Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Cumartesi, Ocak 31, 2026
  • Giriş Yap
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Anasayfa Yazarlar Hüseyin ERKAN

Diken Tarlasından Gül Bahçesine (XXI)

Hüseyin ERKAN Yazar Hüseyin ERKAN
02 Ocak 2022
Hüseyin ERKAN, Öykü Tefrikaları
0
Diken Tarlasından Gül  Bahçesine (XXI)
409
Paylaşma
5.1k
Görüntülenme
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

DIŞI SİZİ, İÇİ BİZİ YAKAR!

İyiden iyiye alışmaya başlamıştık; “Küçük Çiftlik” adını verdiğimiz bahçemize. Çok uyumlu çalışan karı koca bir bahçıvanımız da vardı; Tobi adında bir kurt köpeğimizle tavuklarımız ve horozlarımız da…

Sabahları horoz sesiyle uyanıyor,  kahvaltılarımızı da kendi tavuklarımızın taze yumurtalarıyla yapıyorduk artık.

Diktiğimiz fidanların hiçbiri meyve verecek durumda değildi ama domates, biber, patlıcan, fasulye, barbunya, patates, soğan ve salatalık başta olmak üzere her çeşit sebzemizi bahçemizden toplayarak getiriyorduk mutfağımıza.

Davet ettiğimiz ya da ziyaretimize gelen dostlarımızı da boş göndermiyorduk tabii. Her çeşit kabağımız da oldu, kavun karpuzumuz da… Bamyamız, börülcemiz de oldu; havuç,  turp, şalgam, karnabahar ve pırasamız da…

Öyle çok verdi ki toprak, bir kısmını kurutup bir kısmını konserve yaptık ama yine de artıyordu.  Ve ilk kez bahçemizde yetişen domateslerden kendi salçamızı kendimiz yaptık kazanlarda. Yalnız domates değil, başka uygun sebzeler de kattı hanımlar salçaya. Pek güzel oldu lezzeti. Kavanozlara doldurup sıralanınca, o kadar çok göründü ki gözüme, “Güler! Biz mi yiyeceğiz bu kadar salçayı?” diye sormaktan alamadım kendimi. Şu oldu yanıtı:

“Olur mu, hepsini nasıl tüketeceğiz biz? Yarıdan çoğu dostlarımıza ve komşularımıza…”

Birçok dostumuz: ”Güler Hanım, salçanız o kadar leziz ki, ömrümde böyle salça yemedim ben. Hanıma dedim ki, ‘Yemeklere kullanma bu salçayı. Kahvaltılarda ekmeğe sürerek yiyelim yalnızca.’ İnanın, her kahvaltıda kulaklarınızı çınlatıyoruz. Ellerinize sağlık!” dediğinde:

“Bahçıvanımız İlyas Efendi ile Sebile Hanım’ı da unutmayın ama” diyordum ben de.

Bir gün, “Fazla sebzeleri ne yalpım Hüseyin Bey?” diye sordu bahçıvanlarımız:

“Herhalde çürütüp çöpe atmayacağız. Pazara götürüp satın, parasını da cebinize atın.” deyiverdim.

Şaşırdılar önce. Şaka mı yapıyorum, ciddi miyim? Bunu anlamak istercesine anlamlı anlamlı baktılar yüzüme:

“Evet, ciddi söylüyorum. Fazla emeğinizin fazladan karşılığı olsun bu da.” deyince, öyle sevindiler, öyle sevindiler ki, yüzlerindeki mutluluğu bir görmeliydiniz.

“Sağ ol Hüseyin Bey, Allah razı olsun sizden” diye diye gittiler; işlerinin başına.

Pazartesiydi Silivri’nin pazarı. Her hafta sonu pazara götürülecek sebzeleri hazırlayıp dolduruyorlardı çuvallara. Hafta başı İstanbul’daki işyerim Dilem Yayınevi’ne gitmeden önce, çuvalları arabama yerleştirip pazaryerine götürüyordum Sebile Hanım’ı. Arzu ettiği yere bıraktıktan sonra onu, “Haydi, sana iyi pazarlar!”  deyip İstanbul’a yöneliyordum ben de.

