Bu Gençlik Nereye Gidiyor?
Her çağda, her coğrafyada aynı soru yankılanır:
”Bu gençlik nereye gidiyor?”
Sümer tabletlerinden Antik Yunan’a, kahvehanelerden bugünün sosyal medyasına kadar her kuşak, kendinden sonrakiler için kaygılanmıştır. Belki de bu soru, gençlerin nereye gittiğinden çok, yaşlanan dünyanın değişime ayak uydurma telaşını anlatır.
Binlerce yıl öncesinden kalan kil tabletlerde bile yaşlıların gençlerden yakındığı görülür.
Antik Yunan’da da gençlerin ahlakı ve davranışları üzerine benzer tartışmalar yapılmış, sonraki yüzyıllarda da hemen her toplum kendi gençliğinin “eskisi gibi olmadığını” söylemiştir. “Bizim zamanımızda…” diye başlayan cümleler, insanlık tarihinin en eski alışkanlıklarından biridir.
Çünkü insan zihni alıştığı düzeni sever. Düzen değiştiğinde önce kaygılanır, sonra eleştirir. Bugün de dijital dünyanın içine doğan gençleri anlamakta zorlanan yine yetişkinlerdir.
Biz daktilolarla, kâğıt haritalarla ve sabit telefonlarla büyüdük; onlar ise yapay zekâ, internet ve sınırsız bilgi çağında yetişiyor. Dünyayı algılama biçimleri farklı. Kullandıkları dil, kurdukları ilişkiler ve sorgulama şekilleri bize yabancı gelebilir. Ama yabancı olan her şey yanlış değildir.
Peki, gençlik gerçekten nereye gidiyor?
Hiçbir yere kaybolmuyor. Tam tersine, geleceğe gidiyor. Üstelik bizim bıraktığımız dünyadan daha zor bir dünyaya…
İklim krizini, ekonomik belirsizlikleri, savaşları, göçleri ve yapay zekânın dönüştürdüğü yeni bir çağı omuzlarında taşıyacak olan onlar. Bu yüzden ezberleri sorguluyor, hazır kalıpları kabul etmiyor, kendi yollarını çizmeye çalışıyorlar. Tarih boyunca ilerlemeyi sağlayan da tam olarak bu cesaret oldu.
Sümerlilerin kil tabletlere kazıdığı endişeler bugün sadece bir tarih notu olarak kaldı. Bugün dillendirdiğimiz kaygılar da bir gün aynı raflarda yerini alacak.
Belki de asıl soru şudur:
Gençlik nereye gidiyor değil… Biz, onların kurduğu geleceği anlamaya ne kadar hazırız?
Çünkü her kuşak kendi çağının türküsünü söyler. O türküyü dinlemeyi bilenler geleceği duyar; sadece gürültü arayanlar ise değişimin sesini hiçbir zaman işitemez.














