Atmosferin, engin maviliğinde, gökkuşağı rengarenkti. Bugün gökyüzü, gökkuşağıyla sevimliliğine yenisini ekledi. Gökkuşağı renkli kemer biçiminde bir görüntüydü.
Gökkuşağına ebekuşağı da diyorduk. Ebekuşağı yedi rengiyle güzellik abidesiydi.
Gökkuşağını görmek bizim için büyük mutluluktu. Onunla gönül bağı kurar, ona saatlerce bakardık. Sevdiğimiz atmosfer olaylarından biriydi. Onu görmekle öyle sevinip neşeleniyoruz ki top oynamayı bile unutuyorduk.
Gökkuşağının kaybolmasını istemezdik, dikkat etsek de nasıl kaybolduğunu anlamazdık.
Gökkuşağı, suyun kaynağından başka bir vadideki suya uzanıyordu. Çember gibi ve güzel bir görünümdeydi.
Obanın yaşlı teyzesi, yavrum gökkuşağının altından geçenin tüm hayalleri gerçekleşir. Gününü sıkıntısız geçirir, derdi.
Gökkuşağının altından geçmek.
Hayallerimizin gerçekleşmesi, aklımızdan geçmezdi.
Gökkuşağı nedir? Altından geçmekle ne kastediliyor? Renkli bir cisim ise nasıl kayboluyor.
Gökkuşağını okul çağında kitaplardan okumaya başladık. Okuduklarımıza göre, bulutların üzerine çıkıp sisin peşine takılıp yamaç paraşütü gibi vadiye inmek. Sis ile gökkuşağının içinden geçmek. Yedi rengini görmek. Bir kenarında kırmızı ve diğerinde ise mor renkle sonuçlanan, renk armonisini yakından izlemek.
Gökkuşağının altından geçersen, devlet adamlarını rüyanda görürsün de yaşlı teyze sözüydü. Devlet adamı da sorularımıza cevap verirmiş. İyi duyguları öne çıkarır ve kötüleri kovarmış.
Güneşli bir yaz günü, dağlara tepelere ve vadilere bakıyorsun, hayalinde gökkuşağı ve üç saat sonra sis bütün beklentilerinin üzerine örtüsünü çekiyor ve beklentilerin sona eriyor. Bazen daha aşağılarda da gökkuşağı oluyordu. Tepelerden tepeye çekilen bir çember gibi. Bazen de dağdan dağa çekiliyordu. Bu şekildeki gökkuşağı çok büyük oluyordu.
Yağmur sonrasını beklerdik. Fakat güneşin de olması gerektiğini anlamıştık. Yağmur sonrası güneşin sisle kaplanmasını hiç istemezdik.
Vadiden vadiye renkleriyle, gökkuşağının görüntüsü çok netti. Renkler oldukça canlıydı. İnsanlara güzellik ve sevgiyi aşılıyordu.
Gökkuşağının altından geçmeyi düşünmemiştik. Çünkü bizlere öylesine ortaya atılmış söz geliyordu. Yalnız ilk gördüğünde gökkuşağı diye bağırıp kimseye göstermeden, dileğini tutmayı daha mantıklı buluyorduk.
Gökkuşağıyla dileğimizin renkli olmasını istiyorduk.
Hasan TANRIVERDİ