Sanırım, 1990 yılının temmuz sonu ya da ağustos başlarıydı. O günlere dek ne komşularımız bizi, ne de biz komşularımızı davet edebilmiştik. Bir hafta sonu komşumuz Kilisli Eczacı Hanefi Bey: “Hüseyin Bey, öğleden sonra, eşiniz Güler Hanım’la birlikte çaya buyurun” diye davet etti bizi.

Çiftliğe taşındığımızdan bu yana işten güçten komşularımızı da unutmuştuk çoktan, komşuluğu da… Oysa deniz kıyısındaki yazlığımızda neredeyse her akşam ya komşularımızı davet ederdik biz, ya da komşularımız bizi…

Yılın en sıcak günleriydi. Öğleyin havuza girip serinledik. Duş alıp çıktıktan sonra, giyindik tertemiz. Çarşıdan bir kutu çikolata yerine bahçemizde yetişen, komşularımızda olmadığını tahmin ettiğimiz sebzelerden güzel bir sepet hazırlayıp bahçıvanımız İlyas Efendi ile gönderdik önden. O günlerde cep telefonlarımız da yoktu henüz, çiftliklerde sabit telefonlar da…  “Güler Hanımlar beş dakika sonra gelecekler efendim.” haberini götüren İlyas Efendi yapmış oldu bu görevi.

Komşularımız, güler yüzle karşıladılar bizi, bahçelerinin kapısında. Onlar, kapıdan girişte sağ yana yaptırmışlardı bahçıvan evini. Biz farklı bir düşünceyle, caddeden en uzağa… Kendi evleri de yakındı girişe. İki katlı, kapısı ve pencereleri kemerli evleri, ev değil bir köşk görünümündeydi. Ben de takdirle dile getirdim bu güzelliği, eşim de…

“Buyurun, oturmadan önce bir de içini görün” dediler. Hayır denemezdi ya bu nazik öneriye, “memnuniyetle” dedik elbette.

“Herkes önce evini yaptırır, sonra kapısını ve pencerelerini… Biz aksini yaptık Hüseyin Bey. İstanbul’da yaşadığımız semtte eski bir köşk yıkılıyordu. Kapısı ve pencerelerini atılıp yok olmasın diye ben satın aldım. O pencere ve kapılara uygun olarak yaptırdım bu yazlığı.” diye anlattı sevgili komşum.

Kapıdan girince bu güzel köşke, serinleyeceğimi sanırken ben, yanıldığımı anladım hemen. İki üç adım atınca, “Türk hamamı ve saunaya hoş geldiniz!” der gibiydi; yüzümüze vuran sıcak dalgası.

Köşkün içi de güzeldi, dışı gibi. Belliydi ki zevkli insanlardı komşularımız. Girişteki salon gibi, üst kattaki odalar da tertemiz, sade ve güzel döşenmişti ama sıcaktan durulacak gibi değildi içerisi.

“Güzel, güzel! Güle güle oturun.  Sağlıkla, mutlulukla…” deyip zor attım kendimi dışarıya. Birkaç dakika içinde topuklarıma kadar inmişti ter.

“Sıcak ama biraz, değil mi?” dediler.

“Yılın en sıcak günleri… Olacak o kadar” deyip mevsime yükleyiverdim suçu.

Gölgelik bir sundurma vardı; güzel köşklerinin önünde. Sarmaşık güllerle süslü… Önünde taşmalı, tertemiz, masmavi bir havuz… Oraya buyur ettiler bizi.

Hanefi Bey de kibar bir insandı; eşi hanımefendi de… Güler yüzlüydü ikisi de. Davranışları ve konuşmalarında, “Görüyorsunuz biz kimiz? Sizden daha üstün, sizden daha akıllı, sizden daha modern ve daha zevkliyiz!”  der gibi bir iddiaları yoktu.  Çayla birlikte ıspanaklı börek de ikram ettiler. Tatlı başlayan söyleşimiz tatlı bitti. Bir saat kadar oturduktan sonra , “İzninizle” deyip kalktık.

Bu davet ve ziyaretimizden sonra, daha bir yakından tanıyıp daha bir candan sevdik komşularımızı. Bir hafta kadar sonra, biz de davet ettik onları. Önce bizim köy evini görmek istediler. ”Hay hay!” deyip birlikte yöneldik kapıya. İçeriye girip de dışarıdaki havaya göre daha serin olduğunu fark edince salonun, “Klima mı var?” diye sordu Hanefi Bey.

