İnekleri otlağa, kendi de dere kaşına balık avına gidiyordu. Dünkü yağmur, yolları yürünmez hale getirmişti. Yürümede zorluk çekiyordu ama derenin bulanık olması, balığı yakalamayı kolaylaştıracaktı.
İnekleri çayırlığın kapısını açıp saldık ve dere kaşına oltayla geçtik. Kaştan alttaki göle oltayı atıp bekleyecektik. İneklerin kapısını kapattık, böylece onlar güvendeydiler.
Kardeşim oltayı sessizce atmış ve bana işaret etti. Sesinin suya düşmemesine dikkat etti. Çünkü balıklar sesi algılıyorlar, dedi. Dereye yukarı gelen, dilenci kıyafetli adamı takip etmeye başladım. Yaklaştığında oltaya uzak durmasını söyledim.
Dilenci kıyafetli adam, selam verdi ve çok ses olursa daha kolaylıkla oltaya balık vurur, dedi. Nedenini sordum. Balıklar korkarlarsa, hemen bir şeyler bulup yemek ister ve saklanırlar, dedi.
Kardeşim kaldırdığı taşları, su içindeki taşa çarptı ve gürültü çıkarttı. İlk balık tutuldu ve peşine bir tane daha yakaladı. Oltaya vuran dördüncü balık da yakalandı. Böylece kısa sürede pişireceğimiz kadar balık yakalamış olduk. Kardeşim, dilenci kılıklı adama, gitmeye hazırlanma birlikte pişirip yiyelim, dedi.
Dilenci kabul etti. Balıkları temizledik. Pişirme işlemini kendisinin yapacağını söyledi. Ateşin üzerine taşlar üzerine oturttuğu düz taşa toprak serdi. Toprağın üzerine, orman gülü yapraklarını serdi ve balıkları sıraladı. Ateşi yaktı ama balıklar yavaş bir şekilde pişiyordu.
Büyük düz taşın üzerinde, domatesimizi de kesip balıkları afiyetle yedik. Dilenci kılıklı adama teşekkür ettik. Çünkü bu kadar güzel pişiremezdik. Balıklar yavaş ve ağır ağır kızardı. Biz acele eder ve balığı haşlardık.
Dilenci kılıklı adama kalan ekmeği ve domatesi verdik. Sarılı otlağın üzerine seneye ev yapacağımızı söyledik. Yaz boyu buradayız, geçerken uğrarsın, dedik.
Adam ev yapacağınız zamanı bugünden karar edelim ve size evi yapayım, dedi. Kendisinin ev ustası olduğunu söyledi. Dağın arkasındaki köydenmiş ve uygun zamanda buradan geçiyormuş. Evimizi yaparsanız her zaman kalırsınız, dedik.
Evin tuğladan yapacağımızı, korunaklı olacağını söyledik. Bodrumu olur, istediğimiz koyabiliriz, dedim. Düşüncemizi beğendi. İçini tahtayla kaplarız, dışını ise sıvarız, dedim.
Ustayla anlaştık, yolunun üzerinde, yaptığın evi senin olduğunu kabul etmelisin, dedik. Memnun oldu gereğini yaparız. Neler alınacağını o zaman karar ederiz, dedik.
Ustayı memnun ederek uğurladık. İnekleri aldık ve köye döndük.
Hasan TANRIVERDİ





















