Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

“Deve Boku Savaşları” Romanının Düşündürdükleri (II)

EKO-TÜRKİYE
Dr. Halit SUİÇMEZ

20 Ekim 2020 00:00

Yorum Yapılmamış

Bir önceki yazımda; konusu Aydın’da, 1950 yılı Ağustosunda geçen ilginç bir romandan söz ederek, bazı saptamalarda bulunmuştuk..

Evli bir çocuklu bir taksicinin Muğla’dan Aydın’a getirdiği güzel müşterisi hanıma aşık olmasıyla başlayan olayların gelişmesi ve sonuçlarının on bir yaşındaki oğulları Coşkun’a, onun afacan arkadaşlarına, komşulara, taksici esnafına yansıması, çok yönlü olarak işlenmiştir kitapta.

Bir aile dramının çok ötesinde, ülkemizde yeni başlamış çok ilginç bir siyasal kırılma sürecinin başlarını esas alarak yazılmış bu roman, üzerinde çok tartışılmayı hak etmektedir.

1950 Mayıs’ında iktidar değişimi ile tek parti döneminin bitişi gündeme gelmiştir.

Yeni iktidar Kore’ye asker göndermek dahil bir çok dış politika macerasına girmiş, on yıllık dönemde, ülkenin siyasal, askeri, teknolojik, ekonomik ve kültürel bakımdan dışa bağımlı kılınmasında çok önemli anlaşmalara imza atmıştır.

Bu romanda bu tip toplumsal gelişmelerin bir kısmı sayfalara yansımıştır.
Toplumsal gelişmelerin romanlara yansıması ve romanların da sosyal gelişmelere etkileri başlı başına bir akademik tez çalışması konusudur.

Bu önemli çalışmayı başka bir zamana ve yazıya bırakarak gelelim biz şimdi romanımızdaki ilişkilere.

Deve Boku Savaşları’nda hangi toplumsal gelişmeler metne yansımıştır;

1 – Romanın hemen girişinde vurgulandığı gibi, Aydın Bölgesi ve çevresi tarihsel olarak “Güneş Ülkesi” dir. Bu bölge, tarihin, sanatın, bilimin, efsane ve mitolojilerin, aşkların, güzelliklerin, gökyüzü mavisinde billurlaşan sonsuzlukların, aydınlık iklimlerin, kısacası uygarlığın özüdür, beşiğidir..

2 – Çok uzaklara, Kore’ye asker gönderilmesi, yakın zamanda Suriye, Irak, Güney Doğu’da yaşanan çatışmalara gönderme yapılması.

3 – Emperyalizmin sadece ekonomi, politik, askeri ve teknolojik olarak değil, kültürel olarak da topluma yayılması, bunu, giyimde, modada, yeme-içmede, basın ve sanat dünyasında somutlaştırması. Vural’ın eşi Ayten’in aşırı tüketim, harcama, israf, görgüsüzlük, çevresine hava atma duygusunda açık olarak görmekteyiz. Okuduğu dergi-mecmua-yemek tarifleri-içtiği likör vs.de belirtilmektedir bu davranışlar..

4 -Aydın ilinde o tarihteki az sayıda (3 kişi) taksicinin hep Amerikan arabası ile çalışması, deSoto arabanın uzaktan, ufuktan bir karaltı gibi gelişi neyin simgesel anlatımı dır? Metaforik kod bu arabaların bir kapitalist emperyalist sistemi temsil ettiğidir.

5 – Roman sanatı ve tekniği açısından vurgulanması gereken bir nokta da şudur; roman içindeki kahramanlardan birinin sürekli bir roman okuması ve okuduğu romanın
tiplerinden birine- Necla’ya- kendini benzetmesi, ona özenmesi.. Oyun içinde oyun durumu.. okunan romanın adının da “İlk ve Son” olması. Acaba Deve Boku Savaşları kitabında da yaşanan bazı durumların “ilk” ve “son” olmasına bir gönderme mi? Örneğin, Ayten’in Vural’ın koluna ilk ve son kez girmesi( sayfa 211), Vural’ın Feride’ye ilk ve son kez, “senin yanında sakatlığımı unutuyorum” demesi..(sayfa 208)

Yazarın kahramanlardan birinin tarafını tuttuğuna dair bir izlenim aldığımı öne sürebilirim. Sayfa 197’de, doğrudan yazar izlenimi olduğu algılanabilecek bir cümle var. “Feride çok sıcaktı”.

6 – Coşkun’un dramı başlı başına bir doktora tezi kapsamında incelenmelidir.

Bu gergin-olumsuz-huzursuz-şiddet ortamında büyüyen bir çocuğun psikolojik gelişimi hangi ilginç evrelerden geçmiş olabilir?

Çocukların kişilik gelişimi üç ve altı yaş arasında şekilleniyorsa, on-on bir yaş civarında yaşanan bazı dram ve şokların etkisi ne olur?

7 – Romandaki beş çocuğun bir bütün olarak psikolojik yapıları ile biyolojik gelişimleri arasında hangi nedensellikler kurulabilir?

Elbette bir çocuk gelişimi uzmanının düşüncelerine gereksinim vardır.

8 – Ekonomi Politik açıdan romanın geçtiği 1950 yılının, dünya ekonomisiyle Türkiye’nin farklı bir eklemlenme denemesi içinde olduğu da dikkate alınırsa, bu romanın arka fonunda olması gereken sosyo-politik ortamın romanda yeterince verilip verilmediği haklı bir sorudur.

Üzerinde durmaya devam edeceğimiz bu esere ilişkin şimdilik tek eleştirimiz bu yönden olabilir.

Sevgiyle ve üretkenlikle ve romanlarla kalınız..

Okunma Sayısı: 174

Yazarın Diğer Yazıları

Gençler… Bu Masalı Mutlaka Okuyun..

FİLLER SULTANI İLE KIRMIZI SAKALLI TOPAL KARINCA.. Dostlar.. Gençler.. Sağlık ve iyilik dileklerimle başlayalım.. Yaşar...

Covid Salgını Üretimi Nasıl Etkiledi?

COVİD SALGINI ÜRETİMİ NASIL ETKİLEDİ? Dostlar; Bir soruyla başlayalım söyleşiye.. Covid salgını ekonomiyi nasıl etkiledi,...

Köylüyü Nasıl Anlarsın?

İki dost konuşuyorlardı. Biri diğerine; – Kardeşim ben köylüyüm, uzakta olduğuma bakma, çocukluğum bu toprakların...

Benim “Düzenli Ordum” Sözcüklerdir..

BENİM “DÜZENLİ ORDUM” SÖZCÜKLERDİR. Dostlar; Kurtuluş savaşı dağınık güçlerle değil, düzenli ordu ile başarılmıştır. Günlerdir...

Salgına Karşı, “İyi Psikoloji” Önerileri..

Dostlar; Salgın sürmekte. Sadece maske, mesafe, temizlik değil, sadece maddi önlemler değil, psikolojimizi de “iyi”...