Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Akaryakıt da Zaaf, Soygun ya da Vurgun!..


31 Aralık 2010 00:04

1 Yorum

2010 yılı 27 Aralık tarihi itibarıyla; Bir varil ham petrol’ün alış fiyatı maksimum: 85 dolar = 127.50 TL. Bir varil (%1+-) 159 litre ham petrol alıyor, Yani: 127.50.-TL : 159 lt = 0.80 kuruş/litre; CİF ithal maliyeti.BENZİN’in rafineri çıkış fiyatı: 0.93 -94 kuruş civarında. Bir lira bile değil!..

MAZOT (motorin)’in rafineri çıkış fiyatı: 0.90 kuruş. Bu, çıkış/piyasaya arz-satış fiyatına rafineri kârı dâhildir. Şu hale nazaran, görünen “rafineri kârı” % 10-15 arası olsa gerek!.. Ancak bu bilgiler “örtülü ödenek sırrı” gibi saklanıyor… Tıpkı Doğalgaz ithalinde olduğu gibi… Buna rağmen, hiçbir bilgi meçhul değil, her şey ortalıkta. Eğrisi-doğrusu, masumu-maksatlısı bütün bilgiler aslında ortada.. Wixileaks, Lockheed ve diğer skandallar gibi…

VAHİM OLAN MESELE NE?..

Türkiye, dünyadaki petrol piyasasına kıyasla pompa fiyatlarında ve akaryakıttan alınan vergilerde 2 adet dünya rekoruna sahip. Benzinin rafineri çıkış fiyatı ile satış fiyatı arasında fahiş farklar var. Rafineri çıkış fiyatı ile satış fiyatı arasında 3-4 kata varan artışlar var.

Benzin ve motorinin rafineri çıkış fiyatları ile satış fiyatları karşılaştırıldığında aradaki fahiş fark gün yüzüne çıkıyor. Ülkemizde benzin’in rafineri çıkış fiyatı 0,93 kuruş, motorin’in rafineri çıkış fiyatı da 0,90 kuruş olarak gerçekleşiyor.

Yani: 1 litre benzin rafineriden 0,93 kuruşa çıktıktan sonra yüzde 403 – 425 artışla 3.75,- 3.80,- 4.00 liraya varan “insanlık, din-iman, akıl ve mantık” dışı bir zalimlik, alçaklık, duyarsızlık, arsızlık, onursuzluk ve sorumsuzlukla satılıyor.

Bir litre mazot rafineriden 0,90 kuruşa çıkıyor % 351 artışla 3.30,- 3.32., kırsal motorin ise 3.16,- 3.18 liradan, aynı mezalim anlayışla satılıyor.

22 ay öncesi ile kıyaslandığında, ithalât ve rafineri fiyatları daha düşük durumda ama pompa da tam tersi durum hâkim!

Bu akılsızlık, adaletsizlik ve hukuksuzluk anlaşılır gibi değil!..

Üstelik dünyanın petrol denizi Türkiye’nin yanı başında…

Bazı Avrupa ve Uzakdoğu gibi binlerce km den petrol ithal eden bir ülke değiliz.

VERGİ SKANDALI

Akaryakıt ürünlerinde vergilere bakıldığında bir başka dünya rekoru karşımıza çıkıyor.

Benzinde rafineri çıkış fiyatına uygulanan vergi oranı ortalama yüzde 266 iken mazot da bu oran yüzde 188. Şu tabloyu lütfen dikkatle inceleyiniz:

Benzin rafineri çıkış        : 0,93 TL, Pompa fiyatı 3,75 TL, Fark +% 403

Motorin rafineri çıkış      : 0,94 TL, Pompa fiyatı 3,30 TL, Fark +% 351

Kırsal motorin                   : 0,93 TL, Pompa fiyatı 3,16 TL, Fark +% 339

Türkiye ithal ettiği ham petrolü rafinerilerinde işliyor. Fakat işlenen benzinin ancak

yarısı iç piyasada tüketilebiliyor. İhtiyaç fazlası petrol yurtdışına ihraç edilirken litresi 0,93 kuruştan satılıyor. Yani Türkiye’de pompada 3,75 – 4.00 TL olan benzin yurt dışına 0,93 kuruşa depolara doldurulmaya ve kullanıma hazır olarak satılıyor. Bu kadar hayati, sinerjik etki içeren ve stratejik bir üründe vatana ihanet gibi bir şey bu…

DURUM!…

23 Aralık 2010 tarihinde geçerli fiyat ve döviz kurları bazında yapılan hesaplamalara göre, Türkiye, 28 Avrupa ülkesi içinde ve dünyada benzin ve motorini en pahalı (fahiş fiyata) satan tek ülke.. Bu, idare ile iştigal eden eşhas, parti veya siyasi mekanizma yönünden büyük bir utanmazlık, aymazlık, onursuzluk ve sorumsuzluk olarak değerlendirilebilir. Aksi takdirde bu unsurların, idare kudretinden aciz yahut emir kulu veyahut kolaycı olduklarını düşünmekte mümkün… Her iki halde de halka yapılan bir eziyet, işkence ve zulümdür.

İnsanı içten içe ve alenen kahreden bir başka meselede,  aptal yerine konularak, alay konusu yapılma girişimleridir.

Örneğin, adının başında Prof. Dr gibi akademik ve karizmatik unvanlar taşıyan, kimlik-kişilik, onur ve erdem yoksunu bir insanlık düşmanı piyon ekranlara çıkartılıp, “Türkiye’deki benzin fiyatı 1,9 euro düzeyinde bulunurken, 1 litre benzinden alınan ÖTV ve KDV 1,2 euro ulaşıyor. ÖTV ve KDV, satış fiyatının da yüzde 66,8’ini oluşturuyor” biçimi yalanlar söyleyebiliyor, bu işin arkasında oynanan kara-kirli ve menfur oyunları pekalâ savunabiliyor.

Ne kadar alçakça ve küstahça değil mi?..

Oysa bütün dünya biliyor ki, bu işin arkasında haksız “fahiş” kazanç, ahlâksız edinim, kaçakçılık, potansiyel oy’a tahvil babında yatırım, yandaş medya, yoldaş dernek, sırdaş vakıf ve sair partizanlara kaynak aktarma, kaynak yaratma; Kanunla tayin, tertip, idame ve ikamesi  kabil olmayan bazı “saklı-gizli” işlerin finanse edilmediği ne malum!..

Bir de “akaryakıt kaçakçılığının” milyar dolarlara varan hacmi hesaba katılırsa!..

Belki mesele anlaşılır. Lâkin bu pahalılık zulmünün sebebi anlaşılamaz..

MUHALEFET NE İŞ YAPAR?

Bütün bu soygun, vurgun karşısında niçin muhalefet suspus?

Başta Akaryakıt, Doğalgaz, Telefon, Elektrik, Su, Et, Süt vb. gibi “temel girdi” ve hayati ürünlerin “dünyanın en pahalı fiyatına” satılmasına ve “soygun-vurgun” kapısı olarak kullanılmasına muhalefet partileri niçin sessiz, yaptırımsız, ilgisiz ve kayıtsız?..

NEDEN HERHALDE BU OLSA GEREK:

GALİP BARAN “BU KONUDA” NE DİYOR?..

“….bunu  (mevcut parti, sulta ve parlâmenterlerin fahiş kâr ve pahalılığın hesabını sormamasının nedenini) bilmeyecek ne var sayın SINACI. Hesapta bir gün iktidar olmak varsa, aynı kaynak ve olanaktan yararlanmak söz  konusuysa, binilecek dalı kesmek ne mümkün!.. İşte ’Burası Türkiye’ ve insan bencil bir varlık… Bu duruma  şaşıranlara ben şaşıyorum. Devam edersen, şaşırmamayı sen de öğrenirsin. Galip BARAN”

EVRENSEL İNSAN

“(…) Onun için, “her insanın vicdanının sesini dinlemesi çok önemlidir.

O vicdan sesi sonunda (…) toplumun vicdan sesi haline gelir ki, bizim ülkemizin en büyük sıkıntısı budur. Bizim halkımız vicdan sesini dinlemek istemiyor çünkü çok materyalist olmuş durumda. Çok Bencil (beyinsiz, aklı kıt, imansız, onursuz ve sorumsuz) bir milletiz biz.  Dolayısıyla, (…), vicdan sesini savunan, vicdanının ifadelerini ortaya koyan varlıklara çok ihtiyacımız var. Bu memleketin; bilim adamından, ekonomistten, iyi siyaset adamından ziyade, vicdanının sesini çekinmeden ortaya koyabilen, gerçekten yürekli, gerçekten sevebilen insanlara ihtiyacı var. Bizim para, bilgi, şöhret, sandalye severlere değil, birtakım menfaatler uğruna “üç maymunlar”ı oynayan insanlara değil, tam tersine vicdan sesini ifade etmeye çalışan, seven, uyum sağlayan, ortak alan kurabilen insanlara ihtiyacımız var.

Bizim asıl sıkıntımız buradadır.” (*)

Adam gibi adamlardan, namuslu-dürüst, onurlu ve sorumlu insanlardan müteşekkil bir muhalefet ile gerçekten “millet adına” iş gören savcı, mahkeme ve yargıçlar olsa; Memlekette bu kadar saklılık, gizlilik, adaletsizlik, haksızlık, hukuksuzluk, yolsuzluk ve iki resmi dil talep edebilecek kadar soysuzluk olur mu idi acaba?..

Elbette olmazdı.

Öyle ise “ey muhalefet: ya görevini yap, ya da sahneyi siyaset-i bırak”

Defol git, hangi cehenneme gideceksen..

Yeter ki sahneyi siyasete “onurlu ve sorumlu, dürüst” insanlar gelsin!..

(*) “Evrensel İnsan”, Ergün Arıkdal, s. 222, Galip Baran-Bilinç Üniversitesi)

Okunma Sayısı: 174

Yazarın Diğer Yazıları

GACETA OFICIAL Venezuella Aldatan Put

Mehmet Arif Demirer Bey tarafından periyodik olarak yayınlanan: Kemalist Demokrat TÜRKİYE Dergisi’nin “GACETA OFICIAL”anons manşetli...

Demokratlar Kulübü Derneği

GERÇEK DEMOKRATLAR ve HAKİKİ CUMHURİYETÇİLERE ÇAĞRI, DUYURU VE BİLGİ: “amblemi/logosu AT ve adı DP olan...

Cumhuriyetçi Demokratlar Hareketi

Cumhuriyetçi Demokratlar Hareketi: Halkın mutluluk, zenginlik, güvenlik, hürriyet ve refahı için; Devlet idaresinde millet iradesini...

Milli Dava “Vatan Kıbrıs” (ve KKTC) Yaşayacak Ve Mutlaka Yaşatılacaktır

Kıbrıs’ta; 352 yıl Türkler, 37 yıl İngilizler ve 3 yıl 4 ay Türk – Rum...

Vatikan’ın Kürtleri!..

Ülkemizde Türk vatandaşı olarak yaşamını sürdüren ve fakat kendini “Kürt”, özellikle de “Alevi Kürt” olarak...

Yazıya Yapılan Yorumlar

  1. Murat Serdar Arslantürk dedi ki:

    Sayın Sınacı;
    Muhalefetin söylemlerine ve açıklamalarına, uyarılarına ve paylaşımlarına, eylemlerine ve toplantılarına ‘muhalif’ olmayı görev edinmiş patronlar basını, yanaşma ve yandaş medya olduğu sürece, insanların doğruları öğrenmesi mümkün olmuyor.
    Bana göre Türkiye’de en yoz, en kirli ve en gayri-ahlaki yapı; “üç büyütülmüşler” medyasıdır.
    Neyse ki sizin rakamlarını ve açık seçik hesaplamalarınızla, haksızlık ve rant ekonomosine muhalefetimiz daha da güçleniyor.
    Teşekkürler, saygılar.