Bir deprem olduğunda hep aynı cümleleri kuruyoruz: “Keşke önlem alınsaydı.” Oysa önlem almak için felaketi beklemeye gerek yok. Risk gözümüzün önündeyken sessiz kalmak, gelecekte yaşanacak acılara davetiye çıkarmaktır.
Türkiye artık günü kurtaran değil, geleceği planlayan şehircilik anlayışını benimsemek zorundadır.
Türkiye’nin dört bir yanında yıllardır varlığını sürdüren gecekondu bölgeleri, yalnızca şehirlerin görüntüsünü bozan yapılar değildir.
Büyük bölümü mühendislik hizmeti almadan inşa edilmiş bu yapılar, deprem başta olmak üzere birçok afette ciddi can ve mal kaybı riski taşımaktadır. Üstelik plansız yapılaşma; ulaşım, altyapı, çevre düzeni ve acil müdahale hizmetlerini de olumsuz etkilemektedir. Dar sokaklar, yetersiz altyapı ve düzensiz yerleşim, olası afetlerde kurtarma çalışmalarını zorlaştırmakta, kayıpların artmasına neden olabilmektedir. Bu tabloyu değiştirmek artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Bu nedenle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda, belediyelerle birlikte ülke genelinde kapsamlı bir dönüşüm seferberliği başlatılmalıdır. Her belediye kendi sınırları içerisindeki riskli gecekondu alanlarını belirlemeli, şehircilik ilkelerine uygun imar planlarını hazırlamalı ve şeffaf şekilde kentsel dönüşüm sürecini yürütmelidir. Vatandaşların da sürece doğru bilgilendirilmesi, uzlaşının güçlendirilmesi ve sosyal destek mekanizmalarının etkin şekilde işletilmesi dönüşümün başarısını artıracaktır.
Yeni kurulacak mahallelerde geniş yollar, yeşil parklar, bisiklet yolları, yürüyüş alanları, sosyal donatı alanları, otoparklar ve modern altyapı standart hâline gelmelidir. Amaç yalnızca eski binaları yıkıp yenilerini yapmak değil; güvenli, düzenli, çevreye duyarlı ve yaşam kalitesi yüksek şehirler oluşturmaktır.
Kentsel dönüşüm projeleri kamu yararı gözetilerek kararlılıkla uygulanmalı, hukuki süreçler ise hem vatandaşların haklarını koruyacak hem de yıllarca süren gecikmeleri önleyecek şekilde daha etkin ve hızlı işletilmelidir. Çünkü afetler dava dosyalarının sonuçlanmasını beklemiyor.
Türkiye’nin güvenli şehirler inşa etmek için daha fazla vakit kaybetme lüksü yoktur.
Bugün atılacak cesur ve planlı adımlar, yarın binlerce insanın hayatını kurtarabilir. Güvenli şehirler yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin de en değerli mirası olacaktır.
Güçlü şehirler kurmak, güçlü Türkiye’nin en önemli teminatlarından biridir.
Araştırmacı Yazar | İsmail Yaman
📞 WhatsApp: 0541 850 78 84
















