BAHAR ŞARKISI
Bahar şarkısı, yaşantısının simgesiydi. Efe için şarkı, söz ve nağmesiyle sevgi ve neşe demekti. Neşesinin de sınırı belirsizdi. Şarkı sözlerinin aşkıyla, gönlü ferah ve ruhu huzurluydu. Şarkıda ses derin ve manalıydı.
Şarkı söylemek onun için, vazgeçilmezdi.
Sazından ve sözünden gurur duyuyordu. Şarkı söylemek güçlü bir irade, diyordu. Ses ve söz, yeni kelimeler ve ifadelerle toplum karşısında kabul görmesi, sevildiğine işaretti. Yalnız bahara has bir takdir değil, yılın dört mevsimi şarkılarıyla anıldığım, diyordu.
Böylece kaliteli yaşam bilincini artırırdı. Toplumun sorgulamadığı mantıkla, çalınıp söylenen şarkılara belleğinde yer verirdi. Sözlerine, büyük bir aşk ve duygu yüklüyor, simge kelimelerin nağmeleri dökülüyordu kemanın tellerinden. Şarkılar, baharın havasına uyarlanıyor ve tempo tutuluyordu.
Dillerden gönüllereydi, bahar şarkıları…
Sözleri, ruhuna güç katarken, tablosuna fırçasını atıyordu.
Efe sulu boya tablolarına, şarkı sözleriyle yaklaşıyordu. Şarkılar, ruhumu kamçılıyor, diyordu.
Sanata ve sanatçıya karşı kötü duygular besleyenlere acıyorum, diyordu. Çünkü sanat ruhun gıdasıdır. Toplumu daha iyiye, sanatla yol aldırmak mümkündür, diyordu.
Geçmişin sanatçılarını, seviyor ve onlar gibi başarılı ürünler vermek gerekir, diyordu.
Yeteneğini çalışmakla ileri seviyelere çıkaracağına inanıyordu. Sanatla ilgili davetlere katılıyor ve resmi topluma sevdirmenin yollarını arıyordu.
Sanata ulaşmak için varım, diyordu. Dersleri çok iyiydi. Fakat bu iyiliği sanat için kullanacağını dile getiriyordu. Sanatın ayak izleri yolumu gösterir, diyordu. Bu konuda kimseyle tartışmıyordu. Çünkü ters sözlerle de karşılaşıyordu.
Efe, sanat için vardı. Şarkılarım ve tablolarımla, üzerime gün doğuyor, diyordu.
Efe, tablolarının adına da şarkı söyletip alkışlatıyordu. “Lise öğrencisi böyle bir yetenek,” diyorlardı.
Tablolarını yorumlarken, farklılıklarını da ortaya koyuyordu. Bazen sahada maç izliyor ve arkadaşlarını alkışlıyordu.
Tabloların karşısında, kemanın tellerini nağmeleriyle titretiyor ve izleyenlerle birlikte çalıp söylüyorlardı.
Yüksek okulda okuyor, bestelerini satıyor ve annesini maddi olarak destekliyordu.
Efe’yi babası hoşgörüyle, destekliyor ve her isteğini yerine getiriyordu. Bahar şarkıları her yerde söyleniyordu.
Bahar şarkıları, göz ve gönül okşayan tablolar. Efe’nin eseriydi.
Toplumda her zaman Efe gibi bir yetenek çıkmazdı. Yüzyılın yeteneğiydi.
Sanat büyük bir kabiliyetti.
ATATÜRK, sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir, diyordu.
Hasan TANRIVERDİ














