Çevre temiz ve düzenli. “Her şey insan için” anlayışı esas alınmış. Yerleşim sahaları, meyve ağaçları ve çiçekli bitkilerle park gibi süslenmiş.
Yaprağı ve çiçeği dökülmüş bitkiye de gereken değer verilmiş. İnsanlar yaşantılarının gereği olarak insanı ilgilendiren her şeyi yapmışlar. Sağlığı koruma adına kirliliği ve atıkları problem olmaktan çıkartmışlar.
Ülkemle karşılaştırmadan yapamadım. Şehirleşmenin çarpıklığından tutun da trafik keşmekeşliğinden, kalmayan yeşil alanlardan sonra neyi bir araya getirecektim. Gezip görmek için gittiğim ülke ile neyi birlikte değerlendirecektim. Utandım tüm değerlerim adına…
Göl kenarında ve ağaçlar arasında yürüme yolundayım. Yeşilin her nüansını görmek mümkün. Yanımdan geçen ceylanlar, tavşan ve geyikler yaban hayatına verilen değeri ve görselliği öne çıkaran düşünceye hayran kaldım.
Gölün maviliği kenara doğru yeşile dönmüş hâliyle oluşan renk uyumuna hayran kalmamak mümkün değil. Kuş florası ve seslerin armonisiyle sanki yeni bir dünyada soluklanıyorsun. Göl beni efsunluyor ve kendimden geçiyorum.
Çok gitmeden kenarda yenmiş ve dışının kâğıdı atılmış parlak bir çöp görüyorum. Doğal olarak dikkat kesildim ve eğildim aldım. Aldığımda “eti yulaflı” yazısıyla irkildim.
Eti yulaflı…
İnsanımız yaşantısında kendisiyle ve doğayla barışık değil. Barışık olmadığı için kendini ve doğayı sevmiyor. Başka diyecek bir şey bulamıyorum. Akla gelen bir şeyi uzatmadan yazayım, Müslüman temiz olur!
Yaşadığımız toprağın değerini ve üretimi bilmeyenlerin, doğayı, yeşili sevmeyenlerin ve temiz insan olmayanların kimler olduğu ile ilgili bilgileri yazamayacağım.
Bunların eğitimden, öğretimden ve dini değerlerden bilgileri yok mu?
Bilgileri varsa neden bu durumdayız, düşünmeliyiz.
Hasan TANRIVERDİ




