“Hayır, henüz taktırmadık.” dedim.

“Pekiyi, pencereler de açık değil, bu serinlik nerden?”

“Genellikle pek sıcak olmuyor salon, sevgili komşum.”

“Duvarları ahşap kaplatmışsınız, ondan mı acaba?”

“Mümkündür de sabahları hariç, pek fazla güneş almıyor salon. Onun etkisi de var mutlaka.”

“Güzel!.. Odalar da serin ama…”

“Haklısınız. Onlar da şu anda güneş almıyor; gördüğünüz gibi.”

“Eviniz serinmiş, beğendik. Güle güle oturun” dediler.

Balkonumuza geçip oturduk; havuza karşı.

“Balkonunuz çok genişmiş ve çok yakışmış bu eve. Hüseyin Bey! Kime yaptırdınız siz bu evi?” sordu komşum.

“Köyden Mehmet Usta’ya…”

“Beni tanıştırır mısın onunla?”

“Hay hay, tanıştırayım.”

“Niçin, diye sormayacak mısın?”

“Sorayım haydi, niçin?”

“Bzim beğendiğiniz köşkü yıkıp sizinki gibi bir ev yaptırmak istiyorum da ondan…”

“ Olamaz, şaka yapıyorsunuz!”

 “Hayır, çok ciddiyim.”

 “Niçin yıkacaksınız ki, o güzel köşkü?”

“Dışı sizi, içi bizi yakıyor da ondan… Bırakın gündüzleri oturup yatmayı, geceleri de uyuyamıyoruz sıcaktan. Bakınız, sizin eviniz de balkonunuz da ne kadar serin. Sanırım; geceleri yorgan örtüyorsunuzdur siz. Biz, bir çarşaf bile örtemiyoruz üstümüze.”

“Yazık olacak o güzelim köşke ama siz bilirsiniz tabii” dedim.

Gerçekten de dediğini yaptı Hanefi Bey. Önce havuzun önüne bizimkine benzer tek katlı bir köy evi yaptırdı; Mehmet Usta’ya. Sonra da yıktırdı o güzelim villayı.

“Oh be, dünya varmış!” dedi ama sonunda.

Paylaş
Etiketler: Dikenli Tarlagül bahçesiKÜÇÜK ÇİFTLİK
Önceki Yazı

Türkiye Düşmanları Bunun İçin mi Saldırıyorlar Acaba ?

Sonraki Yazı

Suçlu Kim Tabii ki Öğretmen

Hüseyin ERKAN

Hüseyin ERKAN

İlişkili Yazılar

Müzisyen Kardeşler
Hasan TANRIVERDİ

Müzisyen Kardeşler

31 Ocak 2026
5k
Göz Gördü Gönül Katlanmadı
Hasan TANRIVERDİ

Şakacı Adam

30 Ocak 2026
5k
At Kestanesi
Hasan TANRIVERDİ

At Kestanesi

28 Ocak 2026
5k
Deniz Dalgalı
Doğa-Çevre

Deniz Dalgalı

27 Ocak 2026
5k
Sonraki Yazı

Suçlu Kim Tabii ki Öğretmen

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Trendler
  • Yorumlar
  • En son
Aşık Veysel ve Kara Toprak Türküsü Hikayesi

Aşık Veysel ve Kara Toprak Türküsü Hikayesi

22 Mart 2019
Ayak Tabanına Veya Göğüse Vicks Sürmenin Faydası Yok

Ayak Tabanına Veya Göğüse Vicks Sürmenin Faydası Yok

24 Ocak 2016

Yok Saymak

28 Mart 2020

Yıldızname Baktırmak Günah mı…Günah…

09 Haziran 2022

Keltepen’in Taşları /Şu Akkuşun Gürgenleri

18 Nisan 2020

Düz Dara Yâr Düz Dara

23 Mayıs 2020

Tüketicilerin Süt Tozu Dilekçeleri!

