Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Çarşamba, Eylül 30, 2026
  • Giriş Yap
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Anasayfa Edebiyat & Sanat Edebiyat

Aşkın Suç Mahalli

Murat İLERİ Yazar Murat İLERİ
30 Eylül 2026
Edebiyat, Murat İLERİ
0
Aşkın Suç Mahalli
400
Paylaşma
5k
Görüntülenme
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Bazı aşklar vardır…

İnsan onları yaşadığını sanır.

Oysa aşk, insanın hayatına giren bir misafir değil; bütün odaları dağıtıp çıkan bir hırsızdır.

Geldiğinde ayak sesini duymazsınız.

Kapıyı nasıl açtığını bilmezsiniz.

Sadece bir sabah uyandığınızda kalbinizin yerinde başka bir şey olduğunu fark edersiniz.

Biraz hasret…

Biraz korku…

Biraz çocukluk…

Biraz da adı konmamış bir yara.

Sonra kendinize sorarsınız:

“Ben ne zaman bu kadar değiştim?”

Cevabı yoktur.

Çünkü bazı değişimler insanın başına gelmez.

İnsanın içine yerleşir.

Aşk da böyledir.

İnsanı kendisinden şüphe ettiren tek suç ortağıdır.


Ben aşka hep geç kalmış insanların gözlerinden baktım.

Bir dondurma isteyen çocuk kadar saf,

bir cinayet mahallinde delil arayan polis kadar kuşkulu…

Sevdiğimiz insanın bize verdiği her sözü gerçek sanırız.

Çünkü insan sevdiği zaman gerçeği değil, inanmak istediğini görür.

Kalp bunun için tehlikelidir.

Akıldan önce karar verir.

Sonra akıl, verilen karara delil bulmakla uğraşır.

Belki de insanın en büyük yanılgısı budur.

Sevdiği kişiyi değil,

onun hakkında kurduğu hayali sever.

Bir süre sonra hayal ile gerçek birbirine karışır.

İşte asıl cinayet o zaman işlenir.

İnsan, kendisinin eski hâlini öldürür.


Çocukken gökyüzüne daha kolay inanırdık.

Bulutların üstünde yürüyebileceğimizi düşünürdük.

Bir salıncağın bizi yıldızlara kadar götüreceğine inanırdık.

Sonra büyüdük.

Ayaklarımız yere bastı.

Gökyüzü uzaklaştı.

Salıncaklar sustu.

İnsan, büyüdükçe bazı şeyleri kaybetmez aslında.

Onlara inanma yeteneğini kaybeder.

Aşk ise bize tam da bunu hatırlatır.

İçimizde yıllardır kapalı duran bir kapıyı açar.

Çocukluğumuzu çıkarır oradan.

Unuttuğumuz heyecanları…

Söylenmemiş sözleri…

Yarım bırakılmış düşleri…

Sonra bir bakarız, yıllardır kendimize ait sandığımız hayatın içinde bir yabancı gibi dolaşıyoruz.


Aşk bizi çok sevdi.

Yaramızın kabuğunu öptü.

Ama yaranın kendisine dokunmadı.

Çünkü bazı yaralar dokunulunca iyileşmez.

Kanamaya başlar.

İnsanların çoğu dışarıdan sağlam görünür.

Oysa en ağır yaralar görünmeyenlerdir.

Bir annenin ölümü…

Bir babanın sessizliği…

Bir kardeşin yokluğu…

İlk aşkın kavuşamaması…

Bir dostun ihaneti…

Bir insanın giderken ardında bıraktığı boşluk…

Bunların hiçbirinin üzerine alçı sarılmaz.

Kimse gelip “Geçmiş olsun.” demez.

Çünkü insanın içinde kanayan yaraların röntgeni çekilmez.

Onları yalnızca geceleri anlarsınız.

Herkes sustuğunda…

Telefonlar çalmadığında…

Sokaklar boşaldığında…

Ve insan kendi kalbinin sesini duymaya başladığında…


Ölümün en acı tarafı, insanı götürmesi değildir.

Asıl acı olan, geride kalanların yaşamaya devam etmek zorunda olmasıdır.

Sevdiğiniz birinin ölümünden sonra güneş yine doğar.

Fırınlar ekmek çıkarır.

Otobüsler duraklara yanaşır.

Çocuklar okula gider.

Martılar yine bağırır.

İnsan buna kızar.

“Nasıl oluyor da dünya hiçbir şey olmamış gibi dönüyor?” diye düşünür.

Döner.

Çünkü hayatın merhameti yoktur.

Hayat, ölülerin ardından durmaz.

Bize kalan görev de budur zaten:

Ölülerimizi içimizde taşıyarak yaşamaya devam etmek.

Belki yas dediğimiz şey budur.

Birini unutmak değil…

Onun yokluğuyla yaşamayı öğrenmektir.


Sevdiğimiz şairler gider.

Oyuncular gider.

Dostlar gider.

Anne gider.

Baba gider.

Bir gün aynaya bakarsınız.

Yüzünüzde sizin olmayan birkaç çizgi görürsünüz.

İşte o zaman anlarsınız:

Zaman sadece takvim yapraklarını değil, insanın yüzünü de eksiltiyor.

Birer birer.

Sessizce.

Kimse fark etmeden.

Fakat aşk bütün bunlara rağmen insanın yakasını bırakmaz.

Çünkü aşkın garip bir inadı vardır.

Ölümün karşısına hayatı çıkarır.

Karanlığın karşısına bir mum koyar.

“Henüz bitmedi,” der.

“Daha söyleyecek sözün var.”

Belki de bu yüzden aşktan kaçamıyoruz.

Çünkü insan, yaşamak için küçük de olsa bir sebebe ihtiyaç duyuyor.


Bazen hayat bize “Biraz dur.” der.

Biz durmayız.

“Sonra yaparım.” deriz.

Sonra…

İnsan hayatındaki en tehlikeli kelimedir.

Sonra ararım.

Sonra söylerim.

Sonra giderim.

Sonra severim.

Sonra özür dilerim.

Sonra sarılırım.

Sonra…

Oysa hayatın en büyük hilesi şudur:

Sonranın geleceğine dair hiçbir garantisi yoktur.

İnsan ertelediği her şeyi kendisine ait sanır.

Değildir.

Ertelenen hayat, bir gün sahibinden hesap sorar.

Bir telefon çalmaz.

Bir kapı açılmaz.

Bir insan dönmez.

Bir mezarın başında bulursunuz kendinizi.

Ve söyleyemediğiniz bütün cümleler, boğazınızda düğümlenir.

İşte o zaman anlarsınız:

Bazı sözlerin zamanı vardır.

Geç kalınca anlamını değil, sahibini kaybeder.


Aşkın bir mekânı yoktur.

Bir ev değildir.

Bir şehir değildir.

Bir yatak odası hiç değildir.

Aşk, insanın içinde kurduğu görünmez bir ülkedir.

Bazen cennettir.

Bazen cehennem.

Bazen ikisi aynı anda.

İnsan sevdiği zaman kendi kalbinin içinde yaşamaya başlar.

Orada güneş başka doğar.

Gece başka çöker.

Bir bakış bütün günü değiştirir.

Bir suskunluk bütün dünyayı karartır.

Bir tebessüm, yıllardır kapalı duran bir pencereyi açar.

Belki de aşkın büyüsü burada saklıdır.

İnsan kendisini yeniden keşfeder.

Kendi içindeki yabancıyla tanışır.

Korkularını görür.

Zaaflarını görür.

Çocukluğunu görür.

Yalnızlığını görür.

Ve en sonunda şunu anlar:

İnsan başkasını severken aslında kendi ruhunun en gizli odasına giriyordur.


Sonra bir gün…

Aşk yine gelir.

Hiçbir şey olmamış gibi.

Kapıyı çalar.

“Git başımdan,” dersiniz.

Gitmez.

“Bitti,” dersiniz.

Gülümser.

“Artık inanmıyorum,” dersiniz.

Elinizi tutar.

Çünkü aşkın en büyük marifeti budur.

İnsanın bütün itirazlarını dinler ama hiçbirini ciddiye almaz.

Aşk bizi çok sevdi.

Bizi yaralarımızdan tanıdı.

Eksiklerimizden sevdi.

Kaybettiklerimizin arasından buldu.

Ve bize şunu öğretti:

Hayat, insanın başına gelenlerden ibaret değildir.

Hayat, başına gelenlere rağmen hâlâ sevebilmektir.

Hâlâ gülümseyebilmektir.

Hâlâ bir serçenin uçuşunu izleyebilmektir.

Hâlâ yağmur yağdığında başını gökyüzüne kaldırabilmektir.

Hâlâ birinin gözlerine bakıp,

“Ben buradayım.”

diyebilmektir.

Çünkü insanın gerçek zaferi hiç yara almamak değildir.

Yaralarıyla birlikte yürümeyi öğrenmektir.

Aşk da tam orada bekler.

Yaramızın en derin yerinde…

Sessizce…

İnatla…

Bizi yeniden hayata çağırarak.

Ve belki bütün hikâyenin sonunda geriye yalnızca şu cümle kalır:

Aşk bizi çok sevdi.

Biz de bütün kayıplarımıza rağmen,

hayatı sevmekten vazgeçmedik.

Murat İLERİ

Paylaş
Etiketler: aşkçocuklukdostun ihanetiGökyüzühasretkorkusalıncaklar
Önceki Yazı

Hayat Hızlandı, Biz Nereye Yetişiyoruz?

Sonraki Yazı

Alışkanlıkların Karakter Haline Gelmesi

Murat İLERİ

Murat İLERİ

MURAT İLERİ – BİYOGRAFİ Murat İleri, ata ve dede tarafı Samsun’un Çarşamba ilçesine dayanan,Zonguldak’ın Çaycuma ilçesinde doğmuş gazeteci,köşe yazarı ve şairdir. Fırat Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi mezunu olan İleri,yazarlık serüvenine 2002 yılında Demokrat Çaycuma Gazetesi’nde başladı.Yıllar içerisinde farklı gazete ve platformlarda kaleme aldığı yazılarıyla okurlarıyla buluştu.İmza Gazetesi Zonguldak’ta 500. köşe yazısını yayımlayarak uzun soluklu yazarlık yolculuğunda önemli bir dönüm noktasına ulaştı. Yazılarında insanı,emeği,adaleti,toplumsal meseleleri,memleket sevgisini,işçi ve emekçilerin hayatını,Çaycuma’yı ve Zonguldak’ı konu alan Murat İleri;hayatın içinden hikâyeleri kendi bakış açısıyla kaleme almaktadır. Anadolu Abdal kültüründen gelen İleri,bu köklü kültürün sazını, sözünü,gönül dünyasını ve insan sevgisini şiirlerine ve yazılarına taşımaktadır. Abdal kültürünün büyük ozanı Neşet Ertaş’ın eserlerinde taşıdığı derin duygudan ve Anadolu insanının gönül dünyasından beslenen İleri, kendi şiirlerinde ve yazılarında bu duygu selini kendine özgü bir üslupla yaşatmaktadır. Onun kaleminde Anadolu’nun samimiyeti, insanın hikâyesi,emeğin değeri ve memleket sevgisi önemli bir yer tutmaktadır. Bugün Yazar Portal çatısı altında Türkiye’nin farklı bölgelerinden yazar ve şairlerle aynı platformda buluşan Murat İleri,yazılarını ulusal ölçekte okuyucularıyla paylaşmaya ve her gün yazmaya devam etmektedir. Murat İleri için kalem;yalnızca yazmak değil, yaşadığı toplumu anlatmak, insanın gönlüne dokunmak,Anadolu’nun kültürel mirasını yaşatmak ve sözü gelecek kuşaklara bırakmaktır.

İlişkili Yazılar

Aşkın Vakti
Edebiyat

Aşkın Vakti

28 Eylül 2026
5k
Gözlerini Kapat, Beni Hatırla
Edebiyat

Gözlerini Kapat, Beni Hatırla

27 Eylül 2026
5k
Gidenin Ardında Kalan
Edebiyat

Gidenin Ardında Kalan

26 Eylül 2026
5k
Kalemin Ardındaki Görünmeyen Emek: Editörlük
Edebiyat

Kalemin Ardındaki Görünmeyen Emek: Editörlük

19 Eylül 2026
5k
Sonraki Yazı
Alışkanlıkların Karakter Haline Gelmesi

Alışkanlıkların Karakter Haline Gelmesi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Köşe Yazarları

Türkiye Deprem Haritası

 

Ayın Sözü

Lütfen Duyarlı Olalım!

de, da vb. bağlaçlar ayrı yazılır.

Cümle bitişinde noktalama yapılır. Boşluk bırakılır, yeni cümleye büyük harfle başlanır.

Dilimiz kadar, edebiyatımıza da özen gösterelim.

Arşiv

Sosyal Medya’da Biz

  • Facebook
  • İnstagram
  • Twitter

Entelektüel Künyemiz!

Online Bilgi İletişim, Sanat ve Medya Hizmetleri, (ICAM | Information, Communication, Art and Media Network) Bilgiağı Yayın Grubu bileşeni YAZAR PORTAL, her gün yenilenen güncel yayınıyla birbirinden değerli köşe yazarlarının özgün makalelerini Türk ve dünya kültür mirasına sunmaktan gurur duyar.

Yazar Portal, günlük, çevrimiçi (interaktif) Köşe Yazarı Gazetesi, basın meslek ilkelerini ve genel yayın etik ilkelerini kabul eder.

Yayın Kurulu

Kent Akademisi Dergisi

Kent Akademisi | Kent Kültürü ve Yönetimi Dergisi
Urban Academy | Journal of Urban Culture and Management

Ayın Kitabı

Yazarımız, Sedayi ALTUN’dan,

“Bir Eğitim Yolcusu” adlı güzel bir eser. Yazarımızın eseri, yine bir yazarımız ve Karadeniz Şairler ve Yazarlar Derneği yönetim kurulu üyemizin sahibi olduğu Ateş Yayınlarından çıkmıştır. Kendilerini kutluyoruz.

Gazetemiz TİGAD Üyesidir

YAZAR PORTAL

JENAS

Journal of Environmental and Natural Search

Yayın Referans Lisansı

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.

Bilim & Teknoloji

Eğitim & Kültür

Genel Eğitim

Kişisel Gelişim

Çocuk Gelişimi

Anı & Günce

Spor

Kitap İncelemesi

Film & Sinema Eleştirisi

Gezi Yazısı

Öykü Tefrikaları

Roman Tefrikaları

Röportaj

Medya

Edebiyat & Sanat

Sağlık & Beslenme

Ekonomi & Finans

Siyaset & Politika

Genç Kalemler

Magazin

Şiir

Künye

Köşe Yazarları

Yazar Müracatı

Yazar Girişi

Yazar Olma Dilekçesi

Yayın İlkeleri

Yayın Grubumuz

Misyon

Logo

Reklam Tarifesi

Gizlilik Politikası

İletişim

E-Posta

Üye Ol

BİLGİ, İLETİŞİM, SANAT ve MEDYA HİZMETLERİ YAYIN GRUBU

 INFORMATION, COMMUNICATION, ART and MEDIA PUBLISHING GROUP

© ICAM Publishing

Gazetemiz www.yazarportal.com, (Yazarportal) basın meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir.
Yazıların tüm hukuksal hakları yazarlarına aittir. Yazarlarımızın izni olmaksızın, yazılar, hiç bir yerde kaynak gösterilmeksizin kısmen veya tamamen alıntı yapılamaz.

Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta

© 2008 - 2021 Yazar Portal | Türkiye Interaktif Köşe Yazarı Gazetesi

Yeniden Hoşgeldin

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Şifrenimi unuttun?

Parolanızı alın

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap