Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Ey Hayat Sevdim Seni…

EKO-TÜRKİYE
Dr. Halit SUİÇMEZ

29 Mayıs 2009 00:01

6 Yorum

Hayatla aram nasıl?

Ondan tek beklentim sağlık. Tüm sevdiklerimle beraber olabilmek için önce sağlık. Gerisi benim işim.

Çalışmak, okumak, yazmak, söyleşi, muhabbet.. hayatla flört etmek..

 

Yaşadıklarımdan, yazdıklarımdan ve okuduklarımdan aslında çok şey öğrendim.

 

Yeri geldiğinde flört edebilmeliyiz hayatla.

Sonu planlanmamış, ama bir o kadar da keyifli bir aşk ilişkisidir bu. Nerede akşam orada sabah değil belki ama,  programsız, kendiliğinden oluşan eğlencelerin unutulmaz lezzeti gibidir hayatla flört etmek..

 

Akıntının tersine kulaç atmasanız da akıp giden sulara yaslanıp sağa sola savrularak keyfine varırsınız yaşamın. Sizi derinlere çekmeye çalışan anaforun varlığını bile bile. Sular ne kadar hırçın aksa da,  ne ıslandığınıza yanarsınız ne de sürüklendiğinize.

 

Peki ya hayat farkında mıdır bütün bunların?

 

Hayır, o hiç umursamaz sizi. Bildiği gibi akıp gider. Bizli ya da bizsiz. Zaten ciddiyete hiç ihtiyacı yoktur. En gereksindiğiniz anda belki de bırakır gider sizi. İşte bu yüzden asla âşık olmayın yaşama. Flört durumu aşkları kaldırmaz. Beklentiler içine de girmeyin sakın. Çünkü en büyük hayal kırıklıkları en büyük beklentilerden doğar. Hayattan da hiç ciddi bir şey beklemeyin. Zaten büyük beklentiler ilişkileri ve insanları gerginleştirir. Doğru yanlış, yerli yersiz sorgulamaları beraberinde getirir. Didişip dururken aniden ipler kopuverir. Boş yere dökersiniz gözyaşlarınızı. Hayat bize muhtaç değildir de ondan. Bu yüzden çok zorlamayın hayatla ilişkinizi, flört düzeyinde kalsın.

 

Ama sakın ciddiyetsiz de davranmayın hayata karşı, büyük bir ciddiyetle sürdürün yaşamla olan flörtünüzü, örneğin bir pastanede akşamüstleri bir fincan kahve içmeyi ihmal etmeyin, plansız, programsız dalın sinemaya bir öğle sonrasında. Ama bunu günlük yaşamın vazgeçilmezi de yapmayın. Beklentisiz bir ilişkinin dertsiz tasasız heyecanıyla keyiflenin. Size umulmadık sürprizlere hazırdır hep. Bu da en güzel taraflarındandır tanımsız hayatın.

 

Hayat asla küsmeye de gelmez. Çünkü bunun da farkında değildir. O ayırmadıkça siz ayıramazsınız yollarınızı. Bu yüzden tarifsiz kızgınlıklarınıza da aldırmaz. Hep yan yana yürürsünüz, o size büyük ve son çalımını atana kadar…      

 

Yetmezlik duygusunu tanır mısınız?  Eşin-dostun size yetmezliğini. Sizin için doğru olan insanların arasında bulunmayışınızı.

 

Ah bu yetmezlik duygusu yok mu?

 

Hep o duygudur sürekli arayışlara yol veren.

 

Yetmez size hiç biri; mevcut aş, iş, eş, mevcut baş, mevcut yoldaş…

 

Daha iyi iş, daha kaliteli aş, daha güzel, daha güncel, daha özel, daha entelektüel arkadaş…

 

Yakınmıyorum mevcutlardan, hiçbir şikâyetim de yok. Yeterliliklerine de bir şey diyemem..

 

Ama yetmezlik var ya bu yetmezlik. Hissettirdi kendini hep alttan alta..

 

Kendim de kendime, dünüm de günüme yetmiyor.

 

En çok kalabalıklarda çoğalıyor umutlu yalnızlığım…

 

Ne kadınlar tanıdım zaten vardılar

 

Hepsi bana yabancıydılar

 

Belki benden çok şey de aldılar

 

Yine de uzakta kaldılar…

 

Kadınlarla tanıştım

 

Zamanla da çoğuna şaştım

 

Belki birine-ikisine alıştım

 

Ama hepsine de gerçekten arkadaştım…

 

Bir-iki satır karalasam da onlara dair

 

Hiç birini içimde karalamadım..  

 

Peki “ihanet etme” ortamı, fırsatı hatta “davet edilmişlik” varken, “ihanet edememeyi” bilir misiniz?

 

Yarım kalan aşklar ve yeterince yaşanamayan sevgiler de insanın içini çok acıtan duygulardır.

