Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Dost İle Buluşmak…


10 Ekim 2011 00:00

Yorum Yapılmamış

Dost ile buluşmaktan daha hoş ne olabilir ki?

Ya dost ile buluşturan vesile…

Sevgiliyle olan randevuya hazırlanmak!

Onunla buluşacak zamanın gelmesini beklemek…

Onunla “Sen” diyerek konuşma hali.

Ve buluşmaya gidiş…

Bazı hisler vardır ki anlatılamaz,  sadece yaşanır.

Kimileri bazı duyguları sadece yazar, kimisi de sadece yaşar.

Kimi sadece yaşadıklarını yazar, kimisi de yaşayamadıklarını yazar…

Kimi hem yaşar hem de yazar…

Bir mahkumu düşünün ziyaret saatini nasıl algılar ve nasıl bekler…

“Dünya mü’minin hapishanesidir[1]” demiş Nebi (s.a.v)…

Her mahkumun dost, akraba ve sevgilileriyle ziyaret saat ve günleri vardır.

Madem mü’minler de mahkumdur, onların da ziyaret saat ve günleri vardır.

Ama nasıl…

Mahkumlar asli mekanlarından alıkonularak belirli bir vakte kadar belirli bir disipline tabi tutulan mekanlarda tutulurlar…

İşte mü’minler de asli yerleri olan cennetten alıkonularak belirli bir disipline tabi bulundukları dünya mekanında tutuluyorlar ve bu mekan, asli mekanlarına nazaran hapis statüsündedir…

Zira cennette görecekleri Cemalüllah’ı göremiyorlar burada…

Cennette Allah’ın cemalıyla şereflenecek olan mü’minler, dünyada bu nimetten mahrumdurlar.

Fakat namaz vakitleri müstesna. Çünkü “Kulun Rabb’ına en yakın olduğu anı secde anıdır” ki o da namazın bir parçasıdır…

İşte namazı, sıradan mahkumların ziyaret saat ve günlerini arzuladıkları ve bekledikleri gibi beklemek, arzulamak ve kılmak…

Hem Mirac nedir bilirmisiniz: Kulun Hak katına yükselip Allah ile buluşmasıdır. Ve bu buluşmayı gerçekleştiren; “namaz miractır” demiş.

Aslında namaz, parçanın, cüzün Tüm’e kavuşmasıdır… Damlanın Deryada mana buluşudur namaz. Suretin asla dönüşü, asıl ile oluş anıdır namaz…

Yani namaz, dost ve en sevgiliyle buluşmadır…

Çünkü Allah’tır mü’minlerin dostu, sahibi ve sevgilisi…

Bu gerçek şöyle ifade edilmiştir: “Gerçek dostlarınız, Allah, elçisi ve namazı gözetip alçak gönüllü olarak zekatı veren müminlerdir.[2]”

Her bir namazı, dünya hapishanesindeki bir mahkumun bir teneffüs evresi olarak algılayabilmek. Sevgiliyle, dost ile buluşma olarak algılayabilmek…

Şayet sevgimizde ve dostluğumuzda sadık isek huzura çıkmaktan bizi alıkoyan nedir?

Hem madem “Allah, inananların dostudur, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır[3]” dusturu vardır, bu dusturu gözardı etmeden dostun huzuruna çıkıp; yalnız senin arzularını yerine getiririm sözünü verip, ben sadece seninim, senin olanları mes’ud ettiğin gibi beni de o mes’udiyet veren nimetlere ulaştıracak doğru yola ilet niyazında bulunmadan daha hoş ne olabilir ki…

İşte o anı yaşayamayan bilmez…

Yaşayan ise sıkılmadan hep bekler.

*************
[1] – Müslim, Zühd, hadis 2956, Tirmizi, Zühd, 2324

[2] – Maide 5/55

[3] – Bakara 2/257

Okunma Sayısı: 102

Yazarın Diğer Yazıları

Ahlaksızlığın Göstergesi

Ahlak, bir kitabın cildine benzer. Nasıl ki: “Cilt bozulunca sayfalar dağılır”, ahlak da bozulunca: Ne...

İslam’ın En Büyük Hedefi

Günlerden haftalar, haftalardan aylar, aylardan yıllar ve yıllardan da hem tarih hem de insan ömrü...

Vermeyeceğini İlham Etmeyen Bir Rab

Madem beraatı ilham etti, demek ki af edecek… ‘Selam olsun size! Rabbiniz kendi üzerine rahmeti...

Emekçinin Elini Öpen Peygamber!

Allah Resulü (s.a.s), kendisini ve sahabeyi Tebük seferi dönüşünde karşılayan Sa’d bn. Muaz’ın ellerinin nasırlaştığını...

Korku ve Ümit Arasında Yaşamak

Bizler, umarken korkmayı, korkarken de umudu korumayı tavsiye edilen bir ümmetiz. Allah’ın azabından emin olmak...