Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Egzotik Hindistan Ve Edebiyatı


23 Eylül 2020 00:00

Yorum Yapılmamış

Hindistan! Her şeyi ile birçok ülkeden farklı yaşayanların bulunduğu ülke! Attığınız her adımda yeni sürprizleri görebileceğiniz ve gezenlerin dönüşte kendilerini bir rüyada hissettiği Hindistan! Uzay ve yazılım teknolojisi ile dünyada önlerde bulunurken fakirlik bile felsefe olmuş. Üstelik liderleri bile var. Hint Fakiri olabilmek için onların yirmi bir şartını yerine getirmeniz gerekir. Ganj Nehri ve inekler, Hintliler için kutsal. Ganj Nehri’nde ölülerini yakarak küllerini nehre atarlar. Çünkü akan suların cennete gittiğine inanırlar. İnekler,  insanlardan değerlidir. Hele bir yanlışlıkla onlara zarar verin veya öldürün, anında linç edilirsiniz veya müebbet hapis cezası bile alırsınız. Sokaklarında ilginç yemek satanları görürsünüz.  Hint kültürü ülkenin her tarafından fışkırır. Burası için, “Hindistan önce insanı mahveder, sonra âşık eder.” Sözünü, gezginler söylemiştir. Yokluk ve yoksulluk bu ülkeyi ziyaret edenlere belki ağır gelebilir veya kültür şoku yaşayıp belki yemeklerini yemeyebilirler. Trafikte karmaşa sizi şaşkına çevirebilir. Sürekli duyacağınız korna seslerinden rahatsız olduğunuzda kulaklarınızı tıkamak en iyisi olacaktır.

Gezilecek yerleri de çoktur bu ülkenin. Altın Tapınak,  Tac Mahal denildiğinde birçoğumuz biliriz.  Amber Kalesi, dünyanın en eski şehirlerindendir.  Baranasi, deniz, kum ve plajlar ile eğlence merkezinin bulunduğu Goal Bölgesi, turistlerce en çok tercih edilen yerler arasındadır. Yani yok yokların ülkesidir Hindistan!

İngiliz sömürgesine karşı aktif ama şiddeti benimsemeyen direnişiyle ilgili Satyagraha felsefesinin öncüsü Mahatma Gandi’yi de bilmeyen yoktur. Birçok önemli sözlerini kullanmayan da… Örneğin “Sevginin olduğu yerde hayat vardır.” Sözünü  önemserim.  Nüfusu 1 milyar 350 milyonu geçiyor. Yaşayanların yüzde 80,5’i Hindu, yüzde 13.4’ü Müslüman, yüzde 2,3’ü ise Hristiyan’dır. Geri kalanları da farklı dinlerdendir.

Hindistan ve dünya edebiyatın da önemli isimlerinden birisi Rabindranath Tagore’dir. Hint edebiyatının ilk eserleri Hindu dininin kaynak metinlerini oluşturur. ‘Veda’ adı verilen bu metinler Hint Mitolojisinin de kaynağıdır. Pruha öyküleri en ünlü yapıtlarıdır. İlk yazarları 5.yy da yaşadığı sanılan Şair Kalidasa’dır. Amaru, Bhartrihan, Mayura, gibi eserleri vardır. 19. y.y’da yetişen Yallu Lâl Çağdaş Hint edebiyatının kurucularındandır. En ünlü eseri Prem Sagar’dır.  (Aşk Ummanı)

Hindistan’ın gizemli kültürünü anlatmak böylesi röportaj çalışmalarına sığacak gibi değildir. Bu ülkenin günümüz edebiyatını daha yakından tanımak için ülkemizde Nilüfer Uluslararası Şiir Festivali’ne de konuk olan Şair, Yazar Rati Saxena’ ya sorularımızı yöneltelim.

E.E. (1) Sayın Rati Saxena kısaca kendinizi tanıtıp kitaplarınız ve edebiyat çalışmalarınız hakkında bilgi verir misiniz?

R.S. (1)  Udaipur, Rajsthan’da doğdum, ama küçüklüğümde babamın memuriyeti nedeniyle Rajsthan’ın birçok şehrini gezdim. Bhopal şehrin uzağında Uncles Anaokulunda okudum. En çok da Jaipur Rajsthan’da okudum. Okul etkinliklerinde münazaralar yanı sıra birçok tiyatro oyununda rol aldım. Mezuniyet ve yüksek lisans eğitimim en eski dillerden biri olan Sanskritçe idi. Doktora sırasındaki araştırma çalışmam ise Vedik Sanskrit’teydi.

Kolej günlerinde şiir yazdım. Ailemde şair veya yazar olmadığından ve dünya dışındaki yazarlar ve şairleri henüz okumamışken şiir yazma becerimden pek emin değildim. Evlendikten sonra kendimi ifade etmek için yazmaya devam ettim. Uzun yıllar evliyim. Hint evlilik sistemleri ve geleneksel Hint aileleri bir kadın için uygun değildir. Ama kırklı yaşlardan sonra edebiyatta tekrar aktif oldum. Şimdi altı şiir kitabım var. Üçü İngilizce (bana çevrildi), ikisi Hintçedir.  Biri Malayalam Şairi Balamonyam’ya üzerine eleştiri kitabıdır. Diğeri ise Şair Frined-Ayyappa Paniker hakkında bir anı kitabıdır.  (Indira Gandhi bursu altında eski bir eser olan Atharvaveda hakkında bir araştırmadır. Aklın tohumu – Atharvaveda’ya Yeni Bir Yaklaşım) Hint ve uluslararası dillerden yaklaşık yirmi beş adet kitap çevirdim. Son çalışmam  “Açılan bir yumruk”  uzak geçmişten şimdiki geleceğe ait bir şiir terapisidir.

Hindistan’daki ilk şiir web dergisi olan Kritya’yı 2005 yılından beri yönetiyorum ve 2005’ten itibaren de şiir festivali düzenliyorum.

E.E. (2) Türk edebiyatı hakkında neler biliyorsunuz? Bildiğiniz bir yazarımız var mıdır?  Hindistan edebiyatta nerelerde? Ünlü yazarlarınız ile kitap okuma oranları yanı sıra;  yazar- okur ve yayınevi üçgeni hakkında neler söylemek istersiniz?  

R.S. (2) Ataol Behramoğlu gibi birkaç şair ve birçok genç şair tanıyorum ama Lale Müldür ve Nâzım Hikmet’ten etkilendim. Türkiye’ye dört kez geldim ve çok memnun kaldım. Günümüzde yayıncılık farklı bir iş olsa gerek. Bu yüzden kaliteli ve dürüst bir yayıncı olmadıkça,  ne söylesem bir etkisi olmayacaktır. Maalesef eskiye göre daha az okur var. Yani hükümet desteklemedikçe,  bu yönde bireysel çalışmak oldukça zorlaşıyor.

E.E. (3) Ülkemize Nilüfer Uluslararası Şiir Festivalinde gelerek konuk olmuştunuz. Ülkemiz izlenimleriniz ile burada en beğendiğiniz yemeği öğrenebilir miyim? Ayrıca Türkiye, ülkenizden nasıl görünüyor? Bir de edebiyatın kültürel ilişkilerdeki önemi sizce nedir? Bu konuda daha fazla neler yapılmalıdır?

R.S. (3) Türkiye’ye dört kez geldim ve Türkiye’deki her yer farklı. İstanbul’un iki yüzünü bile gördüm. Türkiye, Hindistan kadar ilginç bir ülkedir. Festivalde bulunduğum Bursa Nilüfer ilçesini de iyi buldum.  Geçmişinden ve Hindistan’la olan bağlantısından etkilendim. Okumaların çoğu Türkçe olduğu için şiirden bahsedemiyorum. Ama Türkiye’nin de Hint dili şiiri gibi ilginç şiirleri olduğunu hissedebiliyorum.

Rati Saxena, Ertuğrul Erdoğan ile Nilüfer Uluslararası Şiir Festivalinde

E.E. (4) Hindistan’ın nüfus fazlalığı kültürel çeşitliliği;  yaşamsal ve dinsel alanlarda kendini hissettiriyor.  Örneğin farelere tapan insanların bulunduğu mabetler, eşeklere takılan boncuklu kolyelerin bir festivalde halkın toplamaya çalışması, tuvalet olarak kullanılan açık alanlar, profesyonel kulak temizleyicileri, Fil krallığının olması gibi daha birçok kültürel zenginlik konusundaki görüşlerinizi alabilir miyim? Varsa ilave etmek istediklerinizi alabilir miyim?