97

Fethullah Gülen’e 19 Soru

72

Ayasofya Açılsın Zincirler Kırılsın

70

İslâm Dışı Bir Uygulama: Çocuk Sünneti…

45

Gıda Mühendislerinin Petek Ataman’a Çağrısı

40

Şarkı Sözü Alan Var mı?

39
Tərcümeyi – Hal

Tərcümeyi – Hal

31 Ocak 2026
Ünye Döner Çeşme Meydanı

Ünye Döner Çeşme Meydanı

31 Ocak 2026
Herkese ‘Kelle’ Gerek

Günce

31 Ocak 2026
Müzisyen Kardeşler

Müzisyen Kardeşler

31 Ocak 2026
Suskun Ve Sessiz

Kürsüde Az Ses, Çok Mana

30 Ocak 2026
Toplumsal Cinsel Problem

Toplumsal Cinsel Problem

30 Ocak 2026

Köşe Yazarları

Türkiye Deprem Haritası

 

Ayın Sözü

Lütfen Duyarlı Olalım!

de, da vb. bağlaçlar ayrı yazılır.

Cümle bitişinde noktalama yapılır. Boşluk bırakılır, yeni cümleye büyük harfle başlanır.

Dilimiz kadar, edebiyatımıza da özen gösterelim.

Arşiv

Sosyal Medya’da Biz

  • Facebook
  • İnstagram
  • Twitter

Entelektüel Künyemiz!

Online Bilgi İletişim, Sanat ve Medya Hizmetleri, (ICAM | Information, Communication, Art and Media Network) Bilgiağı Yayın Grubu bileşeni YAZAR PORTAL, her gün yenilenen güncel yayınıyla birbirinden değerli köşe yazarlarının özgün makalelerini Türk ve dünya kültür mirasına sunmaktan gurur duyar.

Yazar Portal, günlük, çevrimiçi (interaktif) Köşe Yazarı Gazetesi, basın meslek ilkelerini ve genel yayın etik ilkelerini kabul eder.

Yayın Kurulu

Kent Akademisi Dergisi

Kent Akademisi | Kent Kültürü ve Yönetimi Dergisi
Urban Academy | Journal of Urban Culture and Management

Ayın Kitabı

Yazarımız, Sedayi ALTUN’dan,

“Bir Eğitim Yolcusu” adlı güzel bir eser. Yazarımızın eseri, yine bir yazarımız ve Karadeniz Şairler ve Yazarlar Derneği yönetim kurulu üyemizin sahibi olduğu Ateş Yayınlarından çıkmıştır. Kendilerini kutluyoruz.

Gazetemiz TİGAD Üyesidir

YAZAR PORTAL

JENAS

Journal of Environmental and Natural Search

Yayın Referans Lisansı

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.

Bilim & Teknoloji

Eğitim & Kültür

Genel Eğitim

Kişisel Gelişim

Çocuk Gelişimi

Anı & Günce

Spor

Kitap İncelemesi

Film & Sinema Eleştirisi

Gezi Yazısı

Öykü Tefrikaları

Roman Tefrikaları

Röportaj

Medya

Edebiyat & Sanat

Sağlık & Beslenme

Ekonomi & Finans

Siyaset & Politika

Genç Kalemler

Magazin

Şiir

Künye

Köşe Yazarları

Yazar Müracatı

Yazar Girişi

Yazar Olma Dilekçesi

Yayın İlkeleri

Yayın Grubumuz

Misyon

Logo

Reklam Tarifesi

Gizlilik Politikası

İletişim

E-Posta

Üye Ol

BİLGİ, İLETİŞİM, SANAT ve MEDYA HİZMETLERİ YAYIN GRUBU

 INFORMATION, COMMUNICATION, ART and MEDIA PUBLISHING GROUP

© ICAM Publishing

Gazetemiz www.yazarportal.com, (Yazarportal) basın meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir.
Yazıların tüm hukuksal hakları yazarlarına aittir. Yazarlarımızın izni olmaksızın, yazılar, hiç bir yerde kaynak gösterilmeksizin kısmen veya tamamen alıntı yapılamaz.

Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta

© 2008 - 2021 Yazar Portal | Türkiye Interaktif Köşe Yazarı Gazetesi

Yeniden Hoşgeldin

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Şifrenimi unuttun?

Parolanızı alın

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap