Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Pazartesi, Eylül 7, 2026
  • Giriş Yap
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Anasayfa Eğitim & Kültür Kültür

Biz Nerede Yanlış Yaptık?

Mehmet Emin BALLI Yazar Mehmet Emin BALLI
07 Eylül 2026
Kültür, Mehmet Emin BALLI
0
Biz Nerede Yanlış Yaptık?
400
Paylaşma
5k
Görüntülenme
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

eskiden bir kişi çalışır,
bir ailenin bütün yükünü omuzlarında taşırdı.
baba ekmeğinin peşinde koşarken, anne evin sıcaklığını korur;
çocuklar da büyüklerin gölgesinde,
ailenin sevgisi ve terbiyesiyle büyürdü.
evde bir Dede bir Nine olurdu…

çocuk, yalnızca anne-babasının değil;
ailenin bütün büyüklerinin terbiyesinden geçerdi.
bir sofrada üç kuşak buluşurdu.
bir sözün anlamını dede’den,
bir sabrın kıymetini nine’den,
hayatın inceliklerini anne ve babadan öğrenirdi çocuk.

belki o hayatın da eksikleri vardı.
belki yoksulluk vardı,
imkânsızlık vardı,
sıkıntı vardı…
ama bir şey daha vardı:
aile vardı…

şimdi ise dönem değişti,❣️
zaman farklı yönden eğiriyor!
anne çalışıyor, baba çalışıyor…
yetmiyor; çocuk büyüdükçe o da hayatın ekonomik çarkına katılıyor.
herkes çalışıyor,
herkes koşuyor,
herkes bir yerlere yetişmeye çalışıyor.

evler büyüyor,
imkânlar çoğalıyor,
teknoloji gelişiyor…

peki ya huzur?
peki ya aile?
peki ya mutluluk?

bunca imkânın içinde neden insan kendisini daha yalnız hissediyor?
neden aynı evin içinde yaşayan insanlar,
birbirlerine her geçen gün biraz daha yabancılaşıyor?
demek ki mesele yalnızca geçim değil…
belki de asıl kaybettiğimiz şey,
birlikte yaşama kültürümüzdür…

elbette ailedeki çözülmenin tek sebebi bu değildir.
ekonomik şartlar,
sosyal medya,
tüketim kültürü,
bireyselleşme,
değişen değer yargıları
ve daha birçok etken bu çözülmede rol oynuyor.
fakat bütün bunların temelinde dikkat çekici bir dönüşüm var:
ailenin geniş aileden çekirdek aileye indirgenmesi…

dede’nin olmadığı,
ebe’nin olmadığı,
teyzelerin, amcaların, halaların, dayıların hayatın doğal parçası olmaktan çıktığı;
karı-kocanın ve çocukların,
çoğu zaman birbirine yetişmeye çalıştığı
daralmış bir hayat…
ve ardından hayatımıza bir başka kavram girdi:
kreş! kreşler…

kreşler elbette çalışan anne-babaların hayatını kolaylaştıran,
çocukların eğitimine ve sosyalleşmesine katkı sağlayan önemli kurumlar olabilir.
burada mesele kreşlerin varlığı değildir.
asıl mesele şudur:
çocuğun hayatında anne-babanın yerini ne kadar ve ne ölçüde başkalarına bırakıyoruz?

çünkü çocuk yalnızca büyütülmek istemez.
çocuk,
sevilmek ister.
sarılmak,
öpülmek,
koklanmak,
dinlenmek,
gözünün içine bakılarak konuşulmak ister…
bir çocuğun ruhu yalnızca yemekle,
oyuncakla,
eğitimle ve imkânla beslenmez.
çocuk, aidiyetle büyür…

bir evin kapısından içeri girdiğinde
“benim annem burada, benim babam burada…”
diyebilmenin güveniyle büyür.
bugün ise bazı çocukların hayatında
anne-baba işte,
dede-nine uzakta,
çocuk kreşte,
akşam olduğunda herkes yorgun…

sonra çocuk büyüyor.
ve biz ondan
sabır bekliyoruz.
saygı bekliyoruz.
sınırlarını bilmesini bekliyoruz.
söz dinlemesini bekliyoruz.

peki, ona bunları kim öğretti?
çocuğa özgürlük vermek güzeldir.
fakat özgürlük ile sınırsızlık aynı şey değildir.
çocuğa “sen özgürsün.” demek başka,
“ne istersen yapabilirsin,” demek başkadır.

özgürlük,
sınırları olmayan bir hayat değildir.
özgürlük;
sınırlarını bilerek yaşayabilmektir.
“hayır” kelimesini duyduğunda durabilmek,
başkasının hakkına saygı gösterebilmek,
isteğinin her zaman gerçekleşmeyeceğini öğrenebilmektir…

oysa bugün bazı ebeveynlerin dilinde başka bir cümle dolaşıyor:
“çocuktur, yapar!”
“bırak istediğini yapsın!”
“çocuk özgür yetişmeli!”
sonra çocuk büyüyor…
ama sınırları öğrenmeden büyüyor.
istediği olmayınca öfkeleniyor.
uyarılınca tepki gösteriyor.
sorumluluk verilince kaçıyor.
ve biz buna bazen
“özgüven” diyoruz…

oysa özgüven başka şeydir,
şımarıklık başka…
özgürlük başka şeydir,
sorumsuzluk başka…
sevgi başka şeydir,
her istediğini yapmak başka…

bir de bunun karşısında başka bir ebeveyn profili oluştu:
“ben yemedim, onlar yesin.”
“ben giymedim, onlar giysin.”
“ben yaşayamadım, onlar yaşasın.”
ve çocuk, sevgiyi sınırlarla değil,
imkânların sınırsızlığıyla tanımaya başladı.
her istediği alınan,
her davranışı hoş görülen,
her hatası “çocuktur” diye geçiştirilen çocuk;
hayatın gerçekleriyle karşılaştığında
neden zorlanıyor diye şaşırıyoruz.
çünkü hayat,
anne-baba kadar müsamahakâr değildir.

hayat her isteğe “evet” demez.
hayat bazen “hayır” der.
bazen bekletir.
bazen reddeder.
bazen kaybettirir.
bazen de insana,
hiç istemediği hâlde sabretmeyi öğretir.

işte aile, çocuğu hayata hazırlayan ilk okuldur.
aile yalnızca karın doyurulan bir yer değildir;
karakterin yoğrulduğu yerdir.
çocuğun ilk öğretmeni anne,
ilk otoritesi baba,
ilk dünyası ailedir.
dede ve nine ise bu dünyanın hafızasıdır.
onlar yalnızca yaşlı insanlar değildir.
onlar,
ailenin geçmişten geleceğe uzanan köprüsüdür.
bir ninenin anlattığı masal,
bir dedenin nasihati,
bir babanın susarak verdiği ders,
bir annenin şefkati…
bunların hiçbiri
bir ekranın,
bir oyuncağın,
bir kreş programının
ya da pahalı bir eğitimin bütünüyle yerini tutamaz.

çünkü kültür kitaplardan önce
insandan insana geçer.
ahlak,
nasihatlerden önce davranışlarla öğrenilir.
saygı,
“saygılı ol” denilerek değil,
büyüklerin birbirine gösterdiği saygıyı görerek öğrenilir.
merhamet,
anlatılarak değil,
yaşatılarak öğrenilir…

ve aile çözüldüğünde,
sadece bir ev dağılmaz.
bir kültürün zincirlerinden biri kopar.
bir nesil,
bir önceki nesilden aldığı emaneti
bir sonraki nesle eksik aktarır.
sonra toplum değişir.
önce evin dili değişir.
sonra sokağın dili…
sonra mahallenin…
sonra toplumun…

ve bir gün dönüp kendimize sorarız:
“biz nerede yanlış yaptık?”
belki de cevap çok uzaklarda değildir.
belki de cevap,
aynı evin içinde birbirimize ayırmadığımız zamanda…
çocuğumuzun başını okşamak yerine
eline tutuşturduğumuz telefonda…
birlikte yemek yemek yerine
herkesin ayrı bir ekrana baktığı sofrada…
dedeyi ve nineyi hayatımızın dışına ittiğimizde…
çocuğun her isteğine “evet” deyip
hayatın ona söyleyeceği “hayır”lara hazırlamadığımızda…
belki de modernleşirken
bazı değerlerimizi geride bıraktık…

şimdi daha çok kazanıyoruz,
daha çok tüketiyoruz,
daha çok imkâna sahibiz.
ama birbirimize daha az zaman ayırıyoruz.
daha çok konuşuyoruz,
ama daha az dinliyoruz.
daha çok iletişim kuruyoruz,
ama daha az temas ediyoruz.
daha çok özgürüz,
ama belki de birbirimize karşı
daha az bağlıyız…

öyleyse asıl soruyu yeniden sormanın zamanı gelmedi mi?
kültürel yozlaşma mı yaşıyoruz,
yoksa kültürümüzü yaşatacak aileyi mi kaybediyoruz?
çünkü aile kaybolursa,
sadece bir ev eksilmez.
bir çocuğun dünyası eksilir.
bir neslin hafızası silinir.
bir toplumun mayası bozulur…

ve unutmayalım:
toplum, sokakta başlamaz.
toplum evde başlar.
çocuğuna ne verdiysen,
yarının toplumuna onu miras bırakırsın.
o hâlde mesele yalnızca çocuk yetiştirmek değildir.
mesele, yarının insanını yetiştirmektir.
ve belki de bugün hepimizin kendimize sorması gereken en ağır soru şudur:
çocuklarımızı hayata mı hazırlıyoruz,
yoksa hayatın zorluklarından koruya koruya
onları hayata karşı savunmasız mı bırakıyoruz?

— Mehmet Ballı

Paylaş
Etiketler: ailebireyselleşmebüyüklerin terbiyesideğişen değer yargılarıkreşözgürlüksosyal medyatüketim kültürüÜç Kuşak
Önceki Yazı

Bir Kitap, Bir Ülkenin Geleceğidir

Mehmet Emin BALLI

Mehmet Emin BALLI

İlişkili Yazılar

Şereflikoçhisar ve Evliya Çelebi
Eğitim & Kültür

Şereflikoçhisar ve Evliya Çelebi

07 Eylül 2026
5k
Evliliği Teşvik Et…
Din ve Ahlak

Evliliği Teşvik Et…

02 Eylül 2026
5k
Burada Çocuklar Hiç Büyümez ki!
Aktüel

Burada Çocuklar Hiç Büyümez ki!

01 Eylül 2026
5k
Abi Kartını Çek…
Gündelik Yaşam

Abi Kartını Çek…

01 Eylül 2026
5k

Köşe Yazarları

Türkiye Deprem Haritası

 

Ayın Sözü

Lütfen Duyarlı Olalım!

de, da vb. bağlaçlar ayrı yazılır.

Cümle bitişinde noktalama yapılır. Boşluk bırakılır, yeni cümleye büyük harfle başlanır.

Dilimiz kadar, edebiyatımıza da özen gösterelim.

Arşiv

Sosyal Medya’da Biz

  • Facebook
  • İnstagram
  • Twitter

Entelektüel Künyemiz!

Online Bilgi İletişim, Sanat ve Medya Hizmetleri, (ICAM | Information, Communication, Art and Media Network) Bilgiağı Yayın Grubu bileşeni YAZAR PORTAL, her gün yenilenen güncel yayınıyla birbirinden değerli köşe yazarlarının özgün makalelerini Türk ve dünya kültür mirasına sunmaktan gurur duyar.

Yazar Portal, günlük, çevrimiçi (interaktif) Köşe Yazarı Gazetesi, basın meslek ilkelerini ve genel yayın etik ilkelerini kabul eder.

Yayın Kurulu

Kent Akademisi Dergisi

Kent Akademisi | Kent Kültürü ve Yönetimi Dergisi
Urban Academy | Journal of Urban Culture and Management

Ayın Kitabı

Yazarımız, Sedayi ALTUN’dan,

“Bir Eğitim Yolcusu” adlı güzel bir eser. Yazarımızın eseri, yine bir yazarımız ve Karadeniz Şairler ve Yazarlar Derneği yönetim kurulu üyemizin sahibi olduğu Ateş Yayınlarından çıkmıştır. Kendilerini kutluyoruz.

Gazetemiz TİGAD Üyesidir

YAZAR PORTAL

JENAS

Journal of Environmental and Natural Search

Yayın Referans Lisansı

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.

Bilim & Teknoloji

Eğitim & Kültür

Genel Eğitim

Kişisel Gelişim

Çocuk Gelişimi

Anı & Günce

Spor

Kitap İncelemesi

Film & Sinema Eleştirisi

Gezi Yazısı

Öykü Tefrikaları

Roman Tefrikaları

Röportaj

Medya

Edebiyat & Sanat

Sağlık & Beslenme

Ekonomi & Finans

Siyaset & Politika

Genç Kalemler

Magazin

Şiir

Künye

Köşe Yazarları

Yazar Müracatı

Yazar Girişi

Yazar Olma Dilekçesi

Yayın İlkeleri

Yayın Grubumuz

Misyon

Logo

Reklam Tarifesi

Gizlilik Politikası

İletişim

E-Posta

Üye Ol

BİLGİ, İLETİŞİM, SANAT ve MEDYA HİZMETLERİ YAYIN GRUBU

 INFORMATION, COMMUNICATION, ART and MEDIA PUBLISHING GROUP

© ICAM Publishing

Gazetemiz www.yazarportal.com, (Yazarportal) basın meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir.
Yazıların tüm hukuksal hakları yazarlarına aittir. Yazarlarımızın izni olmaksızın, yazılar, hiç bir yerde kaynak gösterilmeksizin kısmen veya tamamen alıntı yapılamaz.

Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta

© 2008 - 2021 Yazar Portal | Türkiye Interaktif Köşe Yazarı Gazetesi

Yeniden Hoşgeldin

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Şifrenimi unuttun?

Parolanızı alın

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap