Garibanlık başa bela…
Biz sustukça, garibanlık büyüdü..
Fakir fakir kalır, zengin daha da zenginleşir.(The poor stay poor, the rich get richer)
Doğuştan şanslı olanlar var. Atasından kalan mal, mülk, şirketler… Hayata birkaç adım önde başlarlar. Bir de kendi çabasıyla okuyan, emek veren, iyi bir meslek edinenler vardır. Şansı yaver giden, şansını kendi yaratanlar…
Ama bir de yokluk içinde okuyup asgari ücretle hayatta kalmaya çalışanlar var. Zar zor emekli olanlar… Hayatı boyunca bu maaşla, ekstra bir destek olmadan ev alamayacak olanlar. İşte bu kesimin adı: Gariban.
Sözlükte “sahipsiz, kimsesiz” diye geçiyor.
Nasıl bir tanım bu… Nasıl bir aşağılamadır bu…
Halkın oyuyla Meclis’e gelenler, maaşını halkın vergisiyle alanlar… Bir ömür kendini ve geleceğini garanti altına almış olanlar… O makamdan dönüp, “nasıl olsa kabul ederler” diye reva gördükleri destekleri sunuyorlar.
Çünkü karşılarındakiler garip…
Pardon, gariban.
Ama itiraf edelim:
Biz suçluyuz.
O mevkilere onları biz getiriyoruz.
Bize layık görüleni belirleyenleri biz seçiyoruz.
Hak aramaktan korktuğumuz için biz suçluyuz.
O kadar suçluyuz ki, kendi getirdiklerimizi görünce secdeye kapanıyoruz.
“Dünya kare” deseler, “Evet, doğru söylüyorsunuz” diyoruz.
Bu durum o kadar kanıksandı ki…
O kadar normalleştirildi ki…
“Tok, açın halinden anlamaz” derler. Atalar boşuna söylememiş.
Yıllar geçse de kibir değişmiyor, ego değişmiyor. Makamın yarattığı güç zehirlenmesi hiç değişmiyor.
Covid gibi… Bulaştı mı, mutasyona uğrayarak yavaş yavaş her yeri sarıyor.
Çok sıkıldım.
Haber izlemekten yoruldum.
Eline silah alan alana…
Kadın cinayetleri durmaksızın devam ediyor.
14 yaşındaki çocuklar “Niye baktın?” diyerek akranını öldürmekten korkmuyor.
Adalet boşluğu büyüyor.
“Yap yap, affedilir, serbest kalırsın” algısı çığ gibi…
Sokaklar güvenli değil.
Okullar güvenli değil; akran zorbalığı kol geziyor.
İş yerlerinde mobbing var, güvenli değil.
En pahalı otele tatile gidersin, yangın çıkar; güvenli değil.
Belediye başkanı olursun, bir sabah ansızın alınabilirsin; güvenli değil.
Müdür olursun, amir olursun; güvenli değil.
Yoğun bakımda bebeğin güvende değil.
Kreşlerde, bakımevlerinde vakalar bitmiyor.
Ben, biz, toplum…
Paranoyak olduk.
Gölgemize bile güvenemediğimiz bir dönemdeyiz.
Suyun aktığı yerden pisliği temizlemezsen, o pislik girdiği her yere yayılır. Arıtma yetmez.
Sorun merkezden çözülmezse, sistem tersine çalışır.
Bir ülkede adalet, demokrasi, eşit fırsatlar, adil gelir dağılımı ve hukukun üstünlüğü varsa; suç da bu kadar artmaz, cezasızlık da bu kadar normalleşmez.
Ama yoksa…
O ülkede hep daha çok gariban olur.























