Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Ayıplanma Korkusundan Ötürü Kaldırılması Hep Başkasından Beklenen Bir yara, Bir Gerçek: ‘Taziye Yemekleri’


11 Şubat 2017 00:02

Yorum Yapılmamış

Ölüm anından itibaren üç güne kadar, cenaze için cenaze sahibine taziye dileğinde bulunmak sünnettir. Bu süre zarfında Peygamberimiz (s.a.s); “komşu ve akrabalarının ölü sahiplerine yemek getirmelerini tavsiye etmiştir.” (İbn Mace, Cenaiz, 59).

Abdullah b. Cafer’den…

Mute Savaşı’nda şehit olan Cafer-i Tayyar’ın (ra) ölüm haberi gelince Resûlullah Efendimiz (s.a.s), “Cafer’in ailesi için yemek pişirin. Çünkü başlarına kendilerini meşgul edecek bir iş geldi” buyurmuş ve Cafer’in ailesinin yemek hazırlamalarına izin vermemiştir. (Ebu Davud, Cenâiz, 25-26; Tirmizî, Cenaiz 21; İbn Mace, Cenaiz 59; Ahmed b. Hanbel, 6/380)

Evet sünnette yer alan yemek bu yemektir. İçinde birçok hayırı barındıran nebevi tavsiye budur.

Oysa günümüzde iş tam tersine dönüştürülmüştür.

Bölgemizde cenaze merasiminde özellikle de ilk üç gün boyunca çadırlar kurulup ağır bir masraflarla yemek yapılıyor. Buraya kadar ortada problem yokmuş gibi görünüyor. Ama dikkat edilince bu yemeklerin giderek büyük sıkıntıları beraberinde getirdiği görülecektir.

Biz de bunu aslına döndürmek için “Kınayıcıların kınamasından korkmazlar Maide-5/54” dusturuna sığınarak birkaç öneri sunma gayretinde bulunduk

Taziye sahibi yakınının yasını tutacağına yemek derdine düşüyor. Ölüsünün arkasından hayır olsun diye bir sürü borcun altına giriyor. Daha sonra da borcunu kapatmak için gidip bankadan kredi (faiz) alıyor. Bu sefer ilk başta ‘hayır’ niyetiyle yaptığı işe haram bulaştırıyor. Bu bile büyük bir çelişki değil mi?

Maddi ve manevi birçok mağduriyete sebep olan “taziyelerde verilen yemeklerin kaldırılması” konusunda, taziyelerdeki yemek israfının önüne geçilmesi, dini boyutu ve sosyal sınıfları incitici hususunda kimin ne önerisi varsa bizimle veya kamuoyuyla paylaşmalıdır ki maddi bir külfet ve manevi-psikolojik bir sorun haline gelen bu konu naif bir şekilde çözüme kavuşabilsin.

Halka karşı mahcup olmamak için hakkın razı olmayacağı bir yola başvurmanın önüne geçilmek ve bu bağlamda maddi ve manevi birçok mağduriyete sebep olan ve maliyeti 25 ila 35 bin tl olarak değişen taziye yemeklerinin kaldırılmasına veya daha iyi bir çözüm bulunmasına bizce herkesin katkı sunması gerekmektedir.

Herkesin eleştirdiği ama maalesef halk neder korkusundan dolayı kaldırılmasını hep başkasından beklediği bir yara, bir gerçek.!

Daha verimli olması için öncelikle İl müftüsü, ilçe müftüleri, kaymakamları ve her ilçede hatırı sayılır ve sözü dinlenir birkaç alim, münevver ve kanaat önderi tek tek ziyaret edilerek konuyu iyice anlatmak ve onlardan öneri alıp tecrübelerinden istifade etmek.

İl ve ilçe müftülerinin ve her ilçeden bir kaç alimin katılımıyla bir toplantı düzenlenmek ve bu doğrultuda merkez ve köy olmak kaydıyla tüm camilerde okutulması için müftülüğün bir hutbe hazırlaması. Vaazlarda işlenmesi…

Taziye yemekleri gerçekten de çok ağır sorunları doğurmakta, kaldırılması için her bölge-ilçe büyüklerinin, özellikle de ilçe müftüleri ve ileri gelenlerinin değinmesi ve bir çözüm getirmeleri gerekir.

Bu gibi külfet getiren toplumsal olgu ve olaylarda toplumun üst-amir katmanları mutlaka el atmalıdır. Din görevlileri rehberliğnde, köy dernekleri, esnaf ve sanatkarlar dernekleri, muhtarlar, sosyal faliyetlerde bulunan vakıflar ve ilçenin ileri gelenleri bu konuda mutlaka bağlayıcı bir karar almaları lazım gelir. Aksine eskiden başlık parası için inşaatta çalışanlar yakında cenaze ve ıskat parası için çalışmaya gidecekler.

Bundan sonra kimse taziyelerde yemek yemeyerek kendinden başlasa acaba bir yararı olur mu bilemem ama sanırım herkes duyarlı davranırsa başlık parası nasıl kalktıysa bu da ortadan kalkar.

Örfümüze aykırıdır diyen cılız sesler olacak elbette. Bunlara da saygı duymakla beraber, cevaben söyleceğimiz birkaç önerimiz var.

