Atatürkçülük bir etiket değildir; bir düşünce biçimi, bir bilinç ve bir duruştur. İnsanları dar kalıplara sokan “ya o ya bu” anlayışı, toplumu zenginleştirmek yerine basitleştirir ve kutuplaştırır. Oysa gerçek hayat, tek bir kimliğe indirgenemeyecek kadar geniştir.
Ben kendimi ne sadece bir siyasi partiyle, ne bir futbol takımıyla, ne de tek bir kalıpla tanımlıyorum. Çünkü insanın değeri, hangi tarafta durduğundan çok neyi anladığı, neyi savunduğu ve neyi benimsediğiyle ölçülür.
Atatürk’ün ilke ve inkılaplarını bilmek, onun mücadelesini ve bu ülkeye kazandırdığı vizyonu anlamak demektir. Bağımsızlık, akılcılık, çağdaşlık ve halk iradesi… İşte bu değerler bir kişinin kimliğini şekillendiren en güçlü temellerdir. Bu yüzden “ben sadece Atatürkçüyüm” demek bir daralma değil; tam aksine daha kapsayıcı, daha bilinçli ve daha özgür bir duruşun ifadesidir.
Tarih, tek bir sebebe indirgenemeyecek kadar karmaşıktır. Ne geçmişi tek bir kişiye, ne de bugünü tek bir kalıba sıkıştırmak doğru olur.
Önemli olan, geçmişten ders alarak geleceği akıl ve bilim ışığında inşa edebilmektir.
Bugün ihtiyaç duyulan şey; taraf olmak değil, bilinçli olmak; ayrıştırmak değil, anlamaktır.
Çünkü Atatürk’ün en büyük mirası sadece bir yönetim biçimi değil, aynı zamanda düşünme özgürlüğüdür.
Sonuç olarak bu duruş bir ayrışma değil, aksine ortak bir değer etrafında birleşme çağrısıdır: aklın, bilimin ve bağımsızlığın etrafında…
Benim kişisel bakışımda ise, Türkiye’nin hem Atatürk’ün hem de Osmanlı’dan gelen mirasın en iyi şekilde korunup geliştirildiğini düşündüğüm, günümüzde devletin yatırımlar ve hizmetler açısından güçlü bir şekilde devam ettiğini gördüğüm bir anlayışa yakınım.
Geçmiş dönemlerle kıyaslandığında uzun vadeli projeler ve istikrar açısından önemli adımlar atıldığını, zorlu süreçlere rağmen devletin ve milletin yanında durulduğunu düşünüyorum. Bu nedenle siyasi tercihim de bu doğrultuda şekillenmektedir.
Bu noktada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın uzun yıllardır sürdürdüğü liderlik çizgisini ve devlet yönetimindeki tecrübesini; ayrıca Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “devlet” hassasiyetini merkeze alan duruşunu ve ismiyle uyumlu şekilde devletin bekası konusunda sergilediği kararlı tavrını önemli buluyorum.
Özellikle kriz dönemlerinde gösterilen bu devlet merkezli yaklaşımın, Türkiye’nin istikrarına katkı sağladığını düşünüyorum.
Her iki lidere de Allah’tan sağlık ve uzun ömür diliyorum.
Araştırmacı Yazar | İsmail Yaman
📧 yazarismailyaman@gmail.com
📞 WhatsApp: 0541 850 78 84















