Bir şehri şehir yapan yalnızca yolları, binaları ya da meydanları değildir. Asıl değer, o sokaklarda yaşayan insanların karakterinde, birbirine uzattığı elde ve yıllar boyunca oluşturduğu güven duygusunda saklıdır. Çünkü bazı insanlar yaşadıkları mahalleyle özdeşleşir. Onların adı anıldığında yalnızca bir kişi değil; bir dönem, bir kültür ve bir yaşam biçimi hatırlanır. Günümüz dünyasında hızla değişen hayat şartları, teknolojinin baş döndürücü gelişimi ve tüketim alışkanlıklarının farklılaşmasıyla birlikte mahalle kültürü de eski sıcaklığını büyük ölçüde kaybetmeye başladı. Eskiden bir bakkal dükkânı yalnızca alışveriş yapılan bir yer değildi. Orası insanların hâl hatır sorduğu, komşuluk bağlarının güçlendiği, çocukların güvenle uğradığı ve ihtiyaç sahiplerinin mahcup edilmeden destek gördüğü bir buluşma noktasıydı. İşte Atakent Kapızlı Mahallesi denildiğinde birçok kişinin hafızasında böylesine anlamlı bir yer edinen isimlerden biri Aziz Gökselli’dir. Aziz Gökselli, uzun yıllardır Atakent Kapızlı Mahallesi’nde sürdürdüğü yaşamı boyunca yalnızca bir market işletmecisi olarak değil, aynı zamanda güven veren kişiliği, yardımseverliği, vefası ve insan sevgisiyle tanınan bir mahalle büyüğü olmuştur. Onu tanıyanların ortak kanaati; güler yüzlü, anlayışlı, merhametli ve insan ilişkilerinde samimiyeti önceleyen bir karaktere sahip olduğudur.
Hayatın en önemli sermayesi güven duygusudur. Ticaret yapılabilir, kazanç elde edilebilir; ancak insanların gönlünü kazanabilmek yılların emeğini, dürüstlüğü ve tutarlılığı gerektirir. Aziz Gökselli de yaklaşık kırk üç yılı bulan esnaflık hayatı boyunca bu güveni inşa eden isimlerden biri olmuştur.
Esnaflık, yalnızca raflara ürün dizmek ya da satış yapmak değildir. Esnaflık; insanların ihtiyaçlarını anlamak, zor günlerinde yanlarında olabilmek, dürüst tartmak, doğru konuşmak ve güven vermektir. Bu anlayışla sürdürülen ticaret, yalnızca ekonomik bir faaliyet olmaktan çıkar; toplumsal dayanışmanın en güçlü örneklerinden biri hâline gelir.
Aziz Gökselli’nin yıllardır işlettiği Aziz Market de bu anlayışın somut bir yansıması olmuştur. Mahalle sakinleri için market, sadece alışveriş yapılan bir mekân değil; samimiyetin, sohbetin ve komşuluk kültürünün yaşatıldığı bir buluşma noktası hâline gelmiştir. Sabahın ilk ışıklarıyla açılan dükkân, akşam saatlerine kadar insanların uğrak yeri olmuş; nice çocuk büyümüş, nice aile hayatının önemli anlarını bu mahallenin sıcak atmosferi içinde paylaşmıştır. Kırk üç yıllık emek kolay kazanılmıyor. Bir iş yerinin kapısını onlarca yıl boyunca açık tutabilmek yalnızca çalışkanlıkla açıklanamaz. Bunun temelinde dürüstlük, sabır, fedakârlık ve müşteriye duyulan saygı vardır. Çünkü insanlar alışveriş yaptıkları yeri değil, kendilerine güven veren insanları tercih ederler.
Başarılı bir hayat hikâyesinin arkasında çoğu zaman güçlü bir aile desteği bulunur. Aziz Gökselli’nin hayat yolculuğunda en büyük destekçisi ise eşi Meryem Gökselli olmuştur.
Meryem Gökselli; merhameti, yardımseverliği, anlayışı ve fedakârlığıyla aile hayatının temel direklerinden biri olarak öne çıkmıştır. Eşiyle birlikte yıllar boyunca market işletmeciliğini omuz omuza sürdürmüş, emeklerini aynı hedef doğrultusunda birleştirmiştir. Bu birliktelik yalnızca ticari bir ortaklık değil, sevgiye, güvene ve dayanışmaya dayanan örnek bir hayat arkadaşlığının ifadesidir. Hayatta bazı başarılar tek kişinin değil, birlikte yürüyen insanların eseridir. Uzun yıllar süren evlilikler, ortak emekle ayakta duran işletmeler ve güçlü aile yapıları bunun en güzel örnekleridir. Aziz ve Meryem Gökselli çifti de yılların getirdiği tecrübeyi sevgiyle harmanlayarak hem ailelerine hem de çevrelerine örnek olmuşlardır.
Bir anne ile babanın en büyük gururu, çocuklarının iyi eğitim alması kadar iyi insan olarak yetişmesidir. Çünkü diploma insanın mesleğini belirler; karakteri ise hayatını şekillendirir.
Aziz ve Meryem Gökselli’nin iki evladı Mehmet Gökselli ile Semra Selvi de ailelerinden aldıkları değerlerle yetişmiş bireylerdir. Anne ve babalarının eğitime verdiği önem sayesinde iyi bir gelecek için emek vermiş, başarılarıyla ailelerinin gururu olmuşlardır. Ancak başarı yalnızca eğitim hayatındaki sonuçlarla ölçülmez. Aile bağlarına duyulan saygı, büyüklerine gösterilen hürmet, topluma karşı hissedilen sorumluluk ve insan ilişkilerindeki nezaket de gerçek başarının ayrılmaz parçalarıdır. Bu yönleriyle Mehmet ve Semra, ailelerinden aldıkları ahlaki mirası yaşatmaya çalışan bir anlayışı temsil etmektedirler.
Bugün toplumların en büyük ihtiyacı yalnızca ekonomik kalkınma değildir. En büyük ihtiyaç; güvenilir insanlar, dürüst esnaflar, fedakâr anne babalar ve ahlaklı nesillerdir. Bir mahallede çocukların güvenle alışveriş yapabildiği, yaşlıların gönül rahatlığıyla uğrayabildiği, herkesin birbirine selam verdiği bir ortam varsa, orada güçlü bir toplumsal kültür de var demektir.
Atakent Kapızlı Mahallesi’nin sosyal hafızasında Aziz Gökselli’nin adı da bu kültürle birlikte anılmaktadır. Yıllar boyunca yalnızca ticaret yapan bir esnaf olarak değil, komşuluk ilişkilerini yaşatan, insanların sevinçlerini ve hüzünlerini paylaşan, mahalle kültürünün devamına katkı sunan bir isim olarak hatırlanmaktadır.
Hayatın sonunda geriye kalan, sahip olunan mal varlığı değil; insanların dilindeki güzel sözlerdir. Bir insanın ardından “Dürüsttü”, “Vefalıydı”, “Kapısını çalanı geri çevirmezdi”, “Herkese aynı samimiyetle yaklaşırdı” denilebiliyorsa, bu en büyük zenginliktir. Esnaf, bulunduğu mahallenin aynasıdır. Güven veren esnaf, güven veren toplumun temel taşlarından biridir. Bu nedenle yıllarını alın teriyle geçiren, dürüst ticareti ilke edinen insanların emeği yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal bir değerdir.
Bugün geriye dönüp baktığımızda görüyoruz ki Aziz Gökselli’nin kırk üç yıllık meslek hayatı, sadece raflardan geçen ürünlerin değil; güvenin, dostluğun, komşuluğun ve insan sevgisinin de hikâyesidir. Meryem Gökselli’nin fedakârlığı, aileye kattığı güç ve çocuklarına kazandırdığı değerler ise bu hikâyenin en sağlam sütunlarından biridir.
Bir ömür boyunca dürüst yaşamak kolay değildir. İnsanların güvenini yıllarca koruyabilmek daha da zordur. Fakat bunu başarabilenler, yaşadıkları şehirlerin sessiz kahramanları olurlar. Onlar gösterişli unvanlara ihtiyaç duymazlar. Çünkü en büyük unvanlarını halkın gönlünde kazanmışlardır.
Toplum olarak böylesine emek veren, alın teriyle yaşayan, insan sevgisini ticaretin önünde tutan, ailesine bağlı ve çevresine örnek olan insanlara sahip çıkmak; onların temsil ettiği dürüstlük, vefa ve dayanışma kültürünü gelecek nesillere aktarmak hepimizin ortak sorumluluğudur.
Çünkü şehirleri güzelleştiren beton binalar değil, güzel insanlardır. Mahalleleri yaşatan dükkânlar değil, o dükkânlarda yıllarca güven dağıtan esnaflardır. Ve bir ömür tamamlandığında geriye kalan en kıymetli miras da işte budur: İnsanların kalbinde bırakılan güzel bir isim, hayırla anılan bir hayat ve nesilden nesile anlatılacak örnek bir yaşam hikâyesi.
Sağlıcakla kalın.
Mehmet GÖKSELLİ
Yardımcı Editör-Yazar-Denetmen














