Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Bu Yaşta İngiltere’de Ne İşin Var? ( Londra anılarımdan.)


09 Ağustos 2020 00:00

2 Yorum

Docklands Academy‘de kafeteryadayız. Teneffüse çıktık. Her zamanki gibi kahvemi yudumluyorum. Karşımda birisi üniversiteyi bitirmiş, diğeri ise üniversite hazırlık sınıfında olan iki genç kızımız var. Bana bir sürü sorular sordular. Bu yaşta Londra’da olmamı ve İngilizce öğrenmemi uygun bulmadılar. Emekliliğin tadını çıkarmalıymışım. Daha birçok soru cevap faslından sonra kızlarımızın biri:

“Siz benim anneannem olsanız, sizi hiç sevmezdim.”

“Neden?”

“Benimle ilgilenmenizi, beni gezdirmenizi, benimle oynamanızı, daha doğrusu evde kalıp ben torununuzla vakit geçirmenizi isterdim.”

“Anladım canım.” dedim ve:

“Bakın gençler, sizin olanaklarınız benim gençliğimde bizlerde yoktu. Sizin bu dediklerinizi hiç okul görmemiş, okul nedir bilmeyen biri deseydi inanın hak verirdim. Okumanın ne denli önemli olduğunu bilmiyor derdim. Siz ikiniz ama öyle değilsiniz. Ülkemin aydın olması gerek iki gencisiniz. Bu yüzden şimdi anlatacaklarımı iyi dinleyin, olur mu? Yarım asra yakın Almanya’dayım. 36 yaşında üniversiteye başladım, dört yıl sonra başarılı bir şekilde bitirdim. Nedense bu tür sorular hep de kendi ülkemin insanlarından geliyor. Şaşmıyorum, haklılar. Benim yaşımda öğrenmeye devam eden kaç Türk kadını var, açıkçası bilmiyorum. Sizler başkasınız. Tahsillisiniz. Sizlerin aydın olduğunuzu düşünmek isterim. İnanın bana öğrenmenin yaşı yok meleklerim.”

 

Gençlerimize o gün anlatamadım. Biliyorum ama, sonradan kesin düşüncelerinin yanlış olduğunun idrakine varmışlardır. En azından ben böyle olmasını diliyorum.

Evet, değerli arkadaşlarım bu hafta sonu da bitecek ve ben Yaradan’ın izniyle haftaya bugün Almanya’ya dönmüş olacağım. Şimdi bana YUKARIDAKİ soruyu soranlara açıklamalarım var. Okursanız sevinirim:

Herkesin gençlik yıllarında okuyabilmesi mümkün olmuyor. Okulda çok başarılı olmanıza rağmen maddi imkansızlıklar yüzünden kısa yolu tercih ediyorsunuz. Ailenize, etrafınıza, eşinize, evlatlarınıza ve yakınlarınıza destek olayım derken ömür geçiveriyor…

 

İçinizde öğrenme, gelişme aşkı var ise ama; sürekli hiçliğinizin farkına varıyor ve öğrenmek, öğretmek, öğretirken yeniden öğrenmek adına yanıp tutuşuyorsunuz. Çocukluğumda rahmetli babam sonra da öğretmenlerim öğrenmenin önemini aşıladılar. Bu açıdan çok şanslıydım. Daha doğrusu hep ateşlediler beni.

 

Din Dersi öğretmenlerimden, anadilim Türkçe’de Hz. Muhammed’e gelen ilk vahiy  ve  ilk ayet olan ‘OKU!’ emrini öğrendim. Mustafa Kemal Atatürk ve atalarımın kurduğu,  Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin  bir öğretmeni olarak öğrenme yolunda aralıksız yol almaya çalıştım. Anladım ki son nefesimi teslim edinceye kadar öğrenmem ve öğretmem, öğretirken de yeniden öğrenmem şart.

 

Biyografimde yaptığım çalışmaları yazdım. Tekrar etmek istemiyorum. Arzu edenler www.antoloji.com   sitesinde veya   www.google.com  da  ya da www.facebook da ve de web  sayfam https://edebiyatsensin.com/ da okuyabilirler.

 

Asıl söylemek istediğim şu:

Evet, bu yaşta, 65 yaşımın ortasında Londra’ya geldim. Oğlum Kerim’im  hem maddi hem manevi destek verdi. Kızlarım ellerinden geleni esirgemediler. Özellikle de Bergiye’m benim hep elim kolum oldu. Evlatlarım onur kaynağım oldular. Onlar benimle benimle gurur duyuyorlar. Benim öğreneceğimden, başaracağımdan hep emin oldular. Arkadaşlarım da.

Kısaca:

Altı ay burada kendimi geliştirdim. Çok ciddi çalıştım. Her anımı öğrenmeye ve gelişmeye adadım. Hayalimde olan önemli beş altı şehri gezip görmek ve yorumlamak kısmet oldu. Paylaştığım resimlerde, şiirlerde, açıklama yazılarında bunları gördünüz. Tekrara gerek yok.

 

DEMEK İSTEDİĞİM:

Bu yaşta, 66 yaşında buradan inşallah sağ salim döneceğim. Kısmet olursa ama yine geleceğim. Bu öğrenim yarım kalmamalı. İngilizcemi orta seviyeye getirebildim.

Öğretmenlerim kısa sürede geldiğim noktadan çok memnunlar.

“Ben mi?”

“Hayır.”

Öğrenmeye devam edeceğim, Yaradan izin verirse tabii. Kısmet.

 

 

Okunma Sayısı: 1.215
Kategori: Şükran GÜNAY

Yazarın Diğer Yazıları

Özgürlük mü Dediniz?

Amerikalı yazar Munro Leaf’in yazdığı ve  Robert Lawson tarafından çizilen  çizgi filminde,  genç boğa Ferdinand...

Sana Koşuyorum Nefesten Öte

Tırnaklarımda başlıyor aşkın. Parmak uçlarımda sayıklıyorum hikmetlerini. Gözlerim eserlerine dalıyor; izlerini kovalıyor bakışlarım. Kulaçlarım kısır...

Tütün ile Sohbet

“Bakıyorum yüz vermiyorsun. Selâm sabah yok mu?”   “Beni sevmiyorsun, bari rahat bırak! İşim çok!”...

Sonbahar Kapıda

Sonbahar sonra kış gelecek Baharda kim bilir hangi umutlar yeşerecek Zaman akıp giderken ömür bitecek...

Tütün Tarlası

TÜTÜN TARLASI Nazilli basmasından allı güllü şalvarı, üzerindeki uzun kollu bluzu ve başına bağladığı oyalı...

Yazıya Yapılan Yorumlar

  1. Mehmet Sönmez dedi ki:

    Öğrenmeye devam, gezmeye yazmaya devam vücut ve kafa sağlam oldukça.

  2. Yazmak için okumak, okumak için bilmek, bilmek için öğrenmek olmadan insan nasıl yaşayabilir acaba? Gerisi ben yaşamıyorum demekten ne farkı var? Keşke bizim de imkanımız olsada gitsek, gezsek, öğrensek. Devam kıymetli öğretmenimiz. Başarılar. Kutlarım.