Tam zamanı hatırlamasam da yirmili yaşlarımda bir gece rüyamda çok perişan bir şekilde hatta yırtık, eskimiş kıyafetlerle bir denizin kıyısından, uzun bir kafile halinde yürüyorduk. Burası neresiydi?.. Benim bu kadar perişan insanların arasında ne işim vardı ?.. Dahası nereye gidiyorduk bilmiyordum. Deniz solumuzda kalıyordu dalgalıydı ve hiçbirimiz denize bakmıyorduk.
Tam bu sahneyi görürken nefes nefese uyandım. Boğazıma düğümlenen kelimeler vardı ama neydi bilmiyorum… Sadece “Çok kötü herkes çok perişan” demiştim kendi kendime. Kalbimde acı bayağı acı bir tat vardı. Bu gerçekten böyleydi. Kalbin acıması yaşanan biyolojik bir olay, zira aynen böyle hissediyor insan; sanki kalbim yanıyor gibiydi. Yıllar sonra gördüğüm rüyanın, dedem soyumdan gelen, büyük ÇERKES SÜRGÜNÜ sırasındaki o korkunç göç ile ilgili olduğunu, bir tarih atölyesi sırasında fark etmiştim. Rüyamda gördüğüm 1864 yılı itibari ile Çarlık Rusya tarafından sonuçlandırılan Büyük Çerkes Sürgünüydü.
Aslında 21 MAYIS 1864 tarihi bir ÇERKES SÜRGÜNÜ DEĞİL tam BİR SOYKIRIMDIR. ÜSTELİK 19.Yüzyılın en büyük SOYKIRIMIDIR.
Çarlık Rusyası 1864 yılında (19 .yüzyılda ) Karadeniz’in Kuzeydoğusundaki Çerkesya diyebileceğimiz bölgede yaşayan, yaklaşık iki milyona yakın nüfusun %90’ını bölgeden çıkartmıştır. Göçe zorlanan Çerkesler Karadeniz’i gemilerle çoluk çocuk, yaşlı, kadın hastalarla birlikte aşarak, Anadolu’ya, Suriye’ye, Ürdün’e göçmüşler ve bu ZORAKİ SÜRGÜNDE yaklaşık 600.000 Çerkes vefat etmiştir.
İşte bu acımasız olay, 19 .YÜZYILDA Kİ gezegenin EN BÜYÜK SOYKIRIMIDIR.
YAHUDİ SOYKIRIMINDAN
ERMENİ SOYKIRIMINDAN bahseden, BİRLEŞMİŞ MİLLETLER YURTLARI VARKEN, YURTSUZ BIRAKILAN ÇERKES SOYKIRIMINDAN neden bahsetmez ?
RUSYA halâ neden geçmişinde ki bu korkunç yanlış ile yüzleşip, dedelerimize nenelerimize acı çektirdikleri için AF dilemez.
Halâ neden kendi topraklarından zorla kopardıkları atalarımızı, topraksız ve YURTSUZ bıraktıkları için, bugünkü biz Çerkes torunlarından AF dilenmez .
ULUSLAR GEÇMİŞLERİYLE BARIŞAMAZSA
O ULUS BAŞKA ULUSLARLA DA BARIŞAMAZ.HATTA KENDİ İÇİNDE BİLE BARIŞAMAZ.
Ulusların hayatı tıpkı insan hayatı gibidir. Kişi kendi geçmişiyle barışmazsa, geçmişiyle yüzleşmezse, hatalarını kabul etmezse, kişinin hayatı hep tek lastiği patlak bir Skoda kamyonet gibii yan gider. Bir süre sonra da durur ve gidemez.
Nasıl ki HATASIZ İNSAN YOKSA
Nasıl ki insan hayatının bir döneminde bir hata yapabiliyorsa, önemli olan bu hatalardan ders ÖĞRENMEKTİR. ULUSLARIN hiçbiri de kendi tarihleri itibariyle SÜTTEN ÇIKMA AK KAŞIK değildir. Zaten olması da mümkün değildir.
Siyaset gereği kendi milli çıkarlarını korurken, başka ulusların çıkarlarına ve demografik yapılarına yönelik yanlış politikaları, tarih boyunca birçok ülke uygulamıştır… Araştırmak, okumak ve objektif olmak gerek ve bu yanlış politikaları özellikle millileştirmemek gerek bence. Günümüzde kendi ulusal ve ekonomik çıkarları için “Kara” diye etiketlediği Afrika’yı yüzyıllardır sömüren bir AVRUPA siyasi tarihi var mesela. Kısaca ulusların tarihinde ve devletlerin tarihinde, kendi siyasi çıkarları için, yanlış yapmadan ilerlemeleri aslında pek de mümkün olmamıştır geçmişte.
Benim için Çerkes soykırımı, ana dili Çerkesce olan rahmetli dedem ve Çerkes akrabalarım için sadece biyolojik olarak aktarılan bir genetik kodlama yada sosyolojik olarak hüzünlü bir sosyal miras değil sadece.
Benim ne yazık ki hangi tarafıma baksam bir SOYKIRIM yada zorbalık var.
Bir tarafım Çerkes yurtları varken YURTSUZ bırakılmış dedem atam soyum, orada soykırım var.
Bir tarafım Kürt yurtları varken, isimleri ille yok sayılmaya çalışılan dedem nenem atam soyum… Bu tarafımda da tarihte yasaklar ve baskı var yazık ki.
Ben kimim o zaman; siyasi menfaatler, hırslar gezegende ki bu topraklar, bu haklar ille benim diyen uluslar yüzünden mağdur olan, itilen, sürgün edilen, ötekileştirilen, topraksızlaştırılan, dilleri yasaklanan, kökleri sökülen benim gibi olan insanların ve bizim çocuklarımızın suçu ne?
Bizler neyin bedelini ödemek zorundayız? Çerkesce bilmediğim için büyük halamla Kürtçe bilmediğim için babaannemle tek kelime konuşamadan onları bu dünyadan gönderdimse bu durum vebal değil midir?
Bu vebal, sadece yanlış bir politik karara mı aittir?
Hayır bence. Gezegenin herhangi bir yerinde milliyetleri, dinleri, cinsiyetleri ve de yaşadıkları toprakları yüzünden zulüm gören, sürülen, baskı altına alınan yada soykırıma uğrayan insanlar varsa, bu durum tüm insanlığın hatasıdır. 21.yüzyılda Gazze soykırımının vebali tüm hepimizin üzerinde değil mi peki ?
Yanlış politikalara hayır diyemeyenler; NEMRUT’UN ATEŞİNE SU TAŞIYAN KARINCA KADAR CESARETLİ DEĞİLDİRLER kanımca.
Gezegenin bir yerinde YANGIN varsa o yangın bilinmeli ki İNSANLIĞIN TEK EVİ BU GEZEGENDEDİR . Yani insanlığın evinin hangi köşesi yanarsa yansın, yanan neticede İNSANLIĞIN EVİDİR .
Tarihteki yanlış POLİTİKALARIYLA YÜZLEŞEN, bu yanlış politikaları MİLLİLEŞTİRMEDEN kabul edip daha hümanist politikalar üreten, yine insan ONURUNA yakışan değerleri yücelten, politikaları geliştiren ve bu politikaları insan hayatına ve çağına entegre edebilen bir insanlık tarihi çin her zaman umut her zaman olacaktır.














