“Dalganın ayak sesleri” tabloda görülüyordu. Tabloya doğru yürüdüm. Dikkatimi çeken, dalgayla ayak seslerinin bir yerde buluşması. Sanatçının ne düşündüğü bilinmez ama güçlü bir hikâyesi olmalıydı ki, dalga ile ayağın sesini ortak yapmıştı.
Dağda fırtına, ufukta hava değişimi ve bulutlarda hareket olmadığı halde, dalgalar, meydan okuma gücünü, nasıl elde etmişti.
Dalganın gücünün, tabloya yansımasını anlıyorum. Fakat dalgayla organik bağ kuramayan kişilerin tablodan ne anlam çıkaracağını merak ediyorum.
Tabloyla ilgili, yorumum değişmedi. Tablo için, verileri kullanırken, güldüm. Acaba ziyaretçiler ne düşünüyor, dedim. Sanatçının düşüncesine değer verdim. Gerçekten tabloyu çok değerli buldum. Bir sanatkâr sanatını tabloya bu kadar güzel yansıtır, dedim.
Farklı tablolar görmek için karşıya geçeceğim anda, yanıma biri yaklaştı. Tabloyu işaret etti ve ne anlatmak istiyor, dedi.
Sorusuna karşılık, “ne anlıyorsan,” diye klasik bir cevap verdim. Gözlüklerini düzeltti ve tabloya biraz daha yaklaştı. Derin bir soluk aldı, sanki hedefe nişan alıyordu. Göz bakar, gördüğünü zanneder. Gördüğü olayı, anlamaya çalışan beyindir. Beyin duyunca arkadaş elini alnına tuttu. Beyin alında değil, kafatası kemiğinin altında, dedim.
“Dalganın ayak sesleri” tablosunun yanından ayrıldım. Bir takım olumsuz duygulara neden olan, gördüğünün farkında olmayanların kişiliğini düşünmek gereksiz, dedim.
Dikkat etmek gerektiğini, hissettiğim bir tabloya daha tanık oldum. “Son bahar” tablosu beyin devrelerimde hasara neden oldu. Çünkü son bahar, geniş anlam içeriyordu. Bu anlamda tabloya yer vermek kolay değildi.
Sonbaharla ilgili bilgileri akıl süzgecinden geçirirken, doğanın algısını düşündüm. Bu tür algılar günler içerisinde görülmeyebilirdi. Örneğin büyük bir fırtına bir günde sonuçlanmazdı.
Doğallığın dışında, nelerle karşılaşırım diye kendimize sorsak, yerinde olur. Karşılığında ise yeni yorumlar yapılabilir. Bu yorumlarda çok da iddialı olamayız. Doğa olaylarının farklı noktalarını tabloya aktaran sanatçıyla, ilk bakışta ters düştüm, dikkat ettiğimde ise, kabullendim.
Sonbaharda dağın zirvesinde kış sinyalleri veren fırtına, denizde dalga ve vadide ise sele neden olacaktır. Sanatçıyı bu düşüncelerle anlamış oluruz.
Sanatçı yeteneğini farklı yönlerde, kullanmasını bilmiştir.























