Etik Kurul Neden Var?
Kamu Görevlileri Etik Kurulu; kamu görevlilerinin dürüstlük, tarafsızlık, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerine uygun hareket etmesini sağlamak amacıyla düzenlemeler yapar, etik ihlal iddialarını inceler ve kamuda etik kültürünü geliştirmeyi hedefler. Üst düzey kamu görevlilerinin davranışlarını denetler; hediye alma yasağı gibi konularda yaptırım kararları alır.
Kamu Kurumu Etik Kurulu’nun temel görev ve işlevleri ise şunlardır:
Etik ihlal iddialarını inceler, gerekli araştırmaları yapar ve karara bağlar.Başta genel müdür, vali ve belediye başkanı olmak üzere üst düzey kamu görevlileri hakkında yapılan başvuruları değerlendirir. Hediye alma yasağının kapsamını belirler ve uygulamayı denetler. Kurumlara etik konularda görüş ve öneriler sunar.
Kurul, etik dışı davranış iddialarını üç ay içinde sonuçlandırmakla yükümlüdür. İnceleme sonucunda iddialar doğrulanırsa, bu durum ilgili makamlara ve kamuoyuna bildirilebilir.
Şeffaflık Herkes İçin Geçerli Olmalı..
Ben Etik Kurulunu özellikle önemsiyorum. Çünkü başvurular; genel müdür, vali, belediye başkanı gibi üst düzey kamu görevlileri için, hiçbir siyasi ayrım gözetilmeden yapılmalıdır. Halkın vergisiyle ayakta duran kurumların yöneticilerinin mal varlıkları şeffaf biçimde incelenmelidir.
Bu incelemeler yalnızca kişilerle sınırlı kalmamalı; birinci derece yakınları, şoförleri ve hatta bu çevrelerin mal varlığı hareketleri de göz ardı edilmemelidir. Şoför maaşıyla milyonluk mülk edinilmesi, kamuoyunun aklında soru işareti bırakır. Bu soruların cevabını aramak da bu kurulun asli görevidir.
Son dönemde Sayın Özel’in gündeme getirdiği tapu iddialarının da kamuoyunu aydınlatacak şekilde bu kurul tarafından incelenmesi gerektiğini düşünüyorum.
Haksız kazanç, kim tarafından elde edilirse edilsin kabul edilemez. Halk yoksullukla mücadele ederken, bazı kişilerin makam gücünü kullanarak zenginleşmesi vicdanları yaralar. Ancak aynı şekilde, isimsiz iddialar ve gölge itiraflarla insanların suçlanması da hukuk devletiyle bağdaşmaz.
Bu ülkenin kanunları açıktır. Bir dönem, sırf ihbarla insanların suçlandığı, hayatların karartıldığı süreçleri yaşadık. Sonradan ortaya çıkan gerçekler, geç gelen adaletin ne kadar yaralayıcı olduğunu gösterdi. O yüzden “denildi ki”lerle kimse yargılanmamalıdır. Geç gelen adalet, adalet değildir.
Bir Bayramın Ardından Kalan Hüzün…
Bu bayram ailemle bir araya geldiğimde bunu düşündüm. İçim buruk, gözlerim doluydu. Bir yılı aşkın süredir netleşmemiş iddialarla tutuklu bulunan insanlar var. Kimisi hastalandı, kimisinin hastalığı ilerledi. Eşler, çocuklar bekliyor. Öte yandan ağır suçlardan hüküm giymiş kişilerin denetimli serbestlikle dışarıda dolaşması, toplumda ciddi bir adalet duygusu kırılması yaratıyor.
Velhasıl… Bu bayram içimde bir burukluk vardı.
Eleştirmek Kolay, Üretmek Zor……
Bugün baktığımızda, kendini her konuda uzman ilan eden, eleştirmekten başka bir şey yapmayan bir kesim de var. Kent için emek verenleri eleştirirler; dernekleri eleştirirler; gönüllülük esasına dayanan çalışmaları küçümserler. Oysa sivil toplum kuruluşları; eğitim, istihdam ve toplumsal fayda üretmek için çabalar.
Elbette hata olabilir. Ama hiçbir katkı sunmadan sürekli eleştirme hakkı kimseye ait değildir. Başarı görecelidir. Örgütlü bir yapıda liderlik etmek ise başlı başına bir değerdir. Herkesi sevmek zorunda değiliz; ancak emeğe ve makama saygı duymak zorundayız. Saygı, kişilere değil; emeğe ve yapılan işe duyulmalıdır.
Velhasıl… Herkes haddini ve durduğu yeri bilmeli.
Hemşehri dernekleri…
Özellikle büyükşehirlere göç eden insanlar için bu dernekler bir dayanışma alanıdır. Kültürü yaşatır, aidiyet duygusunu güçlendirir, yeni bir kente uyumu kolaylaştırır.
Elbette zaman zaman kapalı yapılar oluşturdukları yönünde eleştiriler olur. Ancak bu durum genelleştirilemez. Türkiye’de faaliyet gösteren yüz binlerce dernek içinde hemşehri derneklerinin önemli bir yeri vardır.
Bu nedenle, eleştirmeden önce bu yapıların amacını ve katkısını doğru analiz etmek gerekir.
Seçim Dönemleri: Duruş Sınavı………….Seçimler yaklaşıyor…
Her seçim öncesi olduğu gibi manevralar başladı. Dün karşı karşıya olanlar bugün yan yana; dün yan yana olanlar bugün karşı karşıya. Siyasette buna alıştık. Ama meslek odalarında, sivil yapılarda yaşanan bu keskin dönüşler toplumda güven zedeliyor.
Velhasıl… Seçimler, karakter ve duruş sınavıdır.
Kürsüde Etki: Bilgi ve Samimiyet…………
Mersin’den bir örnek vermek isterim.
Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Vahap Seçer; kürsüde kağıda bağlı kalmadan, kısa ve öz girişlerle, net ve toparlayıcı konuşmalarıyla dikkat çekiyor. Dili kapsayıcı, üslubu samimi.
Ticaret Borsası Başkanı Abdullah Özdemir ise hazırlıklı konuşmaları, yerinde mizahı ve akıcı anlatımıyla dinleyiciyi topluyor.
Artık uzun, ezbere, protokol sıralamasıyla başlayan konuşmalar dinleyiciyi yoruyor. Bilgi, hazırlık ve diksiyon; etkili hitabetin temelidir.
Velhasıl… Kürsüye çıkacaksanız, önce donanımınızı artırmalısınız.
Ve hayatın geçim gerçeği: Bayram da Yetmiyor……….
Bayramda verilen 4 bin TL ikramiye; şeker, çikolata, kahve, çay derken eriyip gitti. Harçlık vermeye, yol yapmaya yetmedi. Maaş erken yattı ama o da aynı hızla tükendi.
Ayın geri kalanı nasıl geçecek?
Ne yiyeceğiz?
Kartlara yükleniyoruz, asgari ödeme yapılıyor ama faiz büyüyor.
Velhasıl… Emekli de, asgari ücretli de günün sonunda yine geçim derdinde.
Etik, adalet ve ekonomi… Birbirinden ayrı gibi görünen bu başlıklar aslında aynı noktada birleşiyor: Toplumun vicdanı.
Ve o vicdan, artık daha fazla şeffaflık, daha fazla adalet, liyakat ve daha fazla sorumluluk bekliyor.





















