MÖSYÖ TORAMAN
Mösyö Toraman, Fransız’dı ve Fransızca dersi öğretmeniydi. Bir insanın tipik yapısı, ruh hali ve psikolojisinin dengesizliğine açık bir örnekti. Gülsek mi gülmesek mi diye nakaratımız ona baktıkça geçerli hale geliyordu.
Sevgiyle gönlü feveran etmiş ve kalbi boşalmıştı.
Mösyö Toramanın kafatasının yarısı çenesinin altına saklı gibiydi. Biber gibi suratı, solgun görünmüyordu. Yalnız sınıfta uyuklarsa çehresi değişiyordu. Temel reis gibi ağızlıkla geziniyordu.
Gözleri parladığında, sinir katsayısının arttığını anlardık. Çünkü çehresi, kırmızıdan daha koyu hale geliyordu.
Mösyö Toraman, bizi biliyor kabul ediyor ve konuşmasını yapıyordu. Sonra da tercüme etmemizi istiyordu. Arkadaş yarı yarıya Türkçe ve Fransızca bir şeyler söylüyor da sınıfı kurtarıyordu.
İki çeneli Mösyö Toraman, “gramere” kafayı takmıştı. Gramerle ilgili örnek verin, diyordu. Onu duymak ve söylediklerini not etmek için önde oturuyorduk. Amacımız onu taklit etmekti.
Her derste “Pastil yanıyor,” diyordu. İtfaiye ne güne duruyor, diye sesleniyorduk. Mösyö Toraman Urfa biberi, yutmuş gibi kızarıyordu. Kırmızı pigmentli Toraman, sesimizi duyduğunda renk atıyor, çamaşır suyuna batmış gibi oluyordu.
Bizi bir kaşık suda boğabilmek için arkadaşına sesleniyordu.
Yan sınıfa da derse Mösyö Çarliston gidiyordu. Çarliston, Biber suratlı toramanın iskelete dönüşmüş haliydi. Çarliston yanımızdan geçerken ona övgüler dizer ve alkışlardık. Çarliston şişiyor, patlamaya ramak kalıyordu.
Çarliston sınıfta dans edermiş. Onun için sınıf ona “oynak Çarli” diyordu. Oynak Çarli, bizim de ağzımızda yer etmişti.
Bir gün Toraman ve Çarliston, Beyazıt’taki taşların yanında fotoğraf çektiriyordu. Arkadaşlarla gittik, birlikte de fotoğraf çektirdik. Memnun oldular. Arkadaşlara “Abbas yolcu” dedim. Nereden biliyorsun dediler.
Mösyö Toraman şekilsiz bir vücut için örnekti. Kırmızı çehre için de birebirdi.
Hayatın acı sarmalından çıkamamış bir haldeydi. Konuşmasının her kelimesi olumsuzluğu çağrıştırıyordu. Dilini kendine göre iyi kullanıyordu ama hep kötülükten dem vuruyordu.
Dünya savaşının kendilerine yapıldığını söylüyordu. Barbarlar, diyordu. Barbar kimdir? Sorumuza da komşu ülkeler, diyordu. Toraman, tarih yazmış ve kaybetmiş gibi davranış gösteriyordu.
Edebiyat, Fransız dilidir, diyordu. Kendisini övmekten başka, masadan kalkmasını biliyordu.
Mösyö Toraman giderayak bize öyle bir jest yaptı ki bizde şaşırdık. Son yazılı kağıtlarına alacağınız notu yazın. Yalnız bu not sizi kurtarsın, dedi.
Biz de ona göre notları yazdık. Not defterine arkadaş okudu o da yazdı ve sınıfı geçtik.
Fransızca dan geçmiştik ama gözlerimiz, göz kırpmaya devam ediyordu.
Hasan TANRIVERDİ















