Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Bu da Alternatif Tıp Açılımı!

HERŞEYİN BAŞI SAĞLIK
Prof.Dr. A. Rasim KÜÇÜKUSTA

01 Ağustos 2009 00:04

1 Yorum

Bugünlerde açılım modası var. Herkes kendine göre açılımda bulunuyor. Ben de modern tıbbın müntesiplerinden biri olarak alternatif tıp, tamamlayıcı tıp, destekleyici tıp, doğal tıp gibi birçok farklı isimlerle bilinen modern tıp dışı tedavi yöntemleri konusunda açılımda bulunmak istiyorum.

Modern tıp dışı tedavi yöntemleri terimi ile tıp fakültelerinde okutulmayan, öğretilmeyen ve çoğu zaman hekim olmayan kişiler tarafından uygulanan tedavi yöntemlerini kastediyorum. Homeopati, biyoenerji, biyorezonans, yoga, hipnoz, fitoterapi, akupunktur, reiki, şiatsu… bunlardan sadece birkaçı.

Modern tıp teknolojisinin sağladığı müthiş ilerlemelere karşılık bizde de en gelişmiş olanlar dâhil tüm ülkelerde de modern tıp dışı tedavi yöntemlerine giderek artan bir alâka var. Mesela Amerika’ lıların bu tedaviler için bir senede 34 milyar dolar harcadıkları ve bu rakamın her geçen gün arttığı biliniyor.

Modern tıp ‘dediğim dedik çaldığım düdük’ prensibine sıkı sıkıya bağlı bir kurum. Kendi öğretisinde yer almayan hiçbir tedavi yöntemini tartışmaya bile gerek görmeden kesinlikle reddeder ve bunları uygulayanları veya savunanları da gözünü kırpmadan ‘şarlatan’ ilan eder.

Oysa modern tıbbın elinin kolunun bağlı kaldığı pek çok hastalık olduğu gibi ‘kendi şarlatanlarının’ sayısı hiç de az değildir.

Tabii ki modern tıptan etkinliği bilimsel olarak kanıtlanmamış bir tedaviyi itirazsız kabul etmesini ve ona onay vermesini beklemiyoruz, ama bunları hiçbir makul ve mantıklı bir gerekçe göstermeden reddetmek de bilimsellikle uyuşmuyor.

Bu yöntemler neden ilgi çekiyor

Modern tıp dışı yöntemlerin ilgi çekmesinin pek çok sebebi olabilir. Ben bunlar içinde modern tıbbın kendi uygulamaları dışındaki diğer tüm tedavi seçeneklerini hor gören, aşağılayan katı statükocu tutumunun rolünün büyük olduğu kanaatindeyim.

İkinci önemli bir sebep de modern tıbbın birçok hastalık karşısında çaresiz kalması olabilir. Bir tarafta ‘Artık ne yerse yesin’ denilen hastalar, bir tarafta astım, romatizma gibi ömür boyu devam eden hastalığı olanlar denize düşen yılana sarılır misali alternatif tıbbın kucağına düşebiliyorlar.

Modern tıp uygulamalarının insan ruhunu hiçe sayması, empatiyi ihmal etmesi, birçok hastalığın şifasının tabiatta olduğunu görmezden gelmesi ve her hastalığı mutlaka ilaçla veya ameliyatla tedavi etmeye çalışması, modern tıbbın pahalı olması ve önemli ölçüde ilaç endüstrisinin denetimi altında olması, hasta hekim ilişkisinin satıcı-tüketici ilişkisine dönüşmesi… gibi daha pek sebep ileri sürülebilir.

Her şeyi ben bilirim yanlışlığı

Modern tıbbın bu yöntemlerin tümünü aynı kefeye koyması ve hiç incelemeden, üzerinde düşünmeden, ne olduklarına, neyi nasıl yaptıklarına bakmadan dışlaması çok yanlış.

Toplumların yüzlerce yıldan beri uyguladıkları yöntemlere en azından merak duymak, bunlar neyi nasıl yapıyorlar diye ilgilenmek her şeyden önce bilimselliğin bir gereğidir.

Günümüzde modern tıp uygulamalarının birçoğunun bu geleneksel tedavilerden esinlendiği, faydalandığı da unutulmamalı. Bitkilerden elde edilen ilaçlar bunun en güzel misâli.

Modern tıbbın ‘her şeyi ben bilirim ve ben ne dersem o olur’ tutuculuğunun gün gelip iflas etmesi de mümkün. Çin’ de yüzlerce seneden beri uygulanan akupunkturu uzun süre reddeden modern tıp sonunda bunun etkili bir tedavi yöntemi olduğunu kabul etmek zorunda kalmıştır. Bugün akupunktur modern tıp öğretisinde yerini almış ve birçok gelişmiş ülkede başarı ile uygulanan bir tedavi yöntemi olmuştur.

Gelelim neticeye

Modern tıp dışı tedavilerin tümü aynı kefeye konmamalı ve bunların etkinlikleri, yan etkilerinin bulunup bulunmadığı doktorlar tarafından bilimsel yöntemlerle araştırılmalıdır.

Hiçbir tıbbi tedavi yönteminin doktor olmayan kişiler tarafından uygulanmasına fırsat ve imkân verilmemelidir.

Modern tıp okumuş ve yıllarca da eğitimini vermiş bir kişi olarak bu yöntemler içinde modern tıp uygulamalarının yerini alacaklar bulunduğuna da inanıyorum.

Okunma Sayısı: 99

Yazarın Diğer Yazıları

En Az 10 Milyon Grip Aşısına İhtiyacı Olan Bir Ülke Neden Bu Kadar Az Aşı İstiyor?

Türkiye’ de ve dünyada da bugüne kadar tüm propagandalara rağmen pek fazla rağbet görmeyen grip...

Nezle KOVİDİ Hafifletebilir, KOVİD Gribi Azaltabilir

İndependent Türkçe‘ deki yazım: Dünya son iki aydır artışa geçen yeni tip koronavirüs (SARS-CoV-2) vakaları...

Kilo Verme Değil İnsülin Direncinin Düzelmesi Grip Ölümlerini Önlüyor

Yeni bir araştırmada obez farelerin bağışıklık sistemi hücrelerinin glukoz metabolizmalarının bozulmuş olduğu gösterildi. Obez farelerin...

WHO’nun Ekisiz Dediği İlaç FDA’ dan Onay Aldı

Dünya Sağlık Teşkilatı’ nın (WHO), KOVİD için uzun süre teşvik ettiği ve etkisiz olduğunu gösteren...

Birbirine Sarılamayan İnsanlar Çareyi İneklere Sarılmada Buldu

Hollanda’ da yeni bir sağlık hayat trendi hızla yayılıyormuş: İnek kucaklamak! İnsanlar çiftlikleri ziyaret ederek...

Yazıya Yapılan Yorumlar

  1. dr. ahmet fidan dedi ki:

    Sayın Hocam,

    Bir bilimadamı, bir öğretim üyesi ve bir aydına yakışan yaklaşım içinde kaleme aldığınız yazınızdan dolayı sizi tebrik ederim.

    Toplumumuz her ötekine karşı, kendinden veya alışılagelmişin dışındaki şeylere karşı önyargılı olmuştur. Çoğu zaman çok büyük fırsatlar kaçırmışızdır böylesi görmezden gelinen olgularda.

    Aynı şekilde yaş, cinsiyet, meslek farkı olmaksızın, alternatifler her zaman ürkütmüştür insanları. Oysa ki, çoğu zaman en büyük atılımlar alternatiflerlerle doğmuştur.

    Umarım meslektaşlarınız da bu bakışaçınızın bilincine daha fazla varırlar.