Tüm ailenin birlikte kahvaltı yaptığı bayram sabahları…
Sağlık Mahallesi’nde caminin bulunduğu sokakta, bayram sabahı herkes erkenden kalkar, kaldırımları yıkardı. Küçükken “Neden yıkıyorlar?” diye merak ederdim. Sonra gördüm ki bayram namazına gelen kalabalık camiye sığmaz, sokaktaki kaldırımlara kadar taşardı. İnsanlar temiz yerde namaz kılsın diye yıkanırdı o kaldırımlar.
Tanımak gerekmezdi. Herkes birbirinin bayramını kutlar, mutlaka şeker, lokum ya da geleneksel çörekler ve tatlılar ikram edilirdi. Çocuklara her ebeveyn bayramlık alırdı. Herkesin alım gücü bir şekilde yeterdi.
Benim en mutlu çocukluk anılarımdı.
Lise son sınıfa geldiğimde bayramların şekli biraz değişmeye başladı. Belki de artık çocukluktan çıkıp hayata yetişkin gözüyle bakmaya başlamıştım. Ama yine de güzeldi… Kalabalık olmak. Bir olmak. Biz olmak.
Evlendikten sonra, çocuk sahibi olduğumuzda aynı geleneği biz de sürdürdük. Büyüklerimizi arar, ziyaret ederdik. Harçlık sırasına girmek, şakalaşmak, o küçük ironiler… Hepsinin tadı bambaşkaydı.
Tatil planlarımız bile bayrama göre yapılırdı. Yurt içi ya da yurt dışı fark etmezdi; ilk gün ya da arefe günü mutlaka bayramı yaşadıktan sonra yola çıkılırdı.
“Hayat Bayram Olsa” şarkısı bizim ailede bayram sabahlarının geleneği olmuştu. Sabah erken saatlerde çalardı. Ne yaşanırsa yaşansın, bayram sabahı herkes her şeyi unutur; sarılır, öpüşürdü.
Bugün ise bayramların anlamı biraz değişti.
Şeker alacak, ikram hazırlayacak bütçe çoğu aile için kısıtlı. Uygun fiyatlı olanların kalitesi ne yazık ki düşük. Kapı komşuları bazen günaydın diyemeyecek kadar yabancılaşmış durumda.
Büyükler torunlarına harçlık ayırmakta zorlanıyor. Bayramlık geleneği neredeyse bitti. En çok da orta kesimi vurdu bu durum. Alt kesim için bayram artık çok şey ifade etmiyor. Üst kesim ise zaten tatil planını çoktan yapmış oluyor.
Ama yine de…
Bizim ailede küçüklerin harçlıkları, yetişkinlerin hediyeleri bir şekilde hazırlanır. Kahvaltı aile büyüğünde planlanır. Kapının zili çalar diye şeker hazır edilir. Eller öpülür, şakalar havada uçuşur.
Çünkü bayram, biraz da insanın içinde yaşattığıdır.
Bu bayram;
İyiliği sadece dilemekle kalmayalım, yaşatan olalım.
Gönül koyan değil, gönül açan olalım.
Kırıp döken değil, kırık camlardan su sızsa bile onarmaya çalışan olalım.
Sevmeyi ve sevilmeyi keyifle kucaklayacağımız bir bayrama uyanalım.
Tadına doyulmaz sohbetlerle, tadı unutulmaz tatlılarla bayramı yaşayalım.
Ayrıştıranların değil, birleştirenlerin bayramı olsun.
Birliğin, beraberliğin ve hoşgörünün bayramı olsun.
Gerçek anlamda bayram tadını konuşanların bayramı olsun.
Aile özlemi çekenlerin kavuştuğu bir bayram olsun.
Bu bayram;
iyiliğin, güzelliğin, adaletin ve eşitliğin bayramı olsun.
Sadece bir günün değil…
Her günün bayram olduğu bir dünya dileğiyle.