R.S. (4) Hindistan tam anlamıyla gelişmiş bir ülke değildir. Ancak uzun süredir demokratik bir ülkedir. Çin ve birçok ülke gibi yoksulları saklayamayız. Onlar aramızdalar. Pek çok zengin ve orta gelirli insanlar da var. Küçük yerlerden büyük şehirlere göç olmaktadır. Bu göçmenler, büyük şehirlerin dışındaki yaşama zorlanıyorlar. Yine de tuvalet olarak kullanılan açık alanlar, profesyonel kulak temizleyiciler, fil krallığı her yerde bulamazlar. Bunlar eski fotoğraflardır. Hindistan her zaman gördüğünüz gibi de değildir. Dahası, Hindistan birçok dinin ve birçok kabile yaşam tarzının temeli olan dünyadaki tek yerdir. Şans eseri, Hindistan bu dünyada çok yönlü bir yer, her fikre yer veriyoruz.

Hinduizm katı bir din değil, bir yaşam biçimidir. Ama korkarım ki biz de başka dünyanın yoluna gideceğiz, orada pek çok kişi, onu nasıl bir Hindu ülkesi yapmak istiyoruz ki bu bizim için zor olacak. Bir insanın diğer tüm türler için üstün veya üstün olduğunu düşünmemesi gerektiğini hissediyorum. Hayvan, bitki v.b. dediğimiz tüm canlılardan biriyiz. Aslında her canlıdan çok şey öğrenebiliriz. Öyleyse diğer tüm yaratıklara tapınmak tüm kıtalardaki ata uygarlıklarında yaygındı, ama dini yarattığımızda, kendimiz ve diğerleri için hapishane açıyoruz. Benim mahallemde yaşlı bir kadın yaşıyor, keçi besliyor. Keçi sütü çok pahalı, ama hiç süt satmıyor. Kendi yiyeceği için birçok evde temizlikçi olarak çalışıyor ama keçiler bedava ve sütleri buzağılarına veriyor. Balık pazarına gittiğinde, kalan çeşitli balıkları   satın alır ve geri dönerken, yolda kedi ve köpekleri beslemeye devam eder. Hindu değil, ama Hint ruhunu takip ediyor. İyilik tüm yaratıkları kapsar.  Eski zamanlarda gurukulamız vardı. Yani öğretmenlerin yerine geçen okullar. Upanishadas öğrenirseniz, öğretmenlerin yıllardır öğrencilere öğretmediğini, teknisyenlerin onlardan ormana gitmelerini, ineklere bakmalarını, doğayı gözlemlemelerini istediğini anlayacaksınız. Bu, bir öğrencinin ıslak çamur kadar yumuşak hale gelmesinin bir yoluydu. Doğasında,  sevgi ve nezaket vardır. Doğayı ve diğerlerini sevmek zor değildir, ama aynı zamanda kolay da değildir. Eğer benden bir evcil hayvan tutmamı istersen, onlara bakacak sabrım olmadığı için sevmeyeceğim. Ama ormana gidersem onları izlemekten zevk alırım. Aynı zamanda onları hapishanede göremediğim için Hayvanat Bahçesine gitmeyi de sevmiyorum. Dua ediyor ve Hindistan’ın bu evrendeki tüm hayvanları ve bitkileri sevmeye ve saygı duymaya devam etmesini diliyorum. Bakın, vahşi hayvan öldürme yoksa korona da yoktur.

E.E. (5)  Hindistan’da kadınların konumu nerededir? Edebiyata olan ilgileri nasıldır? Yazarlarınız özgür yazar mı?

R.S. (5) 1- Hindistan’daki kadınlar, dünyanın diğer yerlerinde olduğu gibi, dinin onları bastırmasını ve bastırmasını istediği anlamına gelir. Toplum öldürmelerini sever, ancak hizmet ederler,

2- Kadınlar doğal olarak edebiyatla ilgileniyorlar, uzun zamandır sadece okurlardı ama şimdi kendi hikâyelerini yazıyorlar. Hindistan’da 32 Hint dilinde birçok kadın yazar bulunur.

3- Hayır, artık çok özgür değiliz. Bir zamanlar özgür olduğumuz zamanlar vardı ama şimdi Hindistan’daki durum da değişiyor.

E.E. (6)  Ülke eğitim sistemi hakkında neler düşünüyorsunuz? Çocuklara aile ve toplumca ne kadar değer verilir? Bu konuları yazılarınızda işler misiniz?

R.S. (6) Eğitim sistemimizin alt yapısı İngilizler tarafından oluşturulmuştur.  Hâlâ onu takip ediyoruz ama görünen o ki hükümetimiz değiştirmeyi düşünüyor. Öğretmenlerden ve onların bilgilerinden memnun değilim. Modern eğitim sistemi anlamaya izin vermiyorlar. Sadece öğrencilerden ezbere öğrenmelerini istiyorlar. Şiir okumaları çok kötü ve dillere önem verilmiyor. Biz sadece diğer ülkelerdeki teknolojileri üretiyoruz. Doktorlar bile araştırma alanı içende değillerdir. Yani öğretmenler ve öğretim yöntemlerinden hiç memnun değilim.

E.E. (7)  Bize en sevdiğiniz şiirlerinizden bir dörtlük yazar mısınız?

R.S. (7) Sevdiğim birçok şiirim var. Şiir mi istiyorsun? Yoksa başka bir tane mi? Oh! Hayır.  Bütün şiirlerimi seviyorum. Sadece birkaç satır yazmak istemiyorum.  Şiir demir değildir, demiri keser.

E.E. (8)  Yazar adaylarına neler söylemek istersiniz?

R.S. (8)  Hiçbir şey söylemek istemiyorum. Bir yazar doğal olmalıdır. Şiirin öğretildiği yolu takip etmiyorum. Ben doğal bir şair, yazar ve düşünürüm. Ailemde kimse yazar, düşünür değildir. Hepsi bilim insanıdır. Kendi tarzımı öğrendim ve kıdemli yazarlarımı Sanskritçe okurken, kendi dillerimde okumadım. Bu yüzden yazarların kendi kendilerine yetiştirmesi gerektiğini düşünüyorum. Ama aynı zamanda pek çok iyi şair tercüme ettim. Sanırım iyi şairleri tercüme etmek öğrenmeme de yardımcı oldu. Ne demek istediğim yazının içinde olsa gerek.

E.E. (9)  Hint sanatı (Sinema, kitap, resim, heykel, müzik) hakkında neler söylersiniz?

R.S. (9) Bunlar güzel anlatım biçimleridir. Kritya şiir festivalinde şiir filmleri, şiir resimleri, şiir tiyatrosu vb. Daha geniş alanda hepsi farklı türden şiirlerdir. Ama Çinli ressamdan, kendi ülkelerinde doğaya giden, atmosferin tadını çıkaran, ancak o zaman hiç resim yapmayan bir sanatçının, geri döndükten sonra, o resimleri sadece yatılı olarak geçirdiğini ve boyadıkça yeni olacağını öğrendim. Farklı ama orijinal şeyler. Şiir yazım da aynı yöndedir.

E.E. (10)  Covit-19 ülkenizi nasıl etkiledi. İşçilerin dramlarını bir yazıda okumuştum. Verilen rakamlar sizce gerçek mi? Biyolojik savaşla ilgili neler söylemek istersiniz?

R.S. (10)  Kovid etkisi, zengin ya da fakir herkes için geçerlidir.  Yiyecek satan esnaf dışında, erkekler çalışmadan evlerini geçindiremeyecekleri için gurbette iş aramaları doğaldır. Sanal âlemde tiyatro oynayamazlar. Peki, ne yaparlar? Bu, tüm sanatçı, film, tiyatro, dansçılar ve hatta marriglerde vb. Halk için grup çalan basit sanatçılar için de zor bir durumdur. Bitmesi bütün insanlık âlemi için iyi olacaktır.

E.E. (11)  Facebook sayfanızı inceledim. Bir söyleminizde “Edebiyat toplumdan ne kadar uzağa gidiyor? Bu biraz da annenin edebiyatı okuyarak bilinçlenmelidir.” demişsiniz. Bunu biraz açar mısınız?

R.S. (11) Evet, bugün şiir yazanlar,  sadece TV haberlerini takip ediyorlar veya insanları yolda yürürken seyredip öyle şiir yazıyorlar. Ama halka açılmayı ve onları hissetmeyi, onlarla şarkı söylemeyi ve onların bir parçası olmayı unutuyorlar. Bu acı verici bir durumdur.

E.E. (12) Bu yıl düzenlediğiniz uluslararası Kritya on-line şiir festivali hakkında neler söylemek istersiniz?

R.S. (12)  Dünyanın çeşitli ülkelerinden davet ettiğimiz 170’e yakın şair, kendi dillerinde çektikleri videolarında şiirlerini seslendirdiler. Festival on-line üzerinden yapıldı. Ülkenizden Ataol Behramoğlu, Yeşim Ağaoğlu, Ertuğrul Erdoğan ve Muhsine Arda’yı davet ettik. Yorucu bir çalışma olsa da güzel bir etkinlik olduğunu düşünüyorum.

Kritya Şiir  Festivaline katılan Ataol Behramoğlu, Ertuğrul Erdoğan, Yeşim Ağaoğlu ve Muhsine ARDA

Kritya Uluslararası Şiir Festivali hakkında bilgi vereyim. Festival, Hindistan’ın farklı yerlerinde yapılıyor. Zira Hindistan yirmi sekiz dilin konuşulduğu, çeşitli kültür ve dinleri bünyesinde barındıran 1 milyar 380 milyon nüfuslu dev bir ülke. Festival bu yıl Kerala’da yapıldı. Burası, 1930 yılarının sonundan itibaren Hindistan’ın tek Marksist-Komünist eyaleti. Festival 2005 yılından bu yana Hindistan’ı devam eden bir uluslararası şiir festivalidir.  Ülkelerarası edebiyatın, sanatın ve kültür kapsamını genişletmek ve şiir bilenlerin kitlesine ulaşmak için oluşturulmuş bir organizasyondur.  Pandemi nedeniyle bu yıl You Tube üzerinden farklı diller ile kültürler arasında çeviri yolu ile yayın performans etkileşim ve edebi fikir alışverişi yoluyla erişebilir olmayı hedefledik. Yine şiirle değişik düşünceleri dünyaya serpiştirmek, sosyal mesafeyi tartışmak, dünyanın tüm güzelliği, çirkinliği ve karmaşıklıkları içinde şiirin, zihinlerin derinliğinde yatan yaralarını iyileştiren bir iksir ve kaos içindeki dünyada barış mesajını yaymak için en güçlü araç olarak sunabilmektir. Kritya, sınıf, inanç, ırk veya ülkelerden bağımsız olarak şiir veya diğer sanatlar aracılığı ile özgür ifadeye inanmakta, şiir aracılığı ile bir barış ve karşılıklı anlayış kardeşliğini pekiştirmek ve güçlendirmek de hedefleri arasındadır.  Bir başka amacı ise; dünyanın dört bir yanından şair ve sanatçılar arasında edebi akıl alışverişine katkıda bulunmak ve Hint kültürü ile dünya dilleri arasına bir köprü kullanmasına yardımcı olmaktır.

E.E. (12Sorularıma yanıt verdiğiniz için çok teşekkür ediyorum. Edebiyatseverlere son olarak neler söylemek istersiniz?

R.S. (12) Çok teşekkürler… Sorularınız edebiyat ve sanatın farklı yönlerini güzel bir şekilde ele aldığını düşünüyorum. Diyorum ki, bu sizin dizelerinizden çıkanlar umarım toplumun da bir parçası olurlar.

Ertuğrul Erdoğan / Türkiye

erterd@msn.com

www.ertugrulerdogan.com

Okunma Sayısı: 318

Yazarın Diğer Yazıları

Varavara Roa’nın Özgürlük Savaşı

Not: Bu yazım Üvercinka Dergisi’nin Ağustos 2020 Tarih ve 70. sayısında yayımlanmıştır. Edebiyatın farklı dili...

İçimizdeki Casuslar

Ülkesinin menfaatleri için özel yetiştirilmişlerdir. Casuslar, bir başka ülkeye görevlendirildikleri planlar doğrultusunda özel yetenekli kişilerdir....

Bili Bili Gates ve Saz Ekibi

İnsanoğlu, Bermuda Şeytan üçgeni içine girmişcesine şaşkın bir halde! Komplo teorileri havada uçuşuyor. Hava derken...

Rampukar’ın Fotoğrafı

Suriye Savaşının simgesiydi Aylan Bebek. Anımsadınız mı?  Ailesiyle birlikte bir botla refah bir ülkeye umut...

Yersen Deterjan Yoksa Kor – Ona!

Şu günlerden kurtulmak için ne yapıyoruz? Ellerinizi yirmi saniye kuralına göre yıkarken, sabundan bir ısırık...