Bu öneriyi getirenlerden hiç kimse sünnet olan taziyeye-taziyeleşmeye karşı değildir. Sizler toplumun belini bökecek olan bu olguya müspet çözümler getireceğinize, külfete külfet katıp daha daçıkılmaz ve çekilmez hale getiriyorsunuz.

Eskiden komşular taziye evine yemek götürürdü. Sonradan kim çıkardıysa bu adeti, işler tersine döndü. Geleneklerimize örfümüze bağlıyız madem; taziye evleri yerine taziyeler tekrar evlerde yapılsın. Çadırlar, taziye evleri yüksek tahtlar olmayınca bakalım evini taziyeye açmaya kim kendi ev halkını razı edecek!

Maşallah her mahallenin, her köyün taziye evi var. Seçim beyannamelerine ve vaadlerine taziye evleri giren başka bir memleket var mı?

Bu, bir sektör haline geldi artık. ‘Taziye yemekleri itina ile yapılır; özen ve itina ile deneyimli personeli ve sağlıklı ortamda yemek üretimi yapılır, ekonomik fiyatın tek adresi’ diyen reklamler vs…

Uzaktan gelenler nasıl olacak diyenler ve benzeri serzenişte olanlar da olacaktır elbette. Bunlara da saygı duymakla beraber, cevaben söyleceğimiz birkaç önerimiz var.

Değerli dostlar inanın düşündüğünüz hatta düşünmedikleriniz de dikkate almaya çalışarak bu konuyu yazmaya gayret gösterdim ama ‘maksat üzüm yemektir bağcıyı dövmek değil’ anlayışıyla yola çıkarak hepsini değil özünü işlemekle yetindik. Sizinle aynı hassasiyette olduğumuzu da bilin istiyoruz.

Taziyeye yakın olanlar öğle ve akşam yemekleri saatlerinde gitmemeleri. Örneğin 11: 45 ila 13: 00 arası ve akşam namazı vaktinden 45 dk önce taziyelere gidilmesin. Yani yemek saatlerinde gitmemeleri, öncesinde veya sonrasında gitmeleri, öncesinde gidenlerin de yemeğe kalmamalarıyla başlanabilir.

Taziye kültürümüzde eskiden yemek mevzusu olabilir fakat bunun izahı olabilir bir yanı vardı. Şöyleki, genelde köylerden köylere toplu şekilde yaya gidilmekteydi. Varıncaya kadar öğlen oluyordu, dönüşte de akşamı oluyordu, sonuçta bir yemek yenilmek zorunda kalınırdı. Gelenler de bir torba pirinç, şeker, bir teneke yağ veya bir keçi, koyun taziye sahibine getirirdi.

Şimdi öyle değil, iletişim ve ulaşım çok rahat. Çok kolay arabana bin git selam ver fatihanı oku, yarım saat bir saat otur, başsağlığı dileğini-hasbihalini yap, gidiş-dönüş hepsi azami üç saat…

Bir günlük uzaklıktaki insanlara gelince. Uzaktan gelen yarım saat oturup, fatihasını okuyup geri dönebilir. Ayrıca olmadı bir vakit yemek yemesin, dünya mı yıkılacak, kıyamet mi kopacak. O gün oruçlu saysın kendini. İnanın taziye sahibinin bir de yemekle uğraşması misafire ikramda bulunması ne islamidir ne de insani… Acısını paylaşmak için geldiği dostu için bir öğünlük yemekten vazgeç(e)miyorsa, bunun için onu ayıplıyorsa (ayıplama ve dedikodu konusu yapıyorsa) taziyesine gelmesin zaten. Hem illa yiyecekse, kavurma, pilavüstü et yerine hazırda ne varsa o yenilsin-ikram edilsin.

Değerli dostlar, o uzaklıktaki dostlarımız; geliş-gidiş dönüş, bıraktıkları işleri, yolmasrafi hepsi ‘başın sağolsun’ demek içindir. Taziye için gelenlerin çoğunun Trafik kazalarından ötürü kendi taziyeleri olmaktadır. Uzakta olan dost veya (birinci derece hariç) akrabalar, bunu günümüz şartlarında telefonla-görüntülü de yapabilir diye düşünüyorum. Şimdilik bununla yetiniyor, bununla beraber kimin bir önerisi ve katkısı varsa ona da açığız. Lütfen bize bildiriniz.

Okunma Sayısı: 149

Yazarın Diğer Yazıları

Ahlaksızlığın Göstergesi

Ahlak, bir kitabın cildine benzer. Nasıl ki: “Cilt bozulunca sayfalar dağılır”, ahlak da bozulunca: Ne...

İslam’ın En Büyük Hedefi

Günlerden haftalar, haftalardan aylar, aylardan yıllar ve yıllardan da hem tarih hem de insan ömrü...

Vermeyeceğini İlham Etmeyen Bir Rab

Madem beraatı ilham etti, demek ki af edecek… ‘Selam olsun size! Rabbiniz kendi üzerine rahmeti...

Emekçinin Elini Öpen Peygamber!

Allah Resulü (s.a.s), kendisini ve sahabeyi Tebük seferi dönüşünde karşılayan Sa’d bn. Muaz’ın ellerinin nasırlaştığını...

Korku ve Ümit Arasında Yaşamak

Bizler, umarken korkmayı, korkarken de umudu korumayı tavsiye edilen bir ümmetiz. Allah’ın azabından emin olmak...