Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Bizde Siyaset Çıkmaz Sokakta…

GENEL
ZKategorisiz

07 Temmuz 2009 00:02

Yorum Yapılmamış

Allah aşkına liderlere bakın, lider geçinenlere bakın ve değerlendirme oturun siz yapın.

Siyaset sahnesi ilginç görüntü ve tuluatlar ile dolu. Hiç ummadığınız anda biri gidiyor, biri geliyor… Ama değişen hiçbir şey olmuyor. Çünkü bizdeki sistem yanlış… Siyasi partiler yasası ve ona bağlı olarak ortaya çıkan siyasi partilerin kendi iç tüzükleri yanlış, yanlı ve demokratik değil. Bu konuda daha öncede birkaç kez yazdım, yine irdelemekte fayda umuyorum.

Siyasi partilerin tüzükleri demokrasiye uygun değil. Oysa anayasa emridir, siyasi partilerin çalışmaları ve icraatları demokrasiye uygun olacak der. Uyan kim, uygulayan kim, uygulatan kim, denetleyen kim? Hak getire…

O yüzden siyaset ve siyasetçi dönmüş içi boş kevgire.. Arkadaşlar, bakın yakın geçmişte sağ ve sol kanatta değişik argümanlar yaşadık. DP lideri Mehmet Ağar, son seçimlerde barajı aşamazsam istifa ederim dedi ve çekti gitti. Ardından yapılan kongrede Çiller döneminin İstanbul il başkanı olan Süleyman Soylu geldi. Onunla da parti bir yerel seçim yaşadı ve derken oda gitti yerine 80 lik Hüsamettin dedemiz geldi. Gelirken çok büyük tantana yaratıldı. Sağda birleşme olacak, ANAP – DP birleşecek ve büyüyecekler. Ben o zamanda dedim, şimdide diyorum, birleşseler de birleşmeseler de değişen bir şey olmaz onlar için. İki ölüden bir diri hiçbir zaman çıkmadı çıkmazda.

Sağ’a bakıyorsunuz Sn. Abdüllatif Şener bir parti kurdu. İl ve ilçe teşkilatlarını kuruyor. Doğrusunu söylemek gerekse, bir şey çıkacağını sanmıyorum. Kibar, temiz bir insan ama Sn. Şener’in partisi toplumda beklenen heyecan ve dürtüyü sağlamaz.

Öte taraftan Sadet partisinde Numan Kurtulmuş’un söylemleri var. Akılcı, dialektik, enerji veriyor, değişim saçıyor. Partisine yeni bir ivme ve görüntü kazandırdı. Teşkilatlarda farklı bir yapılaşma meydana getiriyor. Bu çalışmalar geçen yerel seçimden beri AK partilileri ve yöneticilerini ciddi ciddi düşündürüyor.

Her gün yeni bir parti kuruluyor ama gelecek vaat etmiyor. Toplumda yeterli karşılıkları yok.

Solda CHP de büyük hareketlilik var. Baykal koltuğu bırakmasa da artık CHP de her şeyi çok daha hassas irdelemek gerekiyor. İnce eleyip sık dokumaları lazım. DSP de sıkıntı var. DSP ile CHP nin mutlak aynı çatıda bir araya asgari müşterek de gelmesi lazım. Sn. Sarıgül’ün gönlü alınmalı ve kazanılmalıdır. Sarıgül bir markadır. CHP ile bütünleştiğinde çok daha iyi şeylere imza atacaklardır. Cepheleşmek, kavga, gürültü kimseye yarar sağlamaz. Özellikle CHP nin bu durumu dikkatle değerlendirmesi lazım. Partiyi hiziplerden ayrıştırmanın yolu uzlaşmadır. Kavgalar uzlaşma ile son bulmalıdır. Ülkenin içinde bulunduğu durum hassastır. CHP ve Sol kesime bu bağlamda çok önemli görevler düşüyor. Kavgacı üslup yerine, yapıcı, uzlaşıcı, barışçıl ve toplumsal mutabakatı kucaklayan bir elin hızla harekete geçmesi gerekiyor. Bunun için sn. Baykal’ın örnek olması hiç beklemeden tüm solu kucaklaması lazım. Vakit geçirmeden yapması lazım…

Tansu Hanım gelecek senaryoları artık son bulmalı. Çünkü bu saatten sonra gelse de artık pek işe yarayacağını sanmıyorum. DP’nin oyu 4 olur başka bir şey olmaz diye düşünüyorum.

Siyasetin giriş kapısı var, çıkış kapısı asla olmadı. Dikkat edin, Ülkemizde siyaset hep aynı mezrada dönüyor. Bir dar çember içinde… Sanki Tahterevalli var o çemberde. Biri iniyor, biri çıkıyor, değişen hiçbir şey olmuyor. Olan hep vatandaşa, insanlarımıza oluyor. Kim dama çıkarsa, merdiveni hemen ardından çekiyor ki, arkadan kimse yetişmesin, gelmesin. Yahu be bilader işte geldiğiniz nokta, işte ülkenin siyasetinin geldiği nokta. Kitlendi. Herkes arayış içinde… Ama bu sistem adam yetiştirmiyor ki… Siyasi sistem yetişeni harcama, öğütme sistemi.. Değirmen taşı gibi mübarek.. Zaman zaman, hem sağda, hem solda çok değerli isimler ortaya çıkmıştır. Ama bakın bu sistem onları değirmen taşı gibi öğütmüştür.

Mevcut siyasi partiler yasası anti demokratik olduğu müddetçe ve ona bağlı olarak siyasi partilerin tüzüklerinin içeriklerinde anti demokratik yaptırımlar oldukça bu değirmenin taşı düzgün, dürüst, ilkeli, onurlu, azimli, kararlı, bir şeyler yapma arzusunda olanları hep öğütecektir. Hiç boşa yorulmayalım. Halen ülkemizde milletvekili olabilmek, Belediye Başkanı olabilmek, Meclis üyesi olabilmek için üst makamdaki siyasinin ağzının içine bakıyoruz. Halen lider egemen bir politika var. Liderin yok dediği biri mümkün değil başarılı olamaz. Oysa bu siyasi partiler yasası ve ona bağlı parti tüzükleri demokratik hale gelsin çok şey değişir. Siz işin özüne bakın. Özü siyasi partiler yasası, parti tüzüklerinin demokratik olmasından geçiyor. Birbirimizi kandırmayalım. Egemen güçler ortadan kalkmalı, hak edenler bir yere gelmeli diyorsak, bu yapılmalı, hem de çok acil.

Tüm siyasi partilerde değişik arayışlar var. Onların dışında arayışlarda var. Ama netice yok, olacağa da benzemiyor. Dar çember içerisinde halkımız mevcut siyasi kadrolara zorlanıyor. İşte burada ip kopuyor. O yüzden düzgün bir muhalefet yok. O yüzden halkın muhalefete inancı kalmadı. Önlem alan, siyaset üreten, fikir ortaya koyan, eleştiren, eleştiriden paye çıkaran, kolektif çalışan, bölüşen, paylaşan yok ki.. Hep bana, rab bana..

Yani her şeyi ben bilirim. Ya, neyi biliyorsun? Bildiğin yanıldığına yetmiyor işte. Geldiğin nokta bu… Daha ne inat ediyorsun? Siyaset inatla olmuyor. Çözüm üretme ile başarı elde ederek oluyor. Başarı ise sevginin yeşermesi, saygının artması, barış ortamının yeşermesi ve huzurun artması ile olur. Bakın partilere, hala iç çekişme, kavga, gürültü, o dedi, bu dedi, birbirini yiyip duranlar ile dolu. Burada başarı mümkün mü? Mümkün değil. Bu hastalıktan kurtulmak lazım… Hastalığı teşhis edecek, reçeteyi yazacak doktor lazım ve tedaviye yönelecek birde ekip lazım. Bu bir takım işidir, ekip işidir, gönül işidir. Ama her şeyden evvel bu hekimin düzgün çalışabilmesi, teşhisi düzgün koyabilmesi ve tedaviyi adam gibi yapabilmesi için siyasi partiler yasası ve parti tüzüklerinin demokratikleşmesi lazımdır.

Yoksa tahterevalli işi… Biri iniyor biri çıkıyor değişen bir şey olmuyor. Hani demiş ya, Neyzen Tevfik;
“Bu hayat pokerinde bize ancak pas düştü
Elime per gelmeden ellere ful as düştü,
Şimdi artık mahvolan ömrüm için yas düştü
Yoksulluk kimsesizlik çöktü kara kış gibi
Harcadım hayatımı beş paralık fiş gibi.”

İşte vatandaş her seçim sonu bunu söyler olmuş. Bunu söyletmeyecek lider ve kadrolar arıyor. Kalın sağlıcakla..

Okunma Sayısı: 109
Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları

Bu Kitabı Sana Göndermiş Olmamız Onlara Yetmiyor mu?

Yeter Allahım..kitabın indirlmesi yeter ceza ve ödülümüz için…de. Çünkü iki cihanda da cezası var 99...

Vitamin D Hapı Yerine Güneş Banyosu

Yakın zaman önce dünyanın farklı ülkelerinde yapılan yüksek kaliteli klinik araştırmaların üç ayrı meta-analizinde vitamin...

Bizi Geri Bırakan “Kader” İnancımız mı?

Bizi geri bırakan “kader” inancımız mi? Kader inancımız bizi cesaretli kıldı…de Evet… Rıza ülküsünü yitirdik...

42. Yılında Maraş Kahrı

Maraş katliamını anmakla, anlamaya çalışmanın apayrı şeyler olduğunu düşünüyorum. Bir şeyi, anmak her zaman onu...

Ahlaksızlık Bataklığı Kurutulmalı!

Ahlaksızlık ülkemizde ve tüm dünyada  tavan yaptı. Cinayetler, tecavüzler, hırsızlık, adam öldürme ve adam kaçırma...