CHP’de Kurultay Depremi: Değişimden Mutlak Butlana?
2023 yılında yapılan CHP Kurultayı, sadece bir genel başkan değişimi değil, aynı zamanda partinin kaderini değiştiren tarihi bir kırılma olmuştu. O gün salonda esen hava netti: Delegelerin büyük bölümü “değişim” diyerek Özgür Özel’in arkasında durmuş, Kemal Kılıçdaroğlu ise yıllar sonra ilk kez parti içinde seçim kaybetmişti.
Kurultay gecesi CHP’de yeni bir dönem başladığı düşünülüyordu.
Ancak perde arkasında bambaşka bir süreç ilerliyordu.
Kurultayın hemen ardından parti içinde “şaibe”, “delege baskısı”, “organize yönlendirme” ve “usulsüzlük” iddiaları konuşulmaya başlandı. İlk başta kulislerde dillendirilen bu iddialar zamanla yargıya taşındı. Bazı CHP’liler kurultayın iptali için dava açtı.
Özgür Özel yönetimi ise tüm suçlamaları reddederek sürecin demokratik şekilde gerçekleştiğini savundu. Fakat dava kapanmadı. Aylar geçti, yıllar geçti ama tartışma bitmedi. CHP’nin içindeki fay hattı her geçen gün daha da büyüdü.
Ve sonunda beklenen karar çıktı.
Mahkemenin verdiği “mutlak butlan” kararı, CHP’de adeta siyasi deprem etkisi yarattı.
Çünkü bu karar sadece bir kurultayın tartışılması anlamına gelmiyordu. Aynı zamanda mevcut yönetimin meşruiyetinin de sorgulanması demekti. Kararla birlikte gözler yeniden Kemal Kılıçdaroğlu’na çevrildi.
CHP yönetimi karara karşı istinafa başvurdu ancak süreçten istediği sonucu alamadı.
Bunun üzerine dosya YSK’ya taşındı. Ankara’da siyaset kulisleri hareketlenirken, parti içinde de saflaşma hızlandı. Özellikle son günlerde çok sayıda CHP milletvekilinin Kemal Kılıçdaroğlu’na açık destek vermesi dikkat çekti.
Şimdi insan sormadan edemiyor:
Davayı açan CHP’liler suçlu değil de, Kemal Kılıçdaroğlu mu suçlu?
Yıllarca partisini ayakta tutmak için mücadele eden, linç edilen, tehdit edilen ama geri adım atmayan bir siyasetçiyi bugün hedef tahtasına koymak ne kadar vicdanlı?
Kendisine zaman zaman en sert eleştirileri yapanlardan biri oldum. Yazılarımda yanlış bulduğum yönlerini açık açık söyledim.
Ancak bugün dönüp baktığımda görüyorum ki Kemal Kılıçdaroğlu dürüst bir insandı.
Kimseyle kavga etmeyen, insanları birbirine düşürmeyen, devlet adabını bilen bir siyasetçiydi.
Bugün CHP içinde yaşanan tabloya bakınca o dönemlerin kıymeti daha iyi anlaşılıyor.
Kemal Kılıçdaroğlu sadece bir genel başkan değildi.
Türkiye’de milyonların sesi olmaya çalışan bir muhalefet lideriydi.
Ankara’dan İstanbul’a yaptığı Adalet Yürüyüşü sıradan bir siyasi eylem değildi. O yürüyüş bu ülkede adalet arayan milyonların vicdan yürüyüşüydü.
Günlerce kilometrelerce yürüdü. Sıcak dinlemedi, tehdit dinlemedi, geri çekilmedi. O gün Türkiye’de demokrasi adına tarih yazıldı.
Bugün emeklilerin aldığı ikramiyelerden, EYT düzenlemesine kadar birçok konuda muhalefetin yıllarca kurduğu baskının büyük etkisi olduğu unutulmamalı. EYT meselesini sürekli gündemde tutan, emeklilerin sesini duyurmaya çalışan isimlerin başında yine Kemal Kılıçdaroğlu vardı. Emekli ikramiyeleri konusunda da yıllarca baskı kuran, emeklinin sesini mecliste duyurmaya çalışan isimlerden biri oldu. İktidar uzun süre direndi ama toplum baskısı sonunda sonuç verdi.
Peki bugün ne var?
Özgür Özel göreve geldiğinden bu yana CHP içinde yaşanan tartışmaların ardı arkası kesilmedi.
Belediyeler üzerinden yaşanan kavgalar, parti içi hizipleşmeler, karşılıklı açıklamalar, kurultay tartışmaları, şaibe iddiaları…
“Değişim” diye başlayan süreç bugün CHP tarihinin en büyük iç krizlerinden birine dönüştü.
Bugün CHP’de herkes aynı sorunun cevabını arıyor:
Parti yeniden kurultaya mı gidecek?
Yoksa Kemal Kılıçdaroğlu yeniden partinin başına geçip CHP’yi olağanüstü bir sürece mi hazırlayacak?
Ankara kulislerinde konuşulan senaryolardan biri, Kılıçdaroğlu’nun partiyi bir süre yönetip ardından yeni delegelerle yeniden kurultaya gitmesi. Ancak CHP’de artık hiçbir ihtimal kimseye uzak görünmüyor.
Ve şimdi aynı çevreler dönüp Kemal Kılıçdaroğlu’nu suçluyor.
Neden?
Sessiz kaldığı için mi?
Partiyi mahkemeye vermediği için mi?
Kavga büyümesin diye konuşmadığı için mi?
Belki de bugün CHP’nin en çok özlediği şey tam olarak buydu: Sakinlik, dürüstlük ve devlet ciddiyeti…
Ankara kulislerinde konuşulanlara göre Kemal Kılıçdaroğlu’na destek veren milletvekillerinin sayısı her geçen gün artıyor. Çünkü birçok isim artık yaşananların “değişim” değil, kontrolsüz bir savrulma olduğunu düşünüyor.
Ve şunu açık söyleyelim:
Kemal Kılıçdaroğlu siyasette belki çok bağırmadı…
Belki masalara yumruk vurmadı…
Ama kimseyi satmadı, kimseyi yarı yolda bırakmadı.
Bugün onu hedef alanlar dün onun gölgesinde siyaset yapıyordu.
Bir dönem “değişim” sloganıyla başlayan süreç, bugün CHP tarihinin en büyük iç krizlerinden birine dönüşmüş durumda. Ve görünen o ki bu tartışma daha uzun süre Türkiye siyasetinin gündeminden düşmeyecek.
Şimdi CHP’de herkes aynı sorunun cevabını arıyor:
Parti yeniden toparlanabilecek mi?
Yoksa bu iç savaş daha da mı büyüyecek?
Ama görünen bir gerçek var:
CHP’de bugün yaşanan krizlerin sorumluluğunu sadece Kemal Kılıçdaroğlu’nun üzerine yıkmaya çalışmak büyük haksızlık olur.
Ve belki de bugün CHP tabanından yükselen o söz her şeyi özetliyor:
“Hoş geldin Gandi…”
Araştırmacı Yazar | İsmail Yaman
📧 yazarismailyaman@gmail.com
📞 WhatsApp: 0541 850 78 84















