\n\n
Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Perşembe, Haziran 4, 2026
  • Giriş Yap
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Anasayfa Eğitim & Kültür

Göster Şekerini Amcalara Kalkandaroğlu

Nilgün ZAHİROĞLU Yazar Nilgün ZAHİROĞLU
04 Haziran 2026
Eğitim & Kültür, Kişisel Gelişim, Nilgün ZAHİROĞLU, Siyaset & Politika
0
Toplumun Dirayeti mi Dinayeti mi?
400
Paylaşma
5k
Görüntülenme
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

İnsan yaşarken kendi varlığını temelde dört ilişki içinde deneyimliyor

1….İnsanın kendisiyle olan ilişkisi

2…İnsanın içinde yaşadığı toplum ile yani diğer insanlarla olan  ilişkisi

3….İnsanın içinde yaşadığı doğa ile ilişkisi

4….İnsanın insan dışındaki diğer tüm canlılar ile olan  ilişkisi

Bu dört ilişkisinde de insan ne kadar fazla UYUMU yakalarsa, sanırım o kadar fazla huzurlu bir yaşam sürüyor.

Ben insanın bu ilişki türlerinden sadece insanın kendisiyle olan ilişkisi ile ilgili, bir  gözlemimden bahsedeceğim.

İnsan çok katmanlı bir canlı. Zihni bedeni, kalbi ve ruhu arasında ne kadar dengeli bir iletişim kurarsa o kadar fazla huzuru yakalayabiliyor kendi yaşamında. Ruhunu beslerken bedenini de dinlemeli yada zihni konuşurken, kalbini de sürekli susturmamalı. En azından ben, bu dengeli iletişimi kurmaya çalışıyorum.

İşte insanın kendi ile iletişimi de özetle bu alanlarda, kendi zihin ,kalp ,ruh ve beden seslerini ve ihtiyaçlarını duymaktan ve dengeli bir şekilde onlara yanıt verebilmekten ibaret. Hatta psikolojik olarak sağlıklı olmak için kişinin kendisiyle bu dengeli iletişimi kurması şart. İnsan kendisiyle  ilişki kurarken zorlandığı konulardan biri de BIRAKABİLMEK.Özellikle insan zihinsel alanda BIRAKMAYI başaramıyor.

Zamanın madde üzerindeki zorunlu  dönüştürücü etkisi ,insan bedeninin de dönüşümüne neden olduğu için, insan bu gezegende “GEÇİCİDİR”.

İnsan doğar, yaşlanır, ölür ve öte aleme göç eder diye tek tanrılı dinler de ,insana bunu telkin edip durur. Gençlik, çocukluk, yaşlılık ve ölüm hep bir dönüşümdür..Geçici olan bu evrelerde bir süre yaşamak  ve sonunda da ölüm (dinlere  öte aleme gidiş) insanı geçici kılmıştır.

Bu GEÇİCİLİĞİ bilmek ayrı, kabul etmek ve idrak etmek ayrıdır. Herkes geçici olduğunu, ölümlü olduğunu bilir ama herkes bu bilgiyi idrak edememiştir. İdrak eden insan için “GEÇİCİLİK” artık yüzleşilmiş ve kabul edilmiş bir bilgidir. İdrak edilen bilgi, dünyaya sadece BEN PENCERESİN’den  değil, tüm evrene hem yukardan, hem içerden bakan bir teleskop gibi göz olur insana. İnsan sadece zihninin gözleriyle değil; kalbiyle ve ruhuyla da görür içinde yaşadığı toplumu, doğayı ve evreni.

GEÇİCİLİĞİMİ idrak ettiğimde sanırım yedi sekiz ay kadar zihnim acı çekmişti, kalbim sessizdi, ruhum ise “Sakin ol” diyordu, bedenim herşey “Hiç” olacağı günü bekliyor diye bağırıp duruyordu bana. Zihnimi, ruhumu, bedenimi ve kalbimi ayrı ayrı dinledim. Onların değerini, bu geçici hayatın belirlemediğini anlamam ve bunu kendime  anlatabilmem aylarımı almıştı.İnsanın bu gezegende geçici olduğunu bilerek yaşaması, en başta zamanı gelince BIRAKABİLMEYİ becerebilmesi evrensel döngüye de çomak sokmaması demek  aslında. Bu adeta YAŞAMA SANATI becerilerinden de  biridir. Mevkisini, makamını, işini, bazen onu yoran eşini, bazen kendisini hırpalayan bir arkadaşını, bazen de kendisini  hırpalayan bir aile üyesini ve sonunda da KENDİ  HAYATINI , zamanı gelince bırakıp gitmek yada gitmeye hazır olabilmek; insanın dünyada kendisiyle YÜZLEŞMESİ gereken en önemli gerçekliktir bence.

Ancak çoğu insan bu gerçekliğin idrakinde olmadığı için bu gerçeklikle yüzleşmediği için BIRAKMAYI BECEREMEZ ve bir ÇOCUK gibi kalır bu gerçeklik karşısında.

Makamını bırakmaz; makamıyla varlığı kişiliği özdeştir adeta

Mevkisini bırakmaz, mevkisi yani personası ona yeryüzünde kapılar açan bir anahtardır adeta.

Bol kazanır ve servetinin kendisine ait olduğunu sanır ve servetini bırakmaz oysa ölürken ayağına bir çift çorap bile geçiremez kimse. Dünyada yaşarken yetmiş seksen yıl kullanım hakkı kendisinde olsun diye bir tarla bir ev, bir iş yeri,  bir şirket için çalışır didinir ve didindikçe  hayat amacı edindiğini sanıp, kendi putlarını hergün zihninde parlatır durur.

İşte son günlerde ülkemizde  yaşadığımız siyasi olay ve kişilere baktığımda da BIRAKAMAYAN dolayısıyla ruhen sağlıksız siyasileri görüyorum. Koltuğunu makamını bırakmak istemeyen siyasiler,oturdukları koltuklarda basının ve kamuoyunun  onlara SÜNNET ÇOCUĞU gibi İLGİ göstermesinden çok memnunlar.

Kamuoyu, bu seksenlik yaşlı erkeklerin hiçbirini onaylamasa da, onlar bu durumdan hiç rahatsız olmadan, gayet mutlu bir şekilde koltuklarında oturuyorlar. Çoğu, toplumun red edici söylemlerinin ilgi odağı oldukları halde, beş yaşındaki bir çocuğun salıncaktan kalkmaması gibi koltuklarından kalkmıyorlar. Bırakmayı bilmeyen bu yaşlı siyasiler,kanımca bırakmayı ÖLÜM ile eş tutuyorlar.Hatta bir tür korku gibi yaşıyorlar ,zamanın kendi yaşamları üzerindeki DEĞİŞTİREN ve DÖNÜŞTÜREN etkisini. GEÇİCİLİĞİ ile yüzleşmeyen ve bu GERÇEKLİĞE  teslimiyete geçmeyen herkes kendini var ettiğini sandığı bir şeye mutlaka  YAPIŞIR. Teslimiyete geçemeyen, BIRAKAMAYAN  insan sadece kendisine değil içinde yaşadığı topluma da  ciddi ekonomik siyasal ve sosyal  travmalar yaşatabilir.  Dünya tarihi de dahil olmak üzere ülkemizde son yıllarda yaşanan siyasi krizlerin altında ki sebeplerin içinde  örtülü olanıdır bu sebep.

Geçtiğimiz kurban Bayramı’nda bir yaşlı  siyasi basın mensuplarının ortasında oturmuş şekerini almış bayram çocuğunun sevinciyle gazetecilerin sorularını yanıtlarken müthiş mutlu görünüyordu. Oysa mensup olduğu partisi ve  seçmenleri onu hain ilan etmişti. Ama o çocukken “Göster Pİ……..oğlum AMCALARA” diyen babasının sesini duymuş gibi ortada oturmuş,sünnet çocuğu edasıyla mutluydu. Çünkü ilgi ondaydı ve ilginin odağı oydu.

Bu sorun birçok siyasetçi için geçerli bence. ABD başkanlık koltuğunu adeta bir emlakçı dükkanının koltuğuna çeviren Trump da bırakmayı bilmiyor mesela…. Belli ki ölümle eş değer olan “BIRAKMAK” eylemine hâlâ idrak olamamış.

Yada ülkemizde zor yürüyen yaşlı erkek siyasiler “İlle de ben ve benim dediklerim” derken, herşeyi kontrol etmeden yaşayamadıklarını, kontrolün  ve makamlarının getirdiği gücün olmadığı yerde kendilerinin de yok olacağı korkusu ile yaşadıkları çok açık. Ölümün bir yok oluş olmadığını söyleyen dinlere inanan  bu insanların, bu sınırsız dünya ve koltuk sevdası ne ile açıklanabilir bunu bilemiyorum.

İnsan neye sıkı sıkı yapışırsa, yapıştığı her ne olursa olsun, insana özellikle ruh ve zihin dünyasında cehennemin kapılarını açar yani ciddi sorunlar çıkar. Hatta bazen toplumsal hayat içinde itibarını ve saygınlığını kişi kendi eliyle yok bile  edebilir.

“İlgi odağı “olmak  20. yüzyılda doğmuş erkekler için hele de Anadolu’da doğmuş olanlar için önemlidir. Yüzyıllar boyunca savaşlar, istilalalar, göçler, seferler altında ezilmiş Anadolu’da, erkek nüfus sürekli kıyımlar yaşamıştır. Yaşayan erkek ise özellikle orta çağ ve yeni çağ dönemin sosyolojisinde  gücün ve hayatta kalmanın da bir tür garantisi olmuştur.

Anadolu’da 20.yüzyılda yani yakın çağda da durum farklı olmamıştır. Çoğu çocukken “GÖSTER OĞLUM PİPİNİ AMCALARA” diyerek büyütülmüştür. Sorun yaratsalar bile o sorunun içinde ilgi odağı olmak hep hoşlarına gitmiştir. Tabi bu durum, sadece tarihin coğrafyanın, sosyolojinin, sosyal psikolojinin değil jeopolitiğin de kültürün içinde yerleşmiş ve filizlenmiş  kodlarındandır

Son günlerde haberleri dinleyince diyorum ki sanki bu siyasilerin ,çocukken babalarından duydukları “GÖSTER OĞLUM  P……. AMCALARA”  şeklindeki sözlerini,yetişkin yaşamlarında ilerlemek için kendilerine YOL HARİTASI  yapmışlar adeta.Siyasiler ZAMANLA ile olan  iletişimlerini kesmişler ve hala BABALARINA  ve AMCALARINA yani hepimize, p……..lerinin yerini alan koltuklarını göstererek VAR OLMA çabası içindeler.

Öncelikle kendisine kendini gösteremeyenler dünyada kimseye birşey gösteremezler, gelip geçerler. Ancak en başta  kendilerine ve yaşam yolculuklarına saygısızlık yapmış olurlar.

Bu dünyadan geçerken korkanlar TRAVMALAR YAŞAR ve TRAVMALAR  YAŞATIRLAR

Bu dünyadan sadece  geçeceğini bilenler HUZURU  YAŞAR ve HUZURU  YAŞATIRLAR

Göster şekerini AMCALARA KALKANDAROĞLU istediğin kadar.

Nasılsa ZAMAN senin şekerini de tatsız kılar.

Paylaş
Etiketler: kalpruhzihin
Önceki Yazı

Bir Okulun Değişim Hikâyesi: Kapızlı Rasim Bozbey İlkokulu’nda Sessiz Devrim

Nilgün ZAHİROĞLU

Nilgün ZAHİROĞLU

İlişkili Yazılar

Bir Okulun Değişim Hikâyesi: Kapızlı Rasim Bozbey İlkokulu’nda Sessiz Devrim
Eğitim

