BİR MİLLETİN YENİDEN DOĞUŞU: 30 AĞUSTOS
Her yıl 30 Ağustos geldiğinde sokaklar kırmızıya bürünür, balkonlardan Türk bayrakları sarkar, meydanlarda marşlar söylenir. Çocuklar ellerindeki küçük bayrakları gururla sallarken yüzlerinde büyük bir sevinç belirir.
Ama 30 Ağustos yalnızca bayrakların dalgalandığı, törenlerin yapıldığı bir bayram değildir.
30 Ağustos, bir milletin en zor günlerinde ayağa kalkışının; bağımsızlığına, vatanına ve geleceğine sahip çıkışının tarihidir.
Bu büyük zaferin arkasında Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliği, milletimizin inancı ve Türk ordusunun büyük fedakârlığı vardır.
BİR ÜLKENİN EN KARANLIK GÜNLERİ
Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Osmanlı Devleti çok ağır bir yenilgi yaşadı. 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi’nin ardından Anadolu’nun birçok bölgesi işgal edilmeye başlandı.
15 Mayıs 1919’da Yunan ordusunun İzmir’e çıkması, milletin karşı karşıya olduğu tehlikeyi daha da büyüttü. Ülkenin dört bir yanında işgaller yaşanıyor, insanlar vatanlarının geleceği için endişe ediyordu.
İşte böyle karanlık bir dönemde Mustafa Kemal Paşa, milletin bağımsızlığına olan inancını kaybetmedi.
19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktı.
Bu yolculuk, yalnızca bir komutanın başka bir şehre gitmesi değildi. Bu, bir milletin yeniden ayağa kalkacağı büyük mücadelenin başlangıcıydı.
Mustafa Kemal, milletin kendi geleceğine yine milletin kendisinin sahip çıkması gerektiğine inanıyordu.
Amasya’da yayımlanan genelge, Erzurum ve Sivas kongreleriyle sürdürülen çalışmalar ve Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla Milli Mücadele örgütlendi.
Artık millet, kendi kaderini kendi ellerine almaya başlamıştı.
SAKARYA’DAN BÜYÜK TAARRUZ’A
Milli Mücadele kolay değildi.
Türk ordusu, vatanın bağımsızlığı için büyük mücadeleler verdi. Bu mücadelelerin en önemlilerinden biri Sakarya Meydan Muharebesi oldu.
1921 yılında Sakarya’da Türk ordusu, Yunan ordusunun Ankara’ya doğru ilerleyişini durdurdu.
Bu zafer, Mustafa Kemal’in askerî önderliğini ve Türk milletinin kararlılığını ortaya koyan önemli bir dönüm noktası oldu.
Ancak mücadele henüz bitmemişti.
Mustafa Kemal, düşmanı Anadolu’dan tamamen çıkarmak için büyük bir hazırlık başlattı. Türk ordusu yeniden düzenlendi, askerî hazırlıklar büyük bir gizlilik içinde sürdürüldü.
Ve beklenen gün geldi.
26 Ağustos 1922 sabahı Büyük Taarruz başladı.
Mustafa Kemal Atatürk, Türk ordusunun Başkomutanı olarak bu büyük harekâtı yönetiyordu.
Ordunun hedefi açıktı:
Vatanı işgalden kurtarmak ve bağımsızlığı kesin bir zafere ulaştırmak.
Günler süren çarpışmaların ardından Türk ordusu büyük bir başarı kazandı.
30 AĞUSTOS: ZAFER GÜNÜ
30 Ağustos 1922’de Kütahya’nın Dumlupınar ilçesi yakınlarında gerçekleşen Başkomutanlık Meydan Muharebesi, Türk ordusunun kesin zaferiyle sonuçlandı.
Bu zafer, Mustafa Kemal Atatürk’ün Başkomutanlığında kazanılmış büyük bir dönüm noktasıydı.
Zaferin ardından Mustafa Kemal, 1 Eylül 1922’de Türk ordusuna şu tarihi emri verdi:
“Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!”
Türk ordusu ilerledi.
9 Eylül 1922’de İzmir kurtarıldı.
Böylece Anadolu’nun işgalden kurtuluş yolunda büyük bir adım daha atılmış oldu.
30 Ağustos Zaferi, yalnızca bir savaşın kazanılması değildi.
Bu zafer, bir milletin bağımsız yaşama iradesinin zaferiydi.
ZAFERİN ARDINDAKİ MİLLET
Bu büyük başarı yalnızca cephede savaşan askerlerin değil, bütün milletin eseriydi.
Kadınlar cepheye cephane taşıdı.
Çocuklar, gençler, yaşlılar ellerinden gelen her şeyi yaptı.
Kimi evladını cepheye gönderdi, kimi kağnısıyla mermi taşıdı, kimi evinde kalan son yiyeceğini askerlerle paylaştı.
Herkes aynı inançla hareket ediyordu:
Bu vatan bağımsız kalmalıydı.
İşte 30 Ağustos’un büyüklüğü biraz da buradadır.
Bir millet, en zor günlerinde birbirine kenetlendi.
Ve Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kendi geleceğini kendi elleriyle kurdu.
BUGÜN BİZE NE ANLATIYOR?
Aradan yıllar, hatta bir asırdan fazla zaman geçti.
Bugün çocuklar 30 Ağustos’u bayraklarla, marşlarla ve törenlerle kutluyor.
Fakat bu bayramın bize anlattığı çok daha büyük bir şey var:
Bağımsızlığın ne kadar değerli olduğunu unutmamak.
Çünkü bugün elimizde özgürce salladığımız her Türk bayrağının ardında büyük bir mücadele, büyük fedakârlıklar ve büyük bir inanç vardır.
Çocukların ellerindeki o küçük bayraklar, aslında koca bir tarihin simgesidir.
O bayraklarda Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliği, Türk milletinin cesareti, cephede mücadele eden askerlerin fedakârlığı ve vatanını korumak için hiçbir zorluğa boyun eğmeyen insanların hikâyesi vardır.
30 Ağustos bize şunu hatırlatır:
Bir millet, bağımsızlığına inanır ve birlik içinde mücadele ederse, en karanlık günlerden bile aydınlığa çıkabilir.
Bugün bize düşen ise bu büyük mirası anlamak, Cumhuriyetimizi korumak ve geleceğe taşımaktır.
Çünkü 30 Ağustos yalnızca geçmişte kazanılmış bir zafer değildir.
O, her nesle emanet edilen bağımsızlık ve Cumhuriyet bilincidir.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu büyük zaferi mümkün kılan tüm kahramanlarımızı saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz.
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.















