Elma ağacı verimliliğiyle göz bebeğimizdi. Meyvesi çok ekşi değildi. Mayhoş bir lezzetteydi. Bahçenin ortasında beyaz çiçeğiyle, tarlanın gülüydü. Mevsime bağlı olarak, meyvesinin lezzeti belirlenirdi. Bu ekşiliğe sahip meyve, yapraklar arasında kalmış ve güneşi görmemişler için geçerliydi.
Elmaların arasında, çok ekşi olan vardı. Çok ekşi olanı beğenmiyorduk. Dal ucundakiler o kadar ekşi değildi. Olayı güneşe bağlamamızın nedeni buydu. Çünkü ağacın güneşsiz kısmı, ancak biraz ekşiydi. Geriye kalanı normaldi ve hoşumuza gidiyordu.
İyi veya kötü ekşi elmayı tadına göre tayin ediyorduk. Ekşi meyvesiyle, ağacın adı kötüye çıkıyordu. Meyvenin tadına göre o yıl ağacın adı konurdu. Bu kadar güzel çiçeğiyle tarlayı süsleyen elma ağacını, verdiği meyvenin lezzetiyle değerlendiriyorduk.
Koca ağaçta birkaç tane çok ekşi meyve varsa o yıl adı kötüye çıkardı. Demek ki kötü aynı türleri de kötülüyordu.
Toplumda toprak gibidir. Yaşayanın da zekâ kıtlığı, psikolojik bozukluk ve cani ruhlu kişiler bulunuyorsa o toplumun adı maalesef kötüye çıkmaktadır. Adamın insanlıktan haberi yok ve her türlü ahlaksızlığı kendine göre yapıyor ve kimse bir şey demiyor. Bu kişi belli ki bir makamdan korunuyor. Okumamış, kültürsüz ve bağımsız düşünmekten habersizler, kişiliğini bulamamışlar sosyal toplumda, acı veren gibidirler.
Daha da ileri gidiliyor ve hanımını çocuğunu öldürüyor. Sokakta karşılaştığı genci yaralıyor. Bu tipler insanım diye boy gösteriyor.
Toplumsal kuralları tanımayan ve bir yerlere güvenen “beni tanıyor musunuz?” sözleriyle hak ve hukuk bilmeyen kişilere rastlamak mümkündür.
Bu türleri anlatmak amacında değilim. Amacım: korunan aklı kıtların, toplumu kötülemesine yettiğini açıklayabilmemdir. Toplumu kötülemeyle kalmıyorlar. Kişiliğini bir takım teşkilata girmekle bulduğunu zannediyorlar.
Bir kurtlu elmanın o yıl ağacın adını kötüye çıkartması gibi, bir aklı kısıtlının da toplumu bozmaya yeteceği ortadadır.
Toplumun adını kötüye çıkaran, kişiliksizler, hiçbir konuda yıkımdan başka bir şey yapmazlar. Bunlar zaman içerisinde, herkesle samimi görünmeyi başarılı görürler. Böylece mevcut düzene karşı saygısızdırlar. Düzenin devam etmesinin gelecek için önemli olduğunu bile kavramamışlardır.
Kavramamakla kalmazlar, yıkmaya çalışırlar. Yıkarlarsa büyük adam olduklarına karar verirler. Bunlar arasında tarihi şekillendirdiğine inananlar bile vardır.
Olaysız saat ve günleri geçmez. Geçersiz düşüncelerini, dünyanın en iyi düzeni olduğuna inanırlar. Zehirli meyve gibi insanların hayatlarıyla oynarlar.
Toplumun sakin, düzenli, hoş ve nazik yeniliklerle dolu olduğunu insana insan gibi değer verildiğini bilmezler. Bildikleri aksaklıkların düzenin gereği olduğudur. Buna karşı isyan ederler.
Toplumsal gelişimi kabul etmeyip vatandaşın değersiz, hale gelmesine yönelik, hiçbir çalışmada bulunmazlar. Bu türler yörelerine ait, dernek ve kuruluşlarda saygınlık gösterisi yaparlar.
İyi insanların daha mutlu ve refahı artırıcı çalışmalarını baltalamak için ellerinden geleni yaparlar.
Toplumda hak ve hukuk düzeni öyle yerinde olmalıdır ki hiçbir kişi karşı durmaya cesaret edemesinler.
Hasan TANRIVERDİ






















