Kamyonetini ekmek dağıtım aracı olarak tasarladı. Kasasına raflar yaptı. Kamyonetin arkasını kapattı ve kapısını yaptı. Sanayide yaptığı çalışmadan son derece memnundu. İçerisini düzenli şekilde kapladı. Toz girmeye teşebbüs bile edemezdi.
Şehir içerisinde ekmeğin dağıtımı kolaylıkla yapılıyordu. Tasarımın gücü buraya kadar inanılmazdı. Yalnız köylere dağıtıma sıra geldiğinde, aynı başarıyı yakalayamamıştı. Çünkü rampalarda motor bayılıyordu. Bayılma, zorlanma hatta beyin kanamasıydı.
Kamyonetin sesini karşı köyden dinle. Motor gürlüyor ve kendinden geçiyordu. Bu durumda tasarısının can damarının çatladığının kanaatine varmıştı. İki hafta ekmeği köylere bu şartlarda dağıtabildi. Fakat kamyonet, ekmeği dağıtmak için bu kadar yıpranmaya gerek yoktu. Böyle giderse günün birinde hareketsiz kalacağını biliyordu.
Güzel havadan yararlanıp dağıtımdan sonra, oto sanayinin yolunu tuttu. Kamyoneti gören ustalar, Serhat, bu güzelliğe yedek bir vagon mu ekleyeceksin, dediler. Serhat düşünmemişti ama çok da iyi olurdu. Serhat, kamyonetin motorunun gücünü yükselteceğim veya üzerine yeni güçlü bir motor atacağım, dedi.
Düşündüğü değişikliği ustalarla görüştü. Ortak bir değere vardılar. Kamyonet bir hafta bakım atölyesinde kaldı. Kamyoneti istediği gibi güçlendirdi. Kamyonet için yolların engeli kalmamıştı. Eklediği vagonla da istediği yükü alabiliyordu.
Geçen yıl rampada geriye kayan kamyonun kaza sonucu ölenler olmuş ve kamyonun parçalanmasına engel olunamamıştı. Serhat’ın bacakları artık geri kayar diye titremiyordu.
Serhat kamyonete teyp taktırdı. Yol engeli de kalmayınca, köylere ekmek dağıtmak nerede ise yalnız ona kalmıştı.
Serhat köy kahvesinde durdu ve çay söyledi. Derede balık tutan çocukların sesleri geliyordu. Çocukluk günlerini hatırladı ve gözleri doldu. Ağabeyi ile arkadaşı kaşın yıkılmasıyla altında kalmış ve hayatlarını kaybetmişlerdi.
Güneş yakmaya başlamıştı. İki kadının eşyalarını emektar nayloncuya bırakacaktı. Kamyonete yaklaşan yaşlı adam, yaylaya gitmek istedi. Serhat biz sahile iniyoruz, kahve yanında kamyonlar gidiyor, dedi. Adam sarı çehresiyle gözlerini kırpıştırıyordu.
Taşlar yollara yığılmış ve dallar kırılmıştı. Köy yolu her zaman bakım ister, dedi. Kamyonların sesi vadiyi sarmış ve taşlardan sekiyordu. Serhat huzursuzdu. Yoldan düzenleyicinin geçmesine bakıyor, dedi.
Kamyonet fırının önüne geldiğinde ekmeği tükenmişti. Eve çıktı ve kamyoneti yıkadı. Sabah erkenden fırına dayandı. Amacı şehrin ekmeğini bir an önce dağıtmaktı. Sonra iki köye daha çıkacaktı. Köy yolunda şehir yolu gibi hareket ediyordu.
Yolların bozulmasının nedeni kamyonlardı. Özellikle yağmur sonrası yolları tahrip etmek kolaydı. Fakat kaşların kayması ile tehlikeli anlar yaşanıyordu. Çaresizlik içerisinde tehlikeli yolculuk yapılıyordu.
Hava serinledi ve yağmur bulutları çökmeye başladı.
Kahve önünde yerde yatan adam, yaralı değildi. Fakat düşmüş ve başını vurmuştu. Ayağa kalktığında başı dönüyordu. Tansiyonunu ölçtüler ve düşük olduğunu gördüler. Kamyoncunun biri adamı sağlık ocağına götürdü.
Adamı sağlık ocağından, tekrar kahve yanına bıraktı.
Hasan TANRIVERDİ























