Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Başlık Açmak, Tanım Girmek -Sözlükler-

Murat Serdar ARSLANTÜRK

27 Ocak 2011 00:01

Yorum Yapılmamış

Ekşi Sözlük, İtü Sözlük, Uludağ Sözlük ve epey sıra dışı olan İnci Sözlük siteleriyle birlikte toplam yüz bin kadar ‘yazar’ın kelime, kavram, olay, kişi ve cisim tanımladığı sübjektif yapıdaki sözlüklerle sayesinde, herkes her şeyi dilediği gibi tanımlıyor.

Gündelik hayatta merak ettiğiniz herhangi bir şeyden, ödevi için bilgi edinmeye çalışan öğrenciye kadar hepimiz interneti kullanıyor ve Google kutusuna yazdığımız kelimenin sonuçlarına dalıp gitmemizle birlikte, ekrandaki bilgiler yumağında kaybolup gidiyoruz. Karşımıza dökülen arama sonuçları içerisinde, mutlaka bir ‘sözlük’ sonucu da yer alıyor. Dünyanın herhangi bir yerinden sözlük üyesi olarak ‘yazarlık’ unvanı almış bir kullanıcının, herhangi bir kelimeye dair bildiklerini, hissettiklerini, yaşadıklarını, okuduklarını, duyduklarını ya da uydurduklarını okuyoruz. Neyin gerçek, neyin hayal ya da daha ötesinde yalan olduğunu ayıklamak için aramaya devam ediyor ve sözde bir bilginin peşinde giderken, derin bir kuyuda kaybolup gidiyoruz.

Sözlüklerin hiç birinde akademik bir doğrulama, bir ispat, bilgiye ilişkin başka bir bağlantı ya da fotoğrafla destekleme zorunluluğu yok. Her sözlüğün kendine göre ‘format’, yani içerik kurallarına uymak kaydıyla, yazar dilediği şekilde tanım kaydedebiliyor.

Çoğunluğu rumuz kullanan yazarlar, öğrenim hayatlarından taşıyıp getirdikleri birikimler kadar inançları, aileleri, işleri, evlilikleri ya da akrabalıkları merkezli ‘bilgileri’ bazen esprili, bazen iğneli, bazen bilgiç ve bazen de kendisinden önceki tanımlara cevaben ekliyorlar. Bir kavram girişiyle başlayan tanım ekleme süreci, yüzlerce tanıma kadar gidiyor ve sözlükte aradığınız kavramın altında tek tek yazılmış, sayısız tanım okunuyor.

Sözlükler bir çeşit boşalma alanı vazifesi görüyor. Yazarların zihninde biriken algıların ve kanaatlerin, gündelik hayatta ifade edilmesi ve paylaşılması ne kadar zorsa, sözlükte yer bulması o kadar kolay oluyor. Sıradan bir kelime için çok fazla bir tanımlama yer almamasına rağmen, sıra dışı bir kelime ya da tanım, yüzlerce başka tanımı beraberinde getiriyor.

Söz gelimi ‘Ütü’ kelimesi için 5 yılda sadece 27 tanımın yazıldığı Uludağ Sözlük’te, ‘Türban’ kelimesi için 622 tanım yer bulabiliyor. Irk, din, siyaset ve futbol gibi tartışmalı konulara ait kelimeler binlerceye varırken, Albert Einstein tanımı 250’ler de kalıyor.

İnci Sözlük’ün müstehcen hatta kimi zaman pornografik tanımları ve dilinin rahatsız ediciliğini bir tarafa bırakırsak, Uludağ, İtü ve Ekşi Sözlük’te hatırı sayılır bir kelime ve kavram birikimi olduğunu ve insanların internette bu sözlükleri okuyarak saatler geçirdiklerini biliyoruz. Hatta TRT gibi bir kanalda bile, genç edebiyatçılarla ilgili yapılan bir belgeselde, yazarlarla ilgili Ekşi Sözlük tanımlarını kullanıldı.

Gazete ve dergileri internetten takip eden ve sayıca gittikçe büyüyen bir okur-yazar kesim, sözlüklerle yakından ilgili ve düzenli olarak okuyor. Ekrandan akan ve alabildiğine özgür tanımlar arasında kelimeler değişiyor, anlamlar evriliyor ve kavramlar biçimleniyor. Örneğin bir kelimenin birkaç sene önce yazılmış tanımlarıyla, birkaç sene sonra yazılan daha yeni tanımları arasında büyük farklar görülüyor. Değişen dünyanın, gündelik gelişmelerin, yeni bilgilerin ve belgelerin etkisiyle, hiçbir kelime eski anlamıyla sonsuza dek var olamıyor.

Türk Dil Kurumu’nun güncel sözlüğüne göre Türkçede 14.000’i yabancı kökenli olan yaklaşık 111.000 kelime bulunuyor. Ve internetin ucu bucağı belirsiz sözlüklerinden sadece Ulu Sözlük’te, tam 8.188.000 tanım yer alıyor. Diğer sözlüklerle birlikte yer alan toplam tanım sayısı ise 25.000.000’a yaklaşıyor. Kişiler, ülkeler, yemekler, savaşlar, futbolcular, durumlar, olaylar ve daha akla gelebilecek her şey ve herkes hakkında, her şeyin ‘tanım’ olarak yer alabildiği sözlükler, yaşadığımız ve bildiğimiz dünyayı bir başka anlatıyor.

Sözlüklerin hepsi için geçerli olan ortak kural; ‘yazar’ olabilmenin çok kolay sayılmayacak kıstasları. Öncelikle bir rumuz yani ‘nick’ le, sadece okuyucu üye olunabiliyor ve yazarlar, yani ‘user’lar tarafından açılmış başlıklara girilen tanımlar, yani ‘entry’ler, sadece yöneticiler, yani ‘moderatorlar’ tarafından okunabiliyor. Ne kadar süre ile böyle devam edileceğine dair hiçbir bilgi verilmiyor. Sözlükte geçirilen süre, girilen tanım sayısı, tanımların nitelikleri gibi tahmine dayalı kıstaslar neticesinde, bir gün yazar olunabiliyor ve herkesin okuyabileceği tanımlar ve başlıklar açılabiliyor.

Yazarlık unvanı ile birlikte harf sayısı sınırlı başlıklar açabilmek, sözlükteki her tür başlığa tanım ekleyebilmek ve ayrıca üyeler arası sözlük üzerinden mesajlaşabilmek şeklinde ayrıcalıklar elde ediliyor. Ve en eski yazarlardan yeni yazarlara kadar gelen kısım kısım yazarlık kabulüne bağlı olarak, kaçıncı nesil yazar olunduğu da önem taşıyor. Öyle ki nesiller arası çatışmalar, eski nesil yazarların yenileri beğenmemesi, yermesi hatta yönetime şikâyet etmesine kadar giden bir süreç de kendini gösteriyor.

Sözlüklerin içerik, yani formatına uymayan başlık ya da tanımlar önce ikaz ediliyor, düzeltilmesi ya da tamamen silinmesi isteniyor. Yazar bunu kendisi yapmazsa yönetim yapıyor ve sıklıkla tekrar etmesi durumda, yazar da sözlükten silinebiliyor. Yani bir kontrol mekanizması var. Ancak bu kontrol açılan başlık ya da girilen tanımların objektifliği ya da doğruluğu üzerine değil, sadece sözlük içeriğine bağlı bir denetleme şeklinde gerçekleşiyor.

Bir cümle arayalım. Örneğin “Tele Tubbies”

“bir program ancak bu kadar şekilsiz şemalsiz, bu derece kafa aktivitesinden uzak olabilir. 0–6 ya$ grubu kendine ilginç gelen şeyleri tekrar tekrar görmek istese de, onların istediği gelişimleri için en doğru olan mıdır gerçekten? vahşi kapitalist abd’nin super cocuk programi susam sokagi kalibresinde bir$eyler uretmek dururken bu denli eglencelik citir cereze kacan bbc gozlerden feci duşmuştur. eksisozluk

“ingilterede 0-6 yaş grubunu çocukların ruhsal gelişimine yarar(!) sağladığı söylenen gerçekte 10 dk.maruz kalanların beynini felçe uğratan program demeye dilimin varmadığı saçmalıklar silsilesi” ulusozluk

“ingilizlere salak demeden önce iki rekat durup düşünmemize ve akabinde onlara acımamıza sebep olan tinki vinki, dipsi, lala, poadlı kahramanları olan çocuk programı. bu kahramanların yaşları ve haliyle boyları da isimlerinin uzunluğuyla aynı sıraya sahiptir, salak oldukları için akılda kalsın diye böyle yapmış olabilirler diye düşündürtmez de değildir.” itusozluk

İnci Sözlük’ün kendine has dili nedeniyle burada yer verebileceğimiz bir örneği bulunmuyor.

Bir neslin bu sözlüklerle okuduğu, öğrendiği, yazdığı ve kavradığı düşünüldüğünde, algılar dünyamızın nasıl şekillendiğini anlamak da zor olmasa gerek.

Okunma Sayısı: 167

Yazarın Diğer Yazıları

Kesişme-Messece

Kesişme/Messece, ‘kadın zekasına’ ithaf edilmiş ve film tadında bir roman. Her şey bir sabah kendisini...

Doğu’da Çocuk Olamamak

Doğu’da Sokaklar Neden Mendille Doludur? Batı’da çocuklar ışıklarda cam silmek, sakız, çiçek, oyuncak ve balon...

Cemiyetten Cemaate

Günümüz basınından özel kurumlara ve devlet kademelerine kadar varlığını hissettiğimiz, okuduğumuz, izlediğimiz ve bildiğimiz cemaatler;...

Tanrı’nın ‘Diktatörlüğü’

Tanrı’nın ‘Diktatörlüğü’ Şeytan’ın ‘Demokratik Hakları’ Cennette kendi halinde yaşayan Âdem’in bir meyveden men edilmesi, yaradılışın...

Yellenen Türkiye

Şimdi yandaş/peşkeş/besleme güruh diyor ki; 10 senedir Türkiye büyüdü, gelişti, vatandaş sağlıktan eğitime her şeyden...