Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Everestin Zirvesi Değildir Asıl Tutkumuz !

Murat SARIOĞLAN

27 Ağustos 2011 00:01

Yorum Yapılmamış

Bir deryadır hayat, okyanustan daha öte bir şey. Daldığın anda gideceğin yeri bilmezsin belki bir balık götürür seni istediğin yere belki de istediğin yeri sen seçersin. Ucu bucağı olmayan bir evrende kaybolmaktansa anlamını aramak daha mantıklıdır içinde bulunduğun yaşamın. Bir çöl rüzgarı gibi geçip gitmesine için vermeden itinayla sindire sindire nefes almak gerekir çoğu zaman. Saat tiktaklarıyla ölçülmez yaşam; durgunluğun, sükunetin içinde sürüklenmektir asıl mesele.

Düşünmek daha da öte kafa yormaktan ibarettir yaşam. Yol hiç bitmez; biteceğini sandığın o heyecanla yaşamanın tadı bambaşka bir şeydir. Kaplumbağa misali daima yol yürümektir yavaş da olsa; dinlenmek ne kelime; işte o işkenceden ibaret. Tek heyecan tek hazdır çabalamak, uğraşmak, didinmek bir yerlere ulaşma tutkusu. Ralli yarışlarında şampanya patlatmak değildir asıl konu; o yarışın içinde doğar mutluluk. O adrenalin keser nefesi, alır yaşamdan öteye insanı. Everestin zirvesi değildir asıl tutkumuz; oraya tırmanırken aldığımız tadı duyumsamaktır asıl amacımız.

Atılan adımlar, alınan nefesler, sıkıntılar, dertler, mutluluklar; mükemmeli arama adınadır her şey. En iyisi olmak içindir bütün çabalar. Hayatın kurallarıdır hepsi. Hepsinin ayrı ayrı görevleri vardır. Satranç oyunundaki gibi, şah olarak nitelendirdiğimiz nedir bizim hayatta? Bazen bir piyonun yeri bile hayal kırıklığı olabilir oyunu kazanmak için. Tek düze midir ki dünya? Hayal kırklığı olarak nitelendirilen durumlar da oyunun bir parçası değil midir? ve o durum da başka yollara ihtiyaç duymaya sevk etmez mi bizi? Kaleler, değerler, bizi biz yapan niceler? Hayal kırıklığı değil midir bize o en olmaz durumda bile en iyisini yapmaya sevk eden an? Bitmiş midir hayat? Tükendik mi hemen tek hamlede?

İhtiyaç duyduğumuz şey belki de şu an içinde bulunmuş olduğunuz durumun sonucundadır. Üşenmek ne kelime adeta bütün benliğimiz istemez kuşkulu durumları, savaşmayı, mücadeleyi. Düşünmek bile istemeyiz çoğu zaman. Hep tatil modunda durmak adına uğruna dökülen terler. Amaç ne? Zirveye ulaşmak mı? Daha doğrusu haz duyduğumuz mutlu olduğumuz hayatın tadı denilen o sır olarak kalan herkesin bulmak için çabaladığı ama bulamadığı “şahmat” durumu mu; yoksa “şahmat” etme sürecinde alınan yol mu? Düşünmek mi kafa yormak mı? Neden insanlar saatlerce satranç oynarlar? Düşünmekten kafa yormaktan problem çözmekten ve emek sarfetmekten haz duydukları için. Yürüdükleri için yol kadettikleri için amaca ulaşmak adına çaba sarfettikleri için ve zaman zaman sıkıntıya da düşseler bu hayatın içinde oldukları için mutlular. Oyunun kurallarına riayet edip oynadıkları için hayatın bir parçası oldukları için mutlular keyifliler ve onun için büyük bir haz duyuyorlar.

Yaşamak; hedefe giderken tökezlemek, saniyelerin ardını bilmeden gülümsemek, bile bile sarhoşluk, sürüklenmek, yüreklenmek, ümitsizlik, yokluk, susuzluk, açlık ve daha niceleri..her şeye inat dimdik ayakta durmak ve var olmanın, nefes alabiliyor olmanın tarifi imkansız hazzını keşfetmek..

Okunma Sayısı: 145
Etiketler: , ,

Yazarın Diğer Yazıları

“Önce Vatan” Dedikleri Aşktı Onların Destanı..

Selam durdum şehidime… onbeşlik kınalı kuzuların önünde utandım bugün kendimden..Vatan uğruna bile bile ölüme gitmek...

Gökyüzü Mavi mi Hala Sence?

Bir zamanlar küçüktük..Hayır aklımız değil bedenimiz çocuksuydu..Kardan adam yapıp önünde fotoğraf çektirmekten aldığımız tadı özlüyorum.....

İnancın Prensibi

İnsanı ayakta tutan iskelet ve kas sistemi değil, prensipleri ve inançlarıdır der Albert Einstein. İnanç...

Kimlik Meselesi!

Kimlik meselesi. Adın, soyadın, uyruğun, doğum tarihin vb. her zaman yanımızda bulundurduğumuz o kimlik adı...

Bir Pazar Gününün Mateminde Buldum Yine Kendimi !

Bugün günlerden Pazar. Şu Pazar günlerinden muaf olmak istiyorum. Öğrenciliğimden bu yana hiç sevmemiştim zaten....