Bir Okulun Değişim Hikâyesi: Kapızlı Rasim Bozbey İlkokulu’nda Sessiz Devrim

04 Haziran 2026
5k
Bütün Dünya Allah’ın Heybetiyle Var Olur
Din ve Ahlak

Bütün Dünya Allah’ın Heybetiyle Var Olur

04 Haziran 2026
5k
Narlıkuyu: Akdeniz’in Kıyısında Tarih, Doğa ve Lezzetin Buluştuğu Cennet
Kent/Şehir

Narlıkuyu: Akdeniz’in Kıyısında Tarih, Doğa ve Lezzetin Buluştuğu Cennet

03 Haziran 2026
5k
Gençlik
Hasan TANRIVERDİ

Kantarın Topuzu

03 Haziran 2026
5k

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Köşe Yazarları

Türkiye Deprem Haritası

 

Ayın Sözü

Lütfen Duyarlı Olalım!

de, da vb. bağlaçlar ayrı yazılır.

Cümle bitişinde noktalama yapılır. Boşluk bırakılır, yeni cümleye büyük harfle başlanır.

Dilimiz kadar, edebiyatımıza da özen gösterelim.

Arşiv

Sosyal Medya’da Biz

  • Facebook
  • İnstagram
  • Twitter

Entelektüel Künyemiz!

Online Bilgi İletişim, Sanat ve Medya Hizmetleri, (ICAM | Information, Communication, Art and Media Network) Bilgiağı Yayın Grubu bileşeni YAZAR PORTAL, her gün yenilenen güncel yayınıyla birbirinden değerli köşe yazarlarının özgün makalelerini Türk ve dünya kültür mirasına sunmaktan gurur duyar.

Yazar Portal, günlük, çevrimiçi (interaktif) Köşe Yazarı Gazetesi, basın meslek ilkelerini ve genel yayın etik ilkelerini kabul eder.

Yayın Kurulu

Kent Akademisi Dergisi

Kent Akademisi | Kent Kültürü ve Yönetimi Dergisi
Urban Academy | Journal of Urban Culture and Management

Ayın Kitabı

Yazarımız, Sedayi ALTUN’dan,

“Bir Eğitim Yolcusu” adlı güzel bir eser. Yazarımızın eseri, yine bir yazarımız ve Karadeniz Şairler ve Yazarlar Derneği yönetim kurulu üyemizin sahibi olduğu Ateş Yayınlarından çıkmıştır. Kendilerini kutluyoruz.

Gazetemiz TİGAD Üyesidir

YAZAR PORTAL

JENAS

Journal of Environmental and Natural Search

Yayın Referans Lisansı

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.

Bilim & Teknoloji

Eğitim & Kültür

Genel Eğitim

Kişisel Gelişim

Çocuk Gelişimi

Anı & Günce

Spor

Kitap İncelemesi

Film & Sinema Eleştirisi

Gezi Yazısı

Öykü Tefrikaları

Roman Tefrikaları

Röportaj

Medya

Edebiyat & Sanat

Sağlık & Beslenme

Ekonomi & Finans

Siyaset & Politika

Genç Kalemler

Magazin

Şiir

Künye

Köşe Yazarları

Yazar Müracatı

Yazar Girişi

Yazar Olma Dilekçesi

Yayın İlkeleri

Yayın Grubumuz

Misyon

Logo

Reklam Tarifesi

Gizlilik Politikası

İletişim

E-Posta

Üye Ol

BİLGİ, İLETİŞİM, SANAT ve MEDYA HİZMETLERİ YAYIN GRUBU

 INFORMATION, COMMUNICATION, ART and MEDIA PUBLISHING GROUP

© ICAM Publishing

Gazetemiz www.yazarportal.com, (Yazarportal) basın meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir.
Yazıların tüm hukuksal hakları yazarlarına aittir. Yazarlarımızın izni olmaksızın, yazılar, hiç bir yerde kaynak gösterilmeksizin kısmen veya tamamen alıntı yapılamaz.

Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta

© 2008 - 2021 Yazar Portal | Türkiye Interaktif Köşe Yazarı Gazetesi

Yeniden Hoşgeldin

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Şifrenimi unuttun?

Parolanızı alın

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap