Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Biz Ne Zaman Bu Hale Geldik


09 Mayıs 2017 00:01

Yorum Yapılmamış

Eskiden insanlar küçük dar odalarda kalabalık yaşarlarmış. Yerleşik hayata geçmeden önce çadırlarda yaşamlarını sürdürür daha sonra yerleşik hayata geçince bir göz odalarda yaşamışlar. Anlatırken bile masal gibi geliyor insana. Anne baba en az 5 çocuk, evlenen oğul gelin ve torunlar o tek göz odada mutlu bir şekilde hayatlarını sürdürürlermiş. Saygı ve sevgi içerisinde kadınlar ev işlerinde ve bahçede erkekler ise tarlada ve hayvanlarla ilgilenirmiş. Ve savaşırlarmış.

Günümüzdeki gibi çeşitli kıyafetler, yiyecekler tabi ki yoktu. Ulaşım ise bir yerden bir yere gitmek yaya veya at üzerinde günler aylar hatta yıllar sürermiş. Kızlar evlenince yıllar sonra baba evine ziyarete gelebilirmiş. El öpme adı verilir bu âdete. Şimdi ise evlense de kızlar baba evinden çıkmıyor. Tek göz oda yerine her bireye ayrı oda var özel durumlar harici aynı evde kimse kimseyi görmüyor. O kadar çok modernleştik ki bir şey isterken bile aynı ev içerisinde evlat anneye mesaj atıyor bana su getirir misin diye. Herkesin elinde son model cep telefonu gece gündüz sosyal ağda geziyorlar. Sosyal ağda sosyalleştik fakat gerçek hayatta a sosyal olduk. Nerde eski komşuluk arkadaşlık misafirlikler. Oturup bir sohbet edemiyoruz. Sohbet nedir unuttuk. Sadece cetleşme var. Sosyal sohbetler. İki komşu arkadaş bir araya gelip sohbete başlasa birde bakıyorsun sohbet kavgayla son bulmuş. Birbirine tahammül edemez eleştirilemez haldeyiz. Yanlışlar doğru, doğrular yanlış sayılıyor tabi kişiye göre değişir. Eğer önemli, zengin biri ise onun her yalanı, her yanlışı doğrudur. Sorgulanamaz. Ama gariban ise vur garibe çal garibe. Onun yaptığı her şey önemsiz, değeri yoktur. Görmezden gelinir başarıları, yaptıkları. Arkadaşlık komşuluklarda artık çıkara dayalı. Nokta kadar bir çıkarı varsa insanın virgül gibi eğilir. İki büklüm olur. Ha! İşi bitene kadardır bu dostluklar.

Geleneklerimiz, göreneklerimiz, örf ve adetlerimiz vardı kültürümüzü yaşatan bizleri kaynaştıran. Batılaşalım modernleşelim derken yozlaşmışız haberimiz yok. İnsanlığı markalı kıyafetlere bağlamışız. Hele birazda para varsa değme keyfine. Etrafında dönen üç beş yalaka seni sanki dünyanın efendisi zannettirir. Ben neymişim de haberim yok dedirtir. Tabi karakteri zayıf olanlar için bu sözüm.

Savaşta her şey mubahtır sözünü çok duyar olduk bu aralar. Fakat her zamanki gibi bunu da insanlar yanlış anladı ve değerlendirdi. Aşkta her şey mubah, işte her şey mubah ve birilerine zarar vermede her şey mubah oldu. Edep ve ahlak yerlerde süründürüldü. Ahlaksızlık ve edepsizlik bile kişiye göre değerlendirilmeye başlandı. Eskiden ayıp olan, ahlaksızlık diyerek uzak durduğumuz kınadığımız hal ve hareketler ise bazı insanların yaşam tarzı haline geldi ve biz onları alkışlar olduk.

İçinde bulunduğumuz çevreye, arkadaşlara göre hayatımızı yönlendirdik. Onlar neyi seviyorsa bizde sevdik. Neye doğru diyorlarsa bizde doğru dedik. Onlar gibi davrandık, onlar gibi giyindik, onlar gibi yaşamaya çalıştık. Kendimizi, kendi doğrularımız sorguladık. Biz olmayı unuttuk. Ailemizi unuttuk. Yeri geldi onlara o kadar çok özendik ki kendi ailemizden bizi doğuran büyüten anne babamızdan utandık. Onları istemedik. Halen kendiyle çelişen gençlerimiz var ne yazık ki. Nerede eski sevgi ve saygı. Ata dediğimiz büyüklere karşı davranışlar.

Elhamdülillah Müslümanız dedik elimize Kuran-ı Kerimi aldık ama içini açıp okumadık. Soran olursa sadece gösterdik. İşimize gelen ayetlerin tamamını değil içinden bazı kısımları dilimize doladık. Ahlakla dini bir arada yan yana yürütemedik. Ya çok dindar olduk. Ya da ahlaksız, dinsiz. Emanete ihanet başta, kul hakkı lopür lopür yutulur oldu. Cinayetler, tecavüzler, hırsızlıklar aldı başını gidiyor. Avrupalı olalım, onlara benzeyelim, onlar gibi yaşayalım derken kayboluyoruz farkında değilmisiniz? Eskiden anne babanın geleceği umuduydu çocuklar. Şimdi ise anne babaya dahi bakmıyor. Huzur evleri evlatları tarafından terk edilen anne babalarla dolu. Öyle ki anne babaya eziyet eden, evden atan, döven, öldüren evlatlar dahi var. Başka çocukların geleceğini çalarak kendi çocuklarına ve kendilerine gelecek hazırlayan insanlar kendilerini haklı görürken, vicdan merhametten bahsetmeleri kendilerini dürüst göstermeleri iese düşündürücüdür.

Çıkarımız her şeyin önüne geçti ve paraya, makama tapar oldular. İşimize gelenle dost olduk, işimize gelmeyenle düşman. Her zaman kişisel çıkar peşinde koşuldu. Önemsenmedi insanlık. Ne yazık ki merhamet duyguları da körelmeye başladı. Bize neler oluyor nereye gidiyor bu insanlık. Daha çok yazılacak şeyler var. Öyleyse düşünün biz nerede yanlış yaptık.  Herkes üstüne düşen görevi yapsın. Geleceğimize sahip çıkalım.

Okunma Sayısı: 180
Kategori: Nevin KILIÇ

Yazarın Diğer Yazıları

Renklerin Gözü

Etrafımıza bakıca ne kadar çok renkler görürüz. Bu renkler sadece gözümüzün gördüğü doğanın kendine has...

Soytarı-İspiyoncu ve Yalaka

Soytarı-ispiyoncu ve yalaka kelimeleri ayrı gibi görünse de özünde aynı bence. Sadece isim değişik. Uygulaması,...

Sosyolog Olmak

Severek okuduğum alan. Bana en çok sorulan soru üzerine ve bir sosyolog olarak sosyoloji, sosyolog...

Renklerin Gözü

Etrafımıza bakıca ne kadar çok renkler görürüz. Bu renkler sadece gözümüzün gördüğü doğanın kendine has...

Gazeteciler Günü Kutlu Olsun

Öncelikle gecesini gündüzüne katarak, zor şartlar altında canlarını tehlikeye atarak, görevlerini yapmaya çalışan, doğru haberleri...