 

Hayatın özü ve yaşamın anlamı üzerine derinliğine sohbet edememek insanın yalnızlığını öylesine besler ki.

 

Aşkın ve romantizmin zirvesindeyken özgürlüğü yaşamak için “kaçmak” ve kaçarken de hep sevgiliyi özlemek…

 

Aşkın, özgürlüğün, yazmanın, okumanın ve entellektüel sohbetin  çekim alanından kurtulamamak..

                                                                          

Kadınlar vardır, mutluluğu tam yakalayacakken üzerinize öylesine abanır ki özgürlüğü özlersiniz. Oysa sevgi özgürleştirici olmalıdır. Sonsuz mavilikler uçuşmalı içinizin bilinmez derinliklerinde.

 

Kadınlar vardır, içlerindeki birikmiş kırılganlıkların esiridirler. Ne konuşmanın ne de susmanın iç açıcı yumuşaklığını isterler.

 

Kimisi içlerindeki dayanılmaz yalnızlığı cehennem dostluklarıyla aşacağını zanneder, kimisi de dokuzuncu senfoniyi yanı başlarındaki bülbülden değil de kargadan dinlemek peşindedirler.

 

Zordur insanı anlamak, erkekleri anlatmak, kadın-erkek ilişkileri üzerine yazmak, konuşmak çok çok zordur, belki de dünyanın en zor, belalı işidir.

 

Ne bileyim, bana eyvallah…

Okunma Sayısı: 197
Etiketler: , , ,

Yazarın Diğer Yazıları

Betül Erdoğan’dan Önemli Roman: Arev

Dostlar; Bu kez, yazar Betül Erdoğan’ın ilginç, önemli bir romanına giriş yapalım. İzan Yayıncılıktan 2020’de...

İnci Gürbüz Atik’in “Deve Boku Savaşları” Romanı Üzerine Notlar (III)…

Dostlar; Daha önce face sayfamda, bu romanla ilgili iki yazı yazmıştım.(10 ve 12 Ekim) Ve...

“Deve Boku Savaşları” Romanının Düşündürdükleri (II)

Bir önceki yazımda; konusu Aydın’da, 1950 yılı Ağustosunda geçen ilginç bir romandan söz ederek, bazı...

Bir Roman; Deve Boku Savaşları (I)..

BİR ROMAN; DEVE BOKU SAVAŞLARI (1).. Dikmen’in yükseklerinde.. Bir Ekim sabahının sarı-yeşil-turuncu yeryüzü cennetinde.. Gökyüzünde...

Öğrencisini “Zirveye” Çıkaran Sistem..

Dostlar; Öyle bir eğitim sistemi olmalı ki, öğrencisini zirveye çıkarsın. Zirve çeşitli elbette.. Kimi mühendislikte,...

Yazıya Yapılan Yorumlar

  1. gülo dedi ki:

    Sayın Hocam,
    Düşünceleriniz, yorumunuz çok güzel yüreğinize sağlık… Gerçekten insanı anlamak için, herkes kendince değil de karşısında ki kişinin yerine düşünürse yaptığı insanlığın öneminin farkına varabiliyor… Yeter ki bencil olunmasın insan ilişkilerin de … Saygılar…

  2. barış dedi ki:

    nutkum tutldu
    hocam
    öyle derin ve içten yazmışsımız ki
    hayata va kadınlara dair
    bu gönül sözlerine ne söylense azdır
    öyle güzel ki

  3. barış dedi ki:

    yeter ki
    eyvallah demeyin
    hocam…

  4. Yılmaz dedi ki:

    Sevgili Dostum,

    Yazını çok beğendim,sanıyorum her okuyan bir şeyler bulabilir yazında.Hayata dair yazılarını sanki daha çok sevmeye başladım.Acaba, kulvarmı değiştirsen…
    Şaka şaka ! Bazen ciddi yazıların arasına bu tür yazılarının da olması daha bir lezzetli oluyor.Kalemine ve ruhuna sağlık…Sevgiyle kal…

  5. halit dedi ki:

    Sevgili Kadim Dostum Yılmaz,

    Güzel sözlerin umut verdi, sevindirdi..

    Bu “kulvar değiştirme fikri” de çok cazip geldi valla..

    Şimdilik kulvarlar arasında gezineyim de ileride birinde dinleniriz..

    sevgilerimle..yeni yazıların sıcaklığıyla..

  6. Perihan Adun dedi ki:

    Merhabalar,
    İnsanlığın acılarını temizleyen, hafifleten şifalı sular olsun kaynaklarım; hayat gelişmektir, mutlu olmak için mutlu etmektir diyorsanız eğer ben kurgulanmış ya da hayallere dayalı yazılara değil, gelişmiş üstün insan beyninden çıkan, gerçeğe dayanan, güzel, faydalı, umut dolu bilimsel yazılarınıza, konferanslarınıza devam edin isterim.

    Saygı ve sevgiyle..