Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Bugün Yapılması Gereken, Uzlaşmaya Karşı Çıkmaktır


14 Temmuz 2009 00:02

Yorum Yapılmamış

Uzlaşmak: Aralarındaki düşünce veya çıkar ayrılığını, karşılıklı ödünlerle kaldırarak uyuşmak, karşılıklı anlaşmak ve mutabık kalmak, antant kalmak...
Hoşgörü: 1.Her şeyi anlayışla karşılayarak olabildiği kadar hoş görme durumu, müsamaha, tolerans. 2. Başkalarının düşünce ve kanılarını hoşgörme, onların da geçerliliklerine karşı tepki göstermeme. 3. Başkalarının düşünce ve kanılarını özgürce dile getirmesini ve düşüncelerine göre yaşamasını hoşgörme tutumu.  4. Bir ölçme ya da sınama işleminde gereksinmelere göre belli düzeyde yanılgıları göze alma ya da belli bir yanılma payına göz yumma durumu.

Muhalefet milletvekilleri, gece yarısı ne almaya gitmişlerdi?

Son günlerin en önemli gündemi uzlaşma ve hoşgörü kelimelerinde gizli. AK Parti Türkiye’nin sivil iktidarların muktedir olabilmesine yönelik olarak gece yarısı çıkardığı Cumhuriyet tarihinin en önemli yasalarından birinin üzerinde kıyamet kopuyor. Yasanın özü ne: Askerler işledikleri sivil suçlarla ilgili, sivil mahkemelerde yargılanacak. Yani darbe yapmaya kalkarlarsa, suistimal yaparlarsa, rüşvet yerlerse, ihalelerde yolsuzluk yaparlarsa, askerlik mesleğinin dışında sivil iktidarın asıl sahibi gibi ya da ortağı gibi davranır bununla ilgili muhtıralar, e-bildirgeler yayınlarsa, sivil iktidarları devirmek için cuntalar kurmaya kalkarlarsa, faili meçhul cinayetlerde rol alırlarsa, Şemdinli’de olduğu gibi yurttaşların işyerlerine bomba koyarlarken suçüstü yakalanırlarsa sivil mahkemelerde yargılanabilmesinin önünü açan yasa değişikliği üzerine kıyamet kopuyor.
Ana muhalefete göre korsan yasa çıkmış. TBMM’nin milletvekilleri o saatte ne yapıyorlar mış? Onların görevi meclis açık olduğu sürece mecliste bulunmak değil mi? Onun için maaş almıyorlar mı? Onun için milletin vekili olmuyorlar mı? Yasa için korsan suçlaması yapanlar o saatte nerede bulunuyorlar mış? Çoko prens mi almaya gitmişler. Hadi canım sen de…

Korsan suçlaması yapanlar, darbeleri nasıl önleyecekler?

Korsan suçlaması yapanlar, askerin kendi alanına çekilmesine karşılar mı? Askerlerin sivil iktidarın asıl sahibi gibi davranmasından ve bununla ilgili gece yarısı korsan darbeler yapmasını mı destekliyorlar, korsan e-muhtıralar vermesinden mi yanalar? korsan suçlaması yapanlar ve yasaya karşı çıkanlar, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün seçilmesinde o sevdikleri ‘uzlaşma’ çığırtkanlığı yapıyorlardı? Kimin kiminle uzlaşmasını istiyorlardı? Şimdi uzlaşmayı niçin istiyorlar? Onların istediği uzlaşmanın karşılığı, ‘biz yaptıklarımızı yapmaya devam edelim, bize karışmayın, Cumhuriyeti kollama ve koruma görevimize devam edelim’ demektir bu asla kabul edilemez.

Sivil iktidara karşı sorumlu olan asker, neden yasaya karşı ki?

TDK’nın sözlüğünde sihirli uzlaşma kelimesinin karşılığı ne? Aralarındaki düşünce veya çıkar ayrılığını, karşılıklı ödünlerle kaldırarak uyuşmak, karşılıklı anlaşmak ve mutabık kalmak, antant kalmak. Yani sivil iktidara bağlı olan askerin, hangi düşünce ve çıkar ayrılığı var ki, uzlaşma istiyor? Türkiye Cumhuriyeti’nin asıl sahibi gibi davranan kendisini öyle gören, milletin oyları ile gelen sivil iktidarlara karşı her türlü komplonun içinde yer alanların; sivil iktidarlarla aralarında hangi düşünce ve çıkar ayrılığı var? Asker, sivil iktidardan hangi ödünleri istiyorlar? Sivil iktidar, askerden hangi ödünü istiyor? Karşılıklı ödünlerle, kendi aralarında hangi konuda anlaşacaklar, mutabık kalacaklar? Darbe yapma, e-muhtıra yayınlama, sivil iktidarlara karşı senaryolar yaratma ve onları uygulama, kendi yurttaşlarına karşı cinayet işleyecek katiller örgütlemek, komplolar yapmak, büyük katliamlar düzenlemek, bombalı saldırılar yapmak konusunda mutabakat mı yapılacak? Sivil iktidar askere karşı, ‘Tamam size karşı ödün veriyoruz. Yasayı geriye çekiyoruz. Bize karşı ve yurttaşlarımıza karşı her senaryoyu hazırlama ve onları hayata geçirmeniz konusunda sizi serbest bırakıyoruz’ mu diyecek?

‘Uzlaşın’ diyenler, gerçekten darbelere karşılar mı?

‘Uzlaşın’ diyenler aslında şunu istiyorlar: Karanlık ve derin güç odakları, iktidarın asıl sahipleri ve bu düzenden beslenen ve nemalananlar,  yurttaşların oyları ile iktidar olan sivillere karşı darbe yapılmaya devam edilsin.
Sivil siyasetçilerin yanlışlıkları karşısında her türlü eleştiri yapılabilsin, yaptıkları yanlıklardan dolayı yargılanabilsin ama askerler sivil mahkemelerde yargılanmasın. Nerede yargılansın? Askeri mahkemelerde. Şemdinli davasının zanlılarına askeri mahkemede ne oldu? İki ayrı hukuk mu var? Bir ülkede iki ayrı hukuk olursa orada ne geçerli olur?

Bu ülkenin derin güçleri askeri yargıda tartışmasız güçler ama görmek gerekiyor ki, sivil yargıda da halen güçler. İşte bu değişmeye başlıyor… İşte değişim karşısında ‘uzlaşın’ çağrılarının karşılığı, eski düzenin aynen sürmesi vede sivil ve meşru iktidarların karşısında meşru olmayan iktidarların devam etmesini istemektir.

Uzlaşmak iki eşit güç arasında mümkündür. Demokrasilerde güç hukukla ortaya konulur. Mutabakat ve uzlaşmak ise ancak hukukun sınırları ile mümkündür. Bunun dışında demokrasilerde hukuk dışında olanlarla uzlaşmak, hukuksuzluğun sürmesine onay vermek demektir. Onun için bugün TBMM’de çıkan yasa konusunda uzlaşma isteyenler ve hukuksuzluğu savunanlarla karşısında yapılması gereken, ‘uzlaşmaya hayır’ sesini yükseltmektir.

Azınlığa karşı hoşgörünün sınırlarını, güçlü olanlar belirler

Son günlerin ikinci moda kelimesi ise hoşgörü. TDK sözlüğünde hoşgörü için ne yazıyor? “Başkalarının düşünce ve kanılarını özgürce dile getirmesini ve düşüncelerine göre yaşamasını hoşgörme tutumu.” Bunu da itirazım var. Hoşgörünün sınırlarını güçlü olan belirler. Zayıf olanın hoşgörüsü güçlü olana karşı ne olabilir ki?
Onun içindir ki, hoşgörü kelimesini güçlendirecek olan hukuktur. Ayrımsız herkes için eşit adalet sistemidir. Zayıfa karşı hoşgörülü davranabilme, güçlünün iradesine bırakılır. Güçlülerin ve çoğunlukların karşısında zayıfa karşı hoşgörünün teminatı ise evrensel ve demokratik hukuk sistemidir. Biline…

Uzlaşı ve hoşgörünün teminatı, evrensel hukuk normlarıdır

Son söz:

Son günlerin en önemli tartışması uzlaşma ve hoşgörünün sihirli anlamına kapılmak değildir asıl olan. Asıl olan her iki isteme de sonuna kadar karşı çıkarak, evrensel hukuk normlarının bu ülkenin topraklarında egemen olmasını her zamankinden daha güçlü bir şekilde istemektir. Ve yapılması ve desteklenmesi gereken gece yarısı çıkan yasayı yapan TBMM’nin ve sivil iktidarın yanında olmak, ‘uzlaşı ve hoşgörü’ diyenlerin anti demokratik zihniyetlerini gizleyen maskelerini aşağı indirmektir.

Okunma Sayısı: 87
Kategori: Ali TARAKÇI
Etiketler: ,

Yazarın Diğer Yazıları

Şimdi Ayrılık Vakti… Yeni Bir Başlangıca Merhaba Diyebilmek İçin…

Her veda yeni bir başlangıçtır… Her veda biraz da zamansızdır… Her veda zamansız gibi olsa...

“Dünyanın en Devrimci ülkelerinden Birisi Olan Türkiye” En Devrimci Evladını mı Yedi?

Türkiye’de yapılanlara devrim ve bu devrimin liderinin de Erdoğan olduğunu söyleyen Berat Albayrak’ı bizzat devrimin...

Devletten Birazcık Akıl ve İzan Beklemek Nafile Bir Çaba mı?

Devletten birazcık akıl ve izan beklemek nafile bir çaba mı?’ Yüzsüz oyunu İtalya’yı anlatıyor, devletimiz...

Erdoğan Giderse Ne Olur?

Erdoğan giderse Türkiye Suriye’den çekilir. Erdoğan giderse FETÖ yeniden devlet olur. Erdoğan giderse APO affedilir,...

HDP’ye Kobani Operasyonları; Geçmişle ‘Hesaplaşma’ Vakti!

Neden böylesine bir dönemde HDP eski ve yeni yöneticilerine operasyon yapıldı? Kobani olayları nedeniyle yapılan...