi

Gizlilik Politikası

İletişim

E-Posta

Üye Ol

BİLGİ, İLETİŞİM, SANAT ve MEDYA HİZMETLERİ YAYIN GRUBU

 INFORMATION, COMMUNICATION, ART and MEDIA PUBLISHING GROUP

© ICAM Publishing

Gazetemiz www.yazarportal.com, (Yazarportal) basın meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir.
Yazıların tüm hukuksal hakları yazarlarına aittir. Yazarlarımızın izni olmaksızın, yazılar, hiç bir yerde kaynak gösterilmeksizin kısmen veya tamamen alıntı yapılamaz.

Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta

© 2008 - 2021 Yazar Portal | Türkiye Interaktif Köşe Yazarı Gazetesi

Yeniden Hoşgeldin

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Şifrenimi unuttun?

Parolanızı alın

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap