Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Aslında Tüm Sözler Tutuluyor!


02 Aralık 2008 01:03

Yorum Yapılmamış

dilekgappi-bilgiaginet.JPG 

Dilek GAPPİ

GÖZLEM

Elbette başlığa bakarak hemen ‘ iktidar verdiği sözleri nasıl tutuyormuş, görmüyor musunuz milletin durumunu, ekonominin halini’ diye soracaksınız… Pekala anlatalım…

Önce AKP’nin 2002 ve 2007 seçim vaatlerine bir bakalım…

Karşımıza çıkan tablonun asgari yüzde 80’i siyasidir.Türbandan, demokratik haklara, YÖK’’e, meslek liselerine ek kontejana, Avrupa Birliği’ne ve hatta beş altı ay önce dile getirilen ‘GAP bölgesini canlandırmak’ hariç diğer doğu ve güneydoğu politikalarına bakın, büyük çoğu siyasi söylemlerdir..

Ve Başbakanın daha çok yurtdışı gezilerdeki demeçleri akılda kalır ki; çoğunlukla Asya ile Avrupa arasında arabulucuyuzdur, hatırlarız….

Seçim vaadlerinin ekonomik ayağında ise daha çok icraatın tanımına değil sonucuna rastlanılır.
“Fakirler de sağlık hizmeti alacak, yeşil kartsız dar gelirli vatandaş kalmayacak, vs. vs.”
Makro ekonomide de karşımıza çıkan tablo da pek farklı değildir.
“ IMF’e muhtaç olmadan yolumuza devam edeceğiz”, “yabancı fonların ilgisi Türkiye’ye büyük” , “Türkiye geleceğin yıldız ülkesi”vs. vs.

*****

Çünkü Başbakan Tayip Erdoğan siyasi konularda, uluslar arası ilişkilerde bu ülkenin kaptanı olduğunu hissettiren bir güç sergiler ama ekonomide hep bir adım geridedir. Bu nedenle ekonomiye yönelik makro strateji açıkladığına pek tanık olmayız. O konuları mecbur kalırsa genel hatlarıyla anlatır, çoğunlukla da ilgili bakanlara bırakır.Belki derinlemesine inmez, inemez belki de kendisini bulunduğu mevkilere taşıyanın siyasi vaatler olduğuna inandığından “ekonomi” de hep bir adım uzaktadır.
Sanayi tesislerine gitmez, tarlada üreticinin yanında yoktur, madenlerde göremezsiniz.

Diyeceksiniz ki, Başbakanlar her konudan anlamak zorunda değil, konuyu iyi bilenlerden bir yönetim oluşturmak onun görevi….

*****

Konu ekonomi ise yanıt “hayır”dır. Çünkü kaptan, yardımcı kaptanların verdiği bilgiye göre rota çizmez. Yanındaki yardımcıları gidilen yolun sonuca varılacak en kestirme yol olduğunda ısrarcı bile olsa güzergahta karşısına çıkacak riskleri görmek kaptanın işidir. Bazen durup bir limanda fırtınanın geçmesini beklemek, en kısa yoldan gitmekten daha doğrudur.

Liderlik iyi hatip olduğu için, kitleleri peşinde sürükleme yeteneği olduğu için önem kazanmaz. Onun izlediği yol yüzünüzü hangi tarafa çevirdiğinizi gösterdiğiniz için önemlidir. Çünkü etrafındaki bürokrasi de onu çevreleyen siyasi yapı da o yüz’e göre şekil alır.

Bakınız Türkiye’ye… Siyasetteki kıvraklık, manevralar ekonomide yoktur. Tüm dünya kararlar alır, Türkiye acil alınması gereken kararlarda bile muhakkak zaman yitirir.ABD finans kesimi hariç yalnızca reel sektörü canlandırmak, piyasalara istikrar kazandırmak için 800 milyar dolarlık ek paket, AB Komisyonu’nun işsizlik artışını önlemek ve Avrupa ekonomilerini canlandırmak üzere oluşturduğu 200 milyar euroluk paket, İngiltere ve Fransa’nın ortaya koyduğu canlandırma paketleri ve Çin’in bile nihayetinde benzer gerekçelerle 586 milyar dolarlık paketini izleyerek geçirmedik mi ?

*****

Eğer Başbakan siyaset değil, ekonomi kökenli olsaydı Türkiye’nin ekonomik tablosunda çok
şey değişirdi. Tüm dünya tüketimi ve üretimi canlandırarak ekonomiyi hareketlendirmeye çalıştığı bir süreçte, sıkı bir bütçe politikası tek rota olarak kabul edilmezdi.

Bir süre öncesine kadar “babalar gibi satarım” düsturuyla satılmaya çalışılan kamu bankaları bugün krizde sarılacak cankurtaranlar olmuşsa durup düşünmekte yarar var demektir.

Türkiye, global türbülansta dahi ‘IMF’e ihtiyacımız yok’ postası çekip krizin en şiddetli günlerinde bu kuruma yanaşmaya çalışıyorsa, 2001 krizinde gerçekleştirdiği ve piyasalarda önemli canlılık sağladığı yani denediği bir KDV indirimini, İngiltere’nin ardından hala yapıp yapmamayı düşünüyorsa, Maliye Bakanı bu ortamda bile “ vergilerime dokunmayın” diyebiliyorsa gemide kaptanlık başka ellere geçmiş demektir.

*****

En başa gelelim.
• Ekonomik değişim ve dönüşümü hangi stratejilere bağlı olarak gerçekleştireceğini izah eden,
• Hangi sektörlerin hangi ölçülerde destekleneceğini formülleyen, ekonomide vergilerin hangi oranlarda ineceğini yol haritasına döken, üretimin nasıl canlandırılacağını aktaran, işsizlik probleminin nasıl çözüleceğini açıklayan (gruplar halinde işten çıkarmalar yaşanırken, TOBB’a bağlı her işletme bir işçi alsın Türkiye’nin istihdam sorunu çözülür demenin dışında) stratejik vaadler zaten en başında yoktu ki…

Türban yolunda adımlar atıldı, görmemiz gerekiyor ki demokratikleşme yolunda da Türkiye önemli adımlar atıyor. Yoksul kesimlere de erzak, kömür yardımı gidiyor.

Şimdi tüm bunlara bakın ve söyleyin lütfen,

‘Vaatler tutulmuyor’ diyebilir misiniz ?

Okunma Sayısı: 105
Kategori: Dilek GAPPİ

Yazarın Diğer Yazıları

Her Yer İzmir Olsa!

Bugün elde el yazması tek notası yok. 40’lı senelerde şapirograf tekniği ile basılmış notalarda da...

Lafı Bırak Sisteme Bak

Millet olarak heyecan duymayı seviyoruz. Seçim mitinglerine bakıyorum, çoğu dar gelirli, halinden belli ki zor...

10 Yılda 10 Seçim

Seçim rüzgarları sert esiyor. Evet heyecan var ama 2007 yılından bu yana 12 ayda bir...

Villa Fiyatına 1 Oda 1 Salon

Kentleri özel yapan, tarihleri, kültürleri ve bu kültürün içinde yer edinmiş korunan mimarileridir. Fransa yıllık...

Hakiki Demokrat

İzmir, 24 Haziran’da 28 milletvekili seçecek. Öteden beri, muhafazakarlığa mesafeli ancak sol algıya yakın bir...