Türkiye ekonomisini konuşurken çoğu zaman enflasyonu, faizi, döviz kurunu ve piyasaları konuşuyoruz.
Oysa gözden kaçırmamamız gereken çok önemli bir konu daha var:
Türkiye’de kazanılan para nerede tutuluyor, nerede yatırıma dönüşüyor?
İşte tam bu noktada Sayın Cumhurbaşkanımıza bir köşe yazarı olarak çağrıda bulunmak istiyorum:
Yurt dışına çıkan yüksek miktarlı sermaye hareketleri daha yakından takip edilmeli, ilgili bakanlıklar ve kurumlar bu konuda gerekli çalışmaları hızlandırmalıdır.
Bugün para yalnızca bankalardan yurt dışına çıkmıyor.
Altın var, kripto var, dijital varlıklar var.
Dolayısıyla sermaye hareketlerini sadece klasik bankacılık sistemi üzerinden değerlendirmek artık yeterli değil.
İsviçre konusu önemli
Özellikle İsviçre gibi önemli finans merkezlerinde bulunan Türkiye kaynaklı varlıkların, mevcut uluslararası anlaşmalar ve bilgi paylaşımı mekanizmaları çerçevesinde takip edilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.
Yasal yollarla kazanılmış ve yasal olarak yurt dışında değerlendirilmiş vatandaşın parasına kimsenin itirazı olamaz.
Ancak vergi kaçırılmışsa, para kayıt dışıysa, kaynağı açıklanamıyorsa veya suç gelirinden elde edilmişse devlet gereken hukuki mücadeleyi sonuna kadar vermelidir.
Altın ve kripto da unutulmamalı
Vatandaşımızın altına yatırım yapması veya kripto varlıklara yatırım yapması tek başına sorun değildir.
Sorun, bu araçların kayıt dışı sermaye transferi, vergi kaçırma veya yasa dışı para hareketleri için kullanılmasıdır.
Bu nedenle bankalar, finans kuruluşları, kuyumculuk sektörü ve kripto piyasaları arasında etkin bir denetim ve bilgi paylaşımı sistemi oluşturulmalıdır.
Ancak yapılacak düzenlemelerde hukuk içinde hareket eden vatandaşın yatırım özgürlüğü de korunmalıdır.
Asıl soru: Para neden yurt dışına gidiyor?
Bence üzerinde düşünmemiz gereken asıl soru budur.
Vatandaş parasını neden başka bir ülkede tutmak istiyor?
Sadece daha fazla kazanmak için mi?
Yoksa parasını daha güvende hissettiği için mi?
İşte ekonomik politikaların çözmesi gereken temel meselelerden biri budur.
Vatandaş Türkiye’de parasının değerini koruyacağına ve yatırımının güvende olduğuna inanırsa, parasını yurt dışına götürmek yerine kendi ülkesine yatırım yapacaktır.
Bu nedenle sermaye çıkışını önlemenin yolu yalnızca yasak ve kısıtlamalar değildir.
Güven oluşturmak gerekir.
Enflasyonla kararlı mücadele edilmeli, Türk lirasına güven güçlendirilmeli, yatırım ortamı iyileştirilmeli ve hukuk güvenliği daha da güçlendirilmelidir.
Sayın Cumhurbaşkanım, ricamdır
Sayın Cumhurbaşkanım;
İlgili bakanlıkların ve kurumların bu konu üzerinde daha kapsamlı bir çalışma yapmasını rica ediyorum.
Hazine ve Maliye Bakanlığı başta olmak üzere Merkez Bankası, BDDK, MASAK, Ticaret Bakanlığı ve ilgili kurumlar; bankacılık, altın ve kripto piyasalarındaki sermaye hareketlerini birlikte değerlendirmelidir.
Türkiye’nin parasını Türkiye’de tutacak güçlü bir ekonomik anlayışa ihtiyacımız var.
Vatandaşımızın parasını bankalarımızda değerlendirmesi, girişimcimizin Türkiye’de yatırım yapması, sanayicimizin üretimini büyütmesi ve tasarruflarımızın ülkemizin kalkınmasına yönelmesi hepimizin ortak kazancı olacaktır.
Çünkü mesele sadece “Para ülkeden çıkmasın” demek değildir.
Mesele, vatandaşın:
“Paramı neden başka ülkeye götüreyim? Türkiye’de güvendeyim.”
diyebilmesini sağlamaktır.
Benim çağrım açık:
Türkiye’nin parasını, altınını ve yatırım gücünü koruyalım.
Yurt dışına para çıkışını sadece engellemeye çalışmak yerine, Türkiye’ye yatırım yapmayı daha cazip hale getirelim.
Çünkü Türkiye’nin geleceği, Türkiye’de kazanılan paranın yine Türkiye’de yatırıma dönüşmesiyle daha güçlü olacaktır.
Para Türkiye’de kalırsa, yatırım büyür.
Yatırım büyürse, üretim artar.
Üretim artarsa, Türkiye kazanır.
Araştırmacı Yazar | İsmail Yaman
📧 yazarismailyaman@gmail.com
📞 WhatsApp: 0541 850 78 84
















