Eskiden yeni evlenen çiftleri ;
” Bir yastıkta kocayın,” diye kutlardık.
Düşündüm…
Neden bir yastıkta kocanır ki?
Bu temenninin bir nedeni olmalıydı.
Bir yastıktan yola çıkarsak, iki başın yan yana olduğunu,
Kocamak, sözcüğü ise “yaş almak, büyümek,” anlamamında kullanıldığını da düşündüğümüzde iki insanın birlikte mutlu olmasını dilemiş oluyoruz.
Yastıklar bir olmaktan çıktı. Günümüzde iki oldu.
Aklımda yine deli sorular…
Şimdi evlenenlere “İki yastıkta kocayın,” mı diyeceğiz?
Ee, yastıklar ayrılıp başlar da ayrı olunca, çiftler nasıl kocayacaklar?
Esra Erol, Müge Anlı’nın programlarında iki yastıkta kocamak isteyen insanları görünce aklıma takıldı bu soru.
Bence moda dünyası yastıkları yeniden bir olarak vitrinlere koymalılar.
Çünkü başlar, uykuda olsak bile birbirine değer. Başlar ve ten dokununca, insan aurası da yakınlaşınca homojenleşir, birleşir. Tıpkı su ile şekerin birleşmesi gibi…
Şu bilgiyi dip not olarak eklemek istiyorum:
Unutmayalım !
Mutluluk hormonu endorfin, kucaklaşma hormonu vazopresin, sevgi hormonu oksitosindir.
İnsanlar birbirlerine dokundukça beyindeki o ceviz büyüklüğünde ki ” Hipofiz” bezi bu eylemi tetikler. Kandaki mutluluk hormonlarının seviyesini yükseltir.
Ve mutluluğu, ilk önce dokunma yoluyla cilt atında oluşan oksitosin hormonuyla başlatır…
.
Son sözüm:
Mutluluk bulaşıcıdır.
Bir yastıkta kocayın inşallah!
Emine Pişiren/ Akçay






















