Gözlerini Kapat, Beni Hatırla
Bazen insan birini özlemez yalnızca…
Onun yokluğunda kendisinden eksilen parçayı arar.
Gözlerini kapat sevgili…
Dünyanın bütün seslerini bir anlığına sustur.
Çünkü ben sana uzaklardan gelen bir yolcu gibi değil, gecenin sessizliğinde ansızın başlayan bir yağmur gibi geleceğim.
Önce bir damla düşeceğim kalbine.
Sonra bütün suskunluğunu ıslatacağım.
Belki odanın içinde hafif bir rüzgâr dolaşacak. Saçlarına dokunan o serinliği nereden geldiğini bilmeden hissedeceksin.
İşte o an beni hatırla.
Çünkü bazı insanlar dokunmadan da dokunur insana.
Bazı sevgiler mesafeleri aşmak için yollara ihtiyaç duymaz.
Bir düşünce yeter…
Bir hatıra yeter…
Bazen tek bir isim, koca bir geceyi doldurmaya yeter.
Aşkın en tuhaf tarafı da budur.
İnsan, yanında olmayan birini yanında olandan daha fazla hissedebilir.
Felsefe insanın kendisini anlamaya çalışmasını anlatır.
Psikoloji, zihnin özlediği insana neden tekrar tekrar döndüğünü açıklamaya çalışır.
Edebiyat ise bütün açıklamaların sustuğu yerde kalbin sesini duyurur.
Benim sana olan duygum da tam orada başlıyor.
Kelimelerin yetmediği yerde…
Mantığın sustuğu yerde…
İnsanın kendi kalbine yenildiği yerde…
Bazen boğazın düğümlenecek.
Nedenini bilmeden uzaklara bakacaksın.
Kalbin kaburgalarına sığmayacak.
Bir şarkı duyacaksın, beni hatırlayacaksın.
Bir koku geçecek yanından, geçmişin kapısı açılacak.
Belki gecenin bir vakti herkes uyurken gözlerini kapatacaksın.
İşte o zaman anlayacaksın.
Bazı insanlar hayatımızdan çıkmaz.
Sadece görünmez olurlar.
Bir anının içine saklanırlar.
Bir şarkının nakaratında beklerler.
Bir gecenin sessizliğinde yeniden doğarlar.
Ben de senin içinde böyle bir yerdeyim belki.
Ne tamamen uzak…
Ne tamamen yakın…
Ama unutulamayacak kadar derin.
Kapat gözlerini sevgili.
Bu kez kaçmak için değil, beni hissetmek için kapat.
İçindeki sessizliğe kulak ver.
Orada belki benim sesimi duyarsın.
Belki adımı…
Belki sana söyleyemediğim cümleleri…
Belki de yarım kalmış bir sevdanın kalbinde bıraktığı o ince sızıyı.
Çünkü bazı duyguların adı olmaz.
Adını koyduğumuz anda küçülürler.
Oysa benim sana olan sevgim bir kelimeye sığmayacak kadar büyük.
Bir geceye sığmayacak kadar uzun.
Bir ömre sığmayacak kadar derin.
Sen gözlerini her kapattığında, geçmişin bütün soğukluğu biraz daha uzaklaşsın.
Geleceğin korkuları biraz daha sessizleşsin.
Kalbin, kendisine ait olan o eski sesi yeniden bulsun.
Benim sana gelişim belki gerçek bir yolculuk olmayacak.
Belki bir kapı açılmayacak.
Belki ellerimiz birbirine değmeyecek.
Ama ruhun beni hatırladığı anda aramızdaki bütün mesafeler anlamını kaybedecek.
Çünkü gerçek sevda bazen kavuşmak değildir.
Gerçek sevda, kavuşamadığın hâlde bir insanı kalbinin en güzel yerinde koruyabilmektir.
Ben seni orada saklıyorum.
Kimsenin bilmediği bir yerde…
Kimsenin dokunamadığı bir köşede…
Gecenin en sessiz saatinde, kalbimin kendisine bile itiraf etmekten çekindiği yerde.
Belki bir gün yollar yeniden kesişir.
Belki hayat bizi bambaşka yerlere savurur.
Belki de sadece hatıralar kalır geriye.
Ama şunu bil:
Bir insan gerçekten sevmişse, zaman onun izlerini silemez.
Sadece üzerlerini sessizlikle örter.
Sen de bir gece gözlerini kapattığında, bütün dünyanın sesi sustuğunda, kalbinin derinliklerinden bir duygu yükselirse…
Onu susturma.
Bırak gelsin.
Bırak seni geçmişin en güzel yerine götürsün.
Bırak bir anlığına beni hatırlatsın.
Çünkü ben hâlâ o sessizliğin içinde seni bekleyen bir cümleyim.
Yarım kalmış bir şiirin son dizesiyim.
Geceye bırakılmış bir sır…
Kalbe emanet edilmiş bir sevdayım.
Gözlerini kapat sevgili…
Beni hatırla.
Sonra hiçbir şey söyleme.
Çünkü bazı aşklar konuşulmaz.
Bazı aşklar sadece hissedilir.
Benim içimdeki sevda da tam olarak böyle…
Sessiz.
Derin.
İnatçı.
Ve sana rağmen değil,
Sana dair…
Gözlerini kapat…
Beni hatırla.
Belki o an, iki ayrı yerde atan iki kalbin aynı duyguda buluştuğunu hissedersin.
Benim için aşk tam da budur:
Uzakta olan birini, kalbinin en yakın yerinde yaşatmak.
Murat İLERİ















