KARA ÜZÜM
Kara üzüm üretimi için araştırma yapıyorduk. Ziraat mühendislerine danıştık. Önemli bilgilere sahip olduk. Yardım adına da söz aldık. Bir yıl içerisinde, bağımızda kara üzüm, fidanları gelişecekti. Aradan üç yıl geçtikten sonra, ürün alacağımıza inanıyorduk. Bu yıl üzüm için mevsim iyi geçmişti. Su ve ilaç problemi kalmamıştı. Kardeşimle akşama kadar bağın başındaydık. Akşam olmadan kardeşim kasabaya indi. Biraz sonra komşunun oğlu, muz ve armut getirdi. İçimden kara üzüm geçti. Çocuk, amca babam çarşıdan geldi, muz ve armut getirdi, dedi. Teşekkür ettim. Muz ve armuttan birer tane yedim.
Hayalimde kara üzüm bağının, bakımını yapmak vardı. Sevinçten kalbim yerinden fırlayacak gibiydi. Çok kalmamış, akşamdan sabaha, rahatlayacak ve düzelecektim. Bir an önce, ışığa gözlerimi açsaydım. Gün doğumunda işçilerde gelecekti. Bir gece, uykusuz kalmak, gücümden tüketmeyecekti. Belki biraz yorgun olabilirdim. Fakat benim için bağın düzenlenmesini yapmak, inanılmaz zevkti.
Kapının önündeki koltuğa, oturdum ve ayaklarımı uzattım. Bir şekilde rahatlamaya özen gösterdim. Farkında olmadan, böyle bir davranış sergiledim. Ufkun kızarmasını, beklemeye başladım. Bekleme derin bir uykuyla kendini gösterdi. Koltuk son derece gerçekçi bir sahneydi. Rüyamda kara üzüm fidanlığını sayıklıyordum. Fidanlarla kurduğum sevgi bağı yüreğimi dolduruyordu. Başıma kara üzümün “sevgi tacını” koymuştum. Kara üzüm muhabbetimiz büyük değer kazanmıştı. Derin bir uykuya dalmıştım. Öyle bir uyku ki kendimden habersizdim.
İki insan arasındaki, farklı bir ilişki ağı örülmesi gibi, fidanlarla, aramıza çirkef bir ağın örülmesine ortam hazırlanmıştı. Koltuk, garip ama sevgimizi dejenere etmiş ve kapının önünde guguk saati gibi ötüyordu.
Koltuk ve tan yeri uyuşmamıştı. Muz ve armut tabağı önümde, koltuk da meyveleri sevmişti. Sonuçta sabahın serininde önemli değişimler yaşanacaktı. Kara üzüm fidanlarıyla, rüyada da göz göze geliyoruz…
Fidanlar kendini gösterecekti. Fakat koltukta, önce muz ve sonra armut meyvesine yenik düşmüştüm. Beni koltuk mu aldatmıştı, yoksa meyveler mi? Uykuya esir etmişti.
Güneş doğmuş ve fidanlara etkimeye başlamıştı. İşçiler geldiğinde ise hiçbir hazırlık yapılmamış ve fidanlar bekliyordu.
İşçilerle bağa vardığımızda, şok olduk. Muz ve armut meyvesinin ilaçlı olduğuna karar verdik. Pazara koştuk ve fidanlar, satılmadan yakaladık. Satanı da bulduk. Kardeşimin olmadığına sevindim. Çocuğun babasına da söyledim.
Bir daha gözümüze görünmeyin, dedim.
Hasan TANRIVERDİ















