Pencereye ışık vurunca, gözlerini açtı. Geç kaldım, pazar kurulmuştur, dedi. Ağzına bir şeyler bile atmadan, akşam hazırladığı sepeti sırtladığı gibi, pazarın yolunu tuttu.
Remzi dayı, seksenini geçkindi. Yaşına rağmen dinçti. Normal boylu ve tıknazdı. Çalışmakla barışıktı. Bahçede sebzeleri ve ahırda inekleriyle vakit geçirirdi. Bu ikili olmazsa işim harap derdi.
Remzi dayının kanının rengi yüzüne vurmuştu. Hareketleri çabuktu. Yavaş hareket etmezdi. Bu nedenle yavaş hareket edenle yola gitmezdi.
İleride evine gitmekte olan insanları gördü. Bunlar sabah ışırken niçin döndüler diye olaya, akıl erdiremedi. Pazara bir buçuk saatlik yolu vardı. Sepeti gittikçe ağırlaşıyordu. Ayrıca sızan sudan dolayı da ıslanıyordu.
Gökyüzüne baktı, yıldızların bazıları, tanıdık geldi. Kendi kendine güldü. Yıldızlar yıllardır size ve siz de bana baktığınız halde aramızda hoş bir ilişki devam ediyor. Kuyruklunuzu, küçük ve büyük ayınızı biliyorum, dedi. Gün ağarmamış ve uyku bastırmıştı. Bunun üzerine kenarda bir ağacın arkasına yaslanıp dinlenmek istedi.
Uyandığında gün doğmamıştı. Uzun gecenin sabahı olmayacak, dedi. Belli ki, akşam bir saat uykuyla pencerenin ışığına aldanmıştı. Uyandığında gün ışımış ve üşümüştü.
Her tarafım ağrıyor, saate bakmadan yola çıkarsan daha iyi bir hale kalmazsın. Sepeti sırtladı ve yola koyuldu. Güneşe dikkat etmeden, hızla yürüdü. Sebzelerini bir an önce satmalıydı. Pazara vardı ve satacaklarını, toptan arkadaşına devretti. İhtiyaçlarını alıp geri döndü.
Yolda karşılaştığı köylüsü; akşam nereye gidiyordun? Diye sordu.
Remzi dayı, günün aydınlandığını zannettim ve sepeti sırtladım. Yolda kimse beni uyarmadı. Böylece nerede yorulmuşsam orada uyudum. Her tarafın ağrıyor, bir an önce eve varmalıyım, dedi.
Köye yaklaştığında, pazar için yola çıkanlarla karşılaştı.
Karşılaştığı köylüleri, fenerini nerede söndürdün. Bu kadar erkene gerek var mıydı? Diye sordular. Dayı biraz da mahcup olarak aldandım, dedi. Pazara giden kadınlardan biri, özür diledi, akşam evin yanından geçerken pencereye feneri tuttum. Önünü aydınlatmayan fener, demek ki pencerede etkili oldu, dedi.
Gün boyu çalıştım, yorgun olduğum için erken yattım. Dayı sepeti sırtlayıp evinin yoluna çıktı. Her olay insana bir akıl katıyor. Bu olay da bana ders olsun. Bir daha saate bakmadan niçin dışarı çıkıyorsun. Hadi bu gece, yağmur yağmadı ve çok soğuk da olmadı.
Fenerin kör ışığına aldanmak, karmaşaya neden olmuştu.
Hasan TANRIVERDİ





















