Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Cuma, Ocak 30, 2026
  • Giriş Yap
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Anasayfa Yazarlar Emine PİŞİREN

Cesur Değil miydim?

Emine PİŞİREN Yazar Emine PİŞİREN
23 Ekim 2019
Emine PİŞİREN
0
401
Paylaşma
5k
Görüntülenme
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Haberler çok kısa geçmişti. Ekranda kumsala doğru bir köpek koşmaktaydı.
Madrid’de polislere ilk yardım eğitimi verilmekte olduğunu söylüyordu spiker.

Uygulamalı eğitimde denizde boğulmuş bir adama “kalp masajı yapan” köpeğin, boğulduğunu sandığı polisi yaşatmak adına çırpınışlarını görür görmez “anılarım” gözümde canlanmıştı.
Tabi içim kıyılarak…

Bir yaz günüydü…
Akçay sahilinde güneşleniyordum. Sıcağın tesiriyle bende şekerleme yapmaktaydım ki, o esnada bir kadın çığlığı duydum!

“Gitti annem, gittiii! Anneee, anneciğim hadi aç gözlerini! Ah anneeeemmm, ahh!”

Yanımdakiler ve plajdaki insanlar birden ayağa kalkıp çığlığın geldiği yöne, ağıt yakan kadına doğru koşturdular.
Uykulu halimle sağıma soluma, bakındım. Ne olduğunu anlamadım önce. Sonra da kalabalığın olduğu tarafa başımı çevirdim.
Ne olabilirdi ki?
Bir şey görememiştim. Tam o esnada komşum Zekiye Hanım bana doğru koşturuyordu!

” Emine Hanım koş, çabuk koş! Yaşlı bir kadın boğulmuş! Kurtar onu! Sen sağlıkçıydın, değil mi?..”

Acele ile kalktım. Kumlarda bata çıka koştum. Birikmiş insanların arasından sıyrılıp dairenin ortasına ulaştım.
Yerde boğulmuş yaşlı bir kadına kızı müdehale etmekteydi. Sık sık parmaklarıyla annesinin diline baskı yapıp kusturmaya çalışıyordu. Kadının ilk yardım uygulaması yanlıştı!

“Çabuk 112’yi arayın!” Der demez kadının omzuna dokundum.

“Bırakın bana lütfen. Kalp masajı ve suni solunum yapmalıyız!”
Kızı omuz silkip beni eliyle itelemişti.

“Bırakın beni! Sakın kimse yaklaşmasın!”

Ona ne dediysem, beni dinlememişti.
” Yanlış yapıyorsunuz. Annenizi yan yatırmayın. Sırt üstü çevirin. Kalp masajı yapmamız gerek. Sizde suni solunum yapın, hadi. Acil olmalıyız..!”
Dediysem de beni,

“Hayırr, hayır! Dokunmanıza izin vermiyorum! Sakın kimse gelmesin! Çekilin. Annem kalp hastasıdır!”

Diyor beni sertçe kovuyordu.

“Anne, anneee aç gözlerini ne olur!”

Diyor, ağlayarak yaşlı kadının dilini bastırıp, boğazına parmağını sokup çıkartıyordu!

Yanlıştı!

Üstelik hava sıcak ve boğucuydu. Meraklı kalabalık başlarını öne doğru eğmiş olan biteni izliyor, yeni gelenlerle etten bir daire çizmekteydiler. Adeta silindir bir kapan yapmışlardı. Onlara dönüp seslendim:

“Lütfen dağılın. Kadının oksijen alması gerek. Cep teli olanlar derhal 112’yi arasınlar. Acil ambulans lütfen..!”

Sözlerim üzerine, kalabalık inatçı ve dirençli duruşlarını azıcık bozmuşlardı.
Tabi bu yeterli değildi. Ama onlarla zaman yitiremezdim.
Yerdeki kadın ölüm ve yaşam arasındaydı. Dakikalar geçmekteydi. Saniyelerin dahi önemi vardı.
Kızına eğilip,

“Hanımefendi lütfen bana izin verin. Ben bir sağlıkçıyım. Annenizi böyle kurtaramazsınız!” Dedim.

Kadın yine bana sert tepki verip, itmişti.

“Kimse dokunmasın anneme. Ben biliyorum işimi!”

Ağlayarak annesini kusturmaya çalışıyordu.
Çaresiz kalmıştım..!

Tam o sırada kalabalığın içinden biri beni çekiştirip kendine çekti.
Tanımadığım bir adamdı.

“Hanımefendi bırakın, ölürse üzerinize kalır!..”

Sesim kaygılı çıkmıştı:

“Ama kalp masajı yapılmazsa, solunum yapılmazsa o kadın ölecek! Ambulans yetişene kadar o kalp çalıştırılmalı!”

Aynı adam:

“O da kızı. Bırakın lütfen. Belki o da sağlıkçı. Baksanıza ne yaptığını biliyor, sanki!”

Adamın konuşmasını yanındakiler de onaylamışlardı. Böylece meraklı kalabalığın oluşturduğu dairenin dışına itilmiştim!
Âdeta aforozlanmıştım!
Biraz da cesaretim kırılmış, “ya ölürse üzerime kalırsa,” kaygısıyla geri çekilmiştim.

Ambulans 10 dakika sonra kumsala gelebilmişti.
Ve tabi bu arada kadın da ölmüştü!

Hayatın içinde eminim ki sizin de keşke ve belkileriniz olmuştur.
Keşkeler, sol yanımızda birikir ve ruhumuzu bungunlaştırır.
Hani tıpkı “bir çöp kovası” gibi bulunduğu yeri çürütür, açığa kötü kokular çıkar ya…
İşte keşkelerin sonucunda açığa öyle bir duygu çıkar ki… O duygunun adı da pişmanlıktır.

İnsanı acıtır, üzer ve hatta yanlış kararlar almamızı sağlar. Sonuç iyi olmaz tabi ki…
Çöp kovasını kokulu deterjanlarla temizleyebiliriz. Peki, ya ruhumuzu?
Çok zor değil mi?
Hele anılarımız depreşir de bir güzel bellek raflarımızdan yuvarlanarak yürek kapımıza daynıp içeri girmeye görsünler..!
O yoğun pişmanlık duygusu nasıl da sizi kıskıvrak sarıp sarmalar, nasıl!
Kaygılarımız, korkularla birleşince kararsızlık duygusu insanın cesaretini de kırıyor.

Gelin bunu bir deneyle anlamaya çalışalım:

…Profesör elinde bir fare ve kutu ile salona girdi. Öğrencilerin şaşkın bakışları arasında fareyi kutunun içine koydu ve kutuyu kapattı. Kutunun hava almadığı açıktı. Salona dönerek:

“Bu kutuya iki gün kimse dokunmayacak dokunan bu dersi geçemez!” dedi ve salondan çıkıp gitti.

Salondaki öğrenciler olaya bir anlam verememişlerdi. Kimisi kutunun içindeki fareyi çıkarmayı düşündü ama cesaret edemedi.

İki gün boyunca ders görülen sınıfta kutu öylece kaldı. Ne olacağını merak ederek iki gün geçirdiler. İki gün sonunda, tekrar dersi olan profesör salona girdi ve kutuya yaklaşarak açtı. Tabi ki, kutunun içindeki fare artık yaşamıyordu. Öğrencilerden birçoğu üzülmüştü. Profesör sınıfa dönerek farenin neden ölmüş olabileceğini sordu. Sınıftan birçok farklı ses ve fikir yükseldi;

” Havasızlıktan…”
“Açlıktan…”
” Susuzluktan…”

Her öğrenci olabilecek ihtimalleri saymıştı. Profesör kutuyu havaya kaldırıp içini öğrencilere gösterdi. Kutunun her tarafı kemirilmiş vaziyette ve minik deliklerle kaplıydı. Ardından devam etti;

“…Görüyorsunuz değil mi? Fare anlaşılan bu kutudan çıkmak için epey mücadele etmiş. Bunu kutunun içindeki minik diş izlerinden ve irili ufaklı deliklerden anlıyoruz.

“…Ancak şu var ki fareyi sizin dediğiniz gibi ne havasızlık nede açlık öldürdü. Farenin ölümüne neden olan iki şey var; KARARSIZLIK ve KORKU…

“…KARARSIZLIK; Çünkü fare kutunun her yerini parçalayıp, her noktayı ayrı ayrı kemireceğine sadece tek bir köşesini ısırıp parçalasaydı ve bunda da kararlı olsaydı o deliği büyütecek ve kutudan çıkıp kurtulacaktı.

“…KORKU; Çünkü eğer siz öğrenciler benden ve notlarının düşmesinden böylesine çok korkmasaydınız, kutuyu açıp fareyi serbest bırakabilirdiniz. Ancak korkudan dolayı size yanlış gelen bir işe göz yumdunuz.”

Ve profesör sözlerini şöyle sonlandırır:

“…Hayatta bizi başarıya götüren yolda karşılaşacağımız en azılı düşmanlardır, kararsızlık ve korku. Kararsızlıkla zaman tüketmeyin, kafanıza tek bir şey koyun ve o yolda ilerleyin. Ve bu yolda size yanlış gelen şeylere göz yummayın. Göze batmaktan, ses çıkarmaktan korkmayın..!”
…

Bende, “Keşke, keşke “diyorum, o yaşlı kadın anı raflarımdan düşünce…
Pişmanlık duygusu, yüreğimin odalarını işgal edip, ruhum mülteci suskunluğuna çekiliyor. Aklımsa geçmişin labirentlerine dalıp duruyor:

Kendime diyorum ki;

“…Keşke, o plajda boğulmuş kadının kızını ben itekleyip, daire dışına çıkartmış olsaydım…

“…Keşke, korkularıma teslim olmayıp, kalp masajı yapmış olsaydım..!”
Ve belkiler müebbete alıyor ruhumu.

“Belki cesur olabilseydim, o kadını yaşatacaktım!”

Nedense o adamın sözlerine tutsak olmuş, “açığa çıkan korku duygusu” cesaretimi tutsak almışt.

Emine Pişiren/ Kocaeli

Paylaş
Etiketler: İlk yardım eğitimikalp masajıKorku duygusuSuni solunumUygulamalı eğitimde
Önceki Yazı

Din ve Sağlık Önemlidir

Sonraki Yazı

Bir Kenarda Demlenen Finans Krizi

Emine PİŞİREN

Emine PİŞİREN

İlişkili Yazılar

Günahın Felsefesi
Emine PİŞİREN

Günahın Felsefesi

24 Ocak 2026
5k
Anne Kokusu
Edebiyat

Anne Kokusu

22 Ocak 2026
5k
Bir Liralık Utanç
Ekonomi

Bir Liralık Utanç

20 Ocak 2026
5k
Sanki…
Edebiyat

Sanki…

19 Ocak 2026
5k
Sonraki Yazı

Bir Kenarda Demlenen Finans Krizi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Trendler
  • Yorumlar
  • En son
Aşık Veysel ve Kara Toprak Türküsü Hikayesi

Aşık Veysel ve Kara Toprak Türküsü Hikayesi

22 Mart 2019
Ayak Tabanına Veya Göğüse Vicks Sürmenin Faydası Yok

Ayak Tabanına Veya Göğüse Vicks Sürmenin Faydası Yok

24 Ocak 2016

Yok Saymak

28 Mart 2020

Yıldızname Baktırmak Günah mı…Günah…

09 Haziran 2022

Keltepen’in Taşları /Şu Akkuşun Gürgenleri

18 Nisan 2020

Düz Dara Yâr Düz Dara

23 Mayıs 2020

Tüketicilerin Süt Tozu Dilekçeleri!

97

Fethullah Gülen’e 19 Soru

72

Ayasofya Açılsın Zincirler Kırılsın

70

İslâm Dışı Bir Uygulama: Çocuk Sünneti…

45

Gıda Mühendislerinin Petek Ataman’a Çağrısı

40

Şarkı Sözü Alan Var mı?

39
Suskun Ve Sessiz

Kürsüde Az Ses, Çok Mana

30 Ocak 2026
Toplumsal Cinsel Problem

Toplumsal Cinsel Problem

30 Ocak 2026
Vatandaşın Alım Gücü Azaldı

Türkiye Yüzyılı

30 Ocak 2026
Ailenin Dönüşümü

Ailenin Dönüşümü

30 Ocak 2026
Gece Aforizmaları (l)

İstanbul Üçlemesi Dolmabahçe Sarayında

30 Ocak 2026
Gurbete Arzuhâl

Gurbete Arzuhâl

30 Ocak 2026

Köşe Yazarları

Türkiye Deprem Haritası

 

Ayın Sözü

Lütfen Duyarlı Olalım!

de, da vb. bağlaçlar ayrı yazılır.

Cümle bitişinde noktalama yapılır. Boşluk bırakılır, yeni cümleye büyük harfle başlanır.

Dilimiz kadar, edebiyatımıza da özen gösterelim.

Arşiv

Sosyal Medya’da Biz

  • Facebook
  • İnstagram
  • Twitter

Entelektüel Künyemiz!

Online Bilgi İletişim, Sanat ve Medya Hizmetleri, (ICAM | Information, Communication, Art and Media Network) Bilgiağı Yayın Grubu bileşeni YAZAR PORTAL, her gün yenilenen güncel yayınıyla birbirinden değerli köşe yazarlarının özgün makalelerini Türk ve dünya kültür mirasına sunmaktan gurur duyar.

Yazar Portal, günlük, çevrimiçi (interaktif) Köşe Yazarı Gazetesi, basın meslek ilkelerini ve genel yayın etik ilkelerini kabul eder.

Yayın Kurulu

Kent Akademisi Dergisi

Kent Akademisi | Kent Kültürü ve Yönetimi Dergisi
Urban Academy | Journal of Urban Culture and Management

Ayın Kitabı

Yazarımız, Sedayi ALTUN’dan,

“Bir Eğitim Yolcusu” adlı güzel bir eser. Yazarımızın eseri, yine bir yazarımız ve Karadeniz Şairler ve Yazarlar Derneği yönetim kurulu üyemizin sahibi olduğu Ateş Yayınlarından çıkmıştır. Kendilerini kutluyoruz.

Gazetemiz TİGAD Üyesidir

YAZAR PORTAL

JENAS

Journal of Environmental and Natural Search

Yayın Referans Lisansı

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.

Bilim & Teknoloji

Eğitim & Kültür

Genel Eğitim

Kişisel Gelişim

Çocuk Gelişimi

Anı & Günce

Spor

Kitap İncelemesi

Film & Sinema Eleştirisi

Gezi Yazısı

Öykü Tefrikaları

Roman Tefrikaları

Röportaj

Medya

Edebiyat & Sanat

Sağlık & Beslenme

Ekonomi & Finans

Siyaset & Politika

Genç Kalemler

Magazin

Şiir

Künye

Köşe Yazarları

Yazar Müracatı

Yazar Girişi

Yazar Olma Dilekçesi

Yayın İlkeleri

Yayın Grubumuz

Misyon

Logo

Reklam Tarifesi

Gizlilik Politikası

İletişim

E-Posta

Üye Ol

BİLGİ, İLETİŞİM, SANAT ve MEDYA HİZMETLERİ YAYIN GRUBU

 INFORMATION, COMMUNICATION, ART and MEDIA PUBLISHING GROUP

© ICAM Publishing

Gazetemiz www.yazarportal.com, (Yazarportal) basın meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir.
Yazıların tüm hukuksal hakları yazarlarına aittir. Yazarlarımızın izni olmaksızın, yazılar, hiç bir yerde kaynak gösterilmeksizin kısmen veya tamamen alıntı yapılamaz.

Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta

© 2008 - 2021 Yazar Portal | Türkiye Interaktif Köşe Yazarı Gazetesi

Yeniden Hoşgeldin

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Şifrenimi unuttun?

Parolanızı alın